Kur’an’a Rağmen Çözüm mü?

Ülkemizde ve bütün İslam âleminde garip ve ucube olayları tezgâhlayan gizli güçlerin olduğu bilinmektedir. Dünya çapında şeytanca proje üretip İslam âleminde tahribatlarını sürdüren gizli güçler ellerinden geleni fasılasız yapmaya, devamla tahribatta ısrar ediyorlar.

İ’tikadî, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, savunma, eğitim ve ahlâkî değerlere varıncaya kadar müslümanların bütün değerlerini tahrip edip her tür değerimizi yıkmayı beceriyorlar. Bu gizli güçler Siyonist çeteler ve ehli salip teröristlerdir. İnsanların şehevî duygularını bile tahrip ederek şahsiyet cellatlığı yapıyor, aileyi fuhuş girdabına mahkûm edip toplumu seksomanyak yapmayı hedefliyorlar. Şeytanlıkta sınır tanımayan bu şirret, kalleş, hain, zâlim ve vahşi gizli güçler, yaptıkları tahribatlarla tatmin olmuyorlar. Tahribatta tahmin ettiklerinden fazlasını elde etmişler ve daha çok tahrip etme peşine düşmüşler, sürdürüyorlar.

Birçok alanda hileli programlarını uygulamışlar, kadının tesettürüne saldırdıkları gibi hayâsını, iffetini, kişiliğini ve bütün değerlerini de buharlaştırmışlar. Bu merhaleleri başarı ile sürdüren bu şeytanî güçler kendi ülkelerindeki kokuşmuş çirkefliklerini bile “Avrupa Birliği kriterleri” gerekçesi ile İstanbul sözleşmesinde dikte yoluyla kabul ettirmişler. Bizde cumhuriyetin ilânı ile başlayan ve gittikçe hız kazanarak zirve yapan tahribat, müslümanları uyarmaya yetmeli idi. Yıllardır bu iğrenç gelişmeler yazıldı ve çeşitli platformlarda anlatıldı. Şimdi görüyoruz ki kimi müslüman işin vahametini anladı, harekete geçti. Fakat bu defada kantarın topuzunu kaçırdı. Her kes bir şeyler yazıyor, bir şeyleri iddia edip eleştiriyor.

Fakat bu aşağılık düşmanlar, bu kadar üzerimize yüklenirken, çok düşündürücü bir hal yaşıyoruz. Biz onların değirmenlerine “sutaşıma” görevini üslenmiş gibi olduk. Bu da çok garip, şaşırtıcı ve belirsiz bir süreç görünümü vermeye başladı. Bu süreç öylesine bir imaj uyandırdı ki, sanki bizim başka hiçbir işimiz kalmadı da öncelikli gündemimiz haline geldi. Şer güçler şeytanî projeler hazırlıyor ve bize meccanen reklamını yaptırıyorlar ve de uygulatıyorlar. Aslında gayri müslim bozguncular görevlerini yaparken elbette bizim görevimiz de Kur’an ile çözümü nasıl gerçekleştiririz olmalıdır.  Kâfir bozguncular birbirine,

Ehli kitaptan bir grup taraftarlarına derlerdi ki: “Varın sabahleyin o müminlere indirilen Kur’an’a iman ettik deyin, akşam olunca da dönüp inkâr edin belki onlar da etkilenir dönerler.” (Âli İmran:3/72) diyorlardı. Onlar şeytanlık görevlerini amansız ve acımasızca yaparlarken müslümanlar da Kur’an’dan gereken dersi almak istemiyorlar.

Müslümanların Allah’a, Peygamberine ve Ona indirdiği Kur’an’a, daha önce indirdiği kitaplara ve bunlarla beraber âhiret gününe, imanları gereğince uyanmalıydılar. Öncelikle kendilerini çok iyi organize etmeliydiler. Ey müminler! Nefislerinizi ve ailelerinizi bir ateşten koruyunuz ki, onun yakıtı, insanlardır ve taşlardır. Üzerinde iri gövdeli, sert tâbiatlı melekler vardır. Onlar, Allah’ın kendilerine emrettiği şeyde âsi olmazlar ve emrolundukları şeyi yapıverirler. (Tahrim;66/6) Demek ki önce nefislerini sonra da ailelerini koruma görevleri olan müslümanların ağır ve önemli sorumlulukları vardır.

Buna rağmen “Avrupa Birliği Kriterlerine” uyma taahhüdü vermiş olan “laik devlet,” zaten bunu kabul etmiş, bugün ki yönetime de, bu sözleşmeyi imzalama işi kalmıştı. Fakat bu meşum sözleşmeden daha ağır fatura ödememize sebep olan, ilgilerin hedef saptırmasıdır.

Hiç kimse esas yapması gerekeni değil, üzerine pek elzem olmayanın peşine düşüp kötüyü ısrarla belleklere yerleştirme taktiği gütmesi gerçekten düşündürücüdür.

Kur’an’ın bu alanda da ciddi uyarıları vardır. Fakat müslümanlar, Kur’an’ın içeriğini anlamamak için işbirliği yapmış görüntüsü vermektedirler. Hele bir bakalım, Allah Teâlâ ne buyuruyor: İçinizden hayra davet eden, ma’rufu emreden, münkerden nehyeden bir cemaat, “lider kadroyu” gerçekleştirin. İşte dünya ve ahiret mutluluğu kazananlar onlardır. (Âli İmran:3/104) İslam toplumunun bedenini teşkil eden ahaliyi kötüye kullananlar bu muhteşem tabloyu nasıl değerlendireceklerdir, gerçekten merak konusudur.

Kur’an’ın çözümü ve emri budur. Başka çözüm arayanlar, “hevâlarına uyanlardır.” “Keşke bilselerdi!”    Esselamu aleykum.                                         

İlhan ORAL

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Recent Posts

  • Gündem

VAHİY PENCERESİ Topraktan Geldik, Toprağa Döneceğiz: Ölümü Unutan İnsan

VAHİY PENCERESİ Topraktan Geldik, Toprağa Döneceğiz: Ölümü Unutan İnsan “Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde…

2 saat ago
  • Gündem

Hüseyin Bozkurt, İmamoğlu, Benden 8 Milyon Dolar Rüşvet Aldı

İmamoğlu Davasında 8 Milyon Dolarlık Rüşvet Beyanı Medicana Hastaneleri'nin Sahibi ''Hüseyin Bozkurt'' Ekrem İmamoğlu, Benden…

9 saat ago
  • Genel

İsrail Basınında MIZRAK Alarmı!

İsrail Basınında MIZRAK Alarmı: "Türkiye Doğrudan Vuruş Menziline Aldı" Tel Aviv merkezli analiz platformu Nziv,…

10 saat ago
  • Avrupa

Brüksel’in Türkiye Düşmanlığı

Yunanistan Sürükledi, AB Yine Arkadan Vurdu: Brüksel’in Türkiye Düşmanlığı Bitiş Çizgisini Aştı! Türkiye ile Libya…

10 saat ago
  • Genel

Bedir Mutabakatı İmzalandı

Dört İslam Ülkesinden Güç Birliği: Bedir Mutabakatı İmzalandı Türkiye, Endonezya, Katar ve Pakistan, savunmada iş…

11 saat ago
  • Gündem

Kapitalizmin Mabetleri: İbadetimiz Alışveriş, Kıblemiz Vitrin mi?

Kapitalizmin Mabetleri: İbadetimiz Alışveriş, Kıblemiz Vitrin mi? İnsanlık tarih boyunca kutsal mekânlar inşa etti. Kimi…

12 saat ago