Makale

KUR’ÂN’I ANLAMADAN OKUMAK VE DİNLETMEK HURAFECİLİĞE VE LAİKLİĞE HİZMET DEĞİL MİDİR?

Ey Diyanet ve Ey İmam Hatipler!
KUR’ÂN’I ANLAMADAN OKUMAK VE DİNLETMEK HURAFECİLİĞE VE LAİKLİĞE HİZMET DEĞİL MİDİR?

Kur’ân-ı Kerîm’in Fussilet sûresinin 26. âyetinde şöyle buyrulur:

“Kur’ân’ın, Allah’ın insanlığa hayat düzeni kıldığı Kitab’ı olduğuna inanmayan inkârcılar şöyle derler: “Sakın şu Kur’an’ı dinlemeyin! Onun etkisini engelleme ve gidermede başarı sağlayabilmeniz için Lağiv yapın.

LAĞİV YAPMAK NEDİR?

Bizim, âyette geçen ve “boş/faydasız eylem” anlamıyla bağlantılı olarak “Kur’an karşısında sonuç alınamayacak faydasız sözlü ve fiilî etkinlikler düzenleme” anlamını verdiğimiz Lağiv yapmayı günümüz şartlarında şöyle de açabiliriz:

» Lağiv yapın yani Kur’ân’ın kişileri ve kitleleri etkileyen gücünü kırmak için dinlenilmesi ve üzerinde düşünülmesini engelleyin;

» İlgi çekici menkıbelerle, hikâyelerle vs. mümin kitleleri oyalayıp uyutmaya çalışın;

» İnsanları cinsellik, içki, uyuşturucu, kumar ve spor izleyiciliği gibi eğlencelerle oyalayın;

» İslâm ve Müslümanlar aleyhinde yıkıcı propagandalar yapın;

» Kur’an hakkında yanıltıcı itirazlar geliştirin;

» Basın yayın araçlarını da kullanarak, Kur’ân tebliğcilerini laiklik karşıtlığı ile ve ceza yasaları ile susturun… ve:

» Etkileyeceğiniz cemaatler ve tarikatlar yoluyla anlamadan Kur’ân okumalarını teşvik edin ve böylece Kur’ân insanı ve toplumunu inşa etmelerini engelleyin.

***

Kur’ân’ın söz ve ma’na olarak Allah’ın Kitabı olduğuna inanmayan kâfirlerin onun anlaşılarak dinlenilmesini engelleme yolları ve yöntemleri bunlar ve benzerleridir.

Hac suresinin 72. âyeti de bu yol ve yöntemlerin bir kısmına şöylece işaret etmektedir:

“İslamî ölçüleri ortaya koyan âyetlerimiz, onlara açık ve net olarak okunduğu zaman, yüreklerini kaplayan kin, nefret ve imansızlık olan Münker’i o kâfirlerin yüzlerinden okuyabilirsin. Öyle ki, âyetlerimizi onlara tebliğ edenlere neredeyse saldıracak gibi olurlar. Onlara de ki: “Peki, sizi bundan daha beter bir öfkeye düşürüp kinlendirecek olguyu size bildireyim mi? O, Allah’ın âyetlerine karşı ateş püsküren inkârcıları bekleyen cehennem ateşidir ki, Allah onu sizin gibi kâfirlere hazırlamıştır. O ne kötü bir dönüş yeridir!”

DOĞRUDAN SALDIRMA

Ülkemizde Kur’ân’a inanmayan bazı kâfir tipler, anlamı aktarılan âyette belirtildiği gibi, ona karşı yalnızca saldırgan bir tavır takınmakla kalmamışlar, doğrudan saldırmışlar ve kan dökmüşlerdir. Üstelik İslam’ın azınlığa tanıdığı evlenme-boşanma ve miras hükümleri dahil, hayata yön veren eğitim, hukuk ve ekonomiye ilişkin bütün yasalarını yürürlükten kaldırmışlar ve yasak kapsamına almışlardır.

Halkımızı Kur’ân’dan koparanlar, Diyanet’i kendi amaçları doğrultusunda yapılandırmışlardır. Bir asırdır vurulan boyunduruk altında yönlendirilen Diyanet, kuruluş amaçları doğrultusunda kadro ve bütçe bakımından devasa boyutlara ulaşmış, merhum Nevzat Yalçıntaş’ın ifadesiyle, ordumuzla birlikte laikliğin iki büyük kurumundan biri hâline gelmiştir.

(Bu arada, bizim Diyanet’e eleştirilerimiz kurumadır, kişilere değil. Onların kendilerine özgü makul mazeretleri olabilir.)

 Sonuçta insanımız da mehcur kılındığı Kur’ân’ın özünden kopmuştur. (Furkan 30) Kur’an’ı anlamadan okumayı da dindarlık saymıştır. Bir diğer anlatımla Kur’ân’ın anlaşılması önünde kendisi de Lağiv yaparak engel oluşturmuştur.

LAFZEN DİNLETİLEN KUR’ÂN’IN ANLAMI VE AMACINDAN UZAĞIZ

Diyanet, inandığını söylediği ve lafzen okunup dinlenilmesini teşvik ettiği Kur’ân’ın anlaşılması gereğini mesele edin(e)memekte ve uygulanmamasını ise problem gör(e)memektedir. Zaten bu durum yasal yetki sınırlarını da aşmaktadır.

Peki Neler Yapılıyor?

Camilere İmam Hatip tayin edilirken ve özelde ülkemizin cemaati bol merkezi camilerine atama yapılırken anlam olarak Kur’ân’ı daha iyi bilenler değil, tecvid üzere daha iyi okuyanlar seçilmekte ve hafızlar tercih edilmektedir. İmam Hatiplerden istenen kendilerini ve cemaatlerini Kur’ân çizgisinde yetiştirmeleri değil, sorgulamaksızın gönderilen yetersiz hutbeleri okumalarıdır.

Camilerde Kur’ân okunur ve okunması istenir ama anlamı mesele edinilmediği için yıllardır Kur’ân okuyan İmam Hatipler de Kur’ân dinleyen cemaatler de Kur’an bilmeyen cahiller olmaktan kurtulamamışlardır. Genel durum budur. İstisnalar elbette vardır ama devede kulak bile değildir.

Konuyu biraz daha açalım.

Camilerde namaz öncesi ve sonrasında Kur’ân meali ve tefsiri okunmaz. Her gün Kurân’dan sayıları onu bulmayan değişik âyet kümeleri aşir olarak okunur ama mealleri verilmez, açıklanmaz. Çünkü okuyan İmam Hatip de bilmez, bilmek için bir çaba da göstermez. Cemaat de bir talepte bulunmaz. Bulunsa da kabul görmez. Bu durumu Diyanet de takip etmez, sorgulamaz.

KİŞİSEL UYGULAMAM

1970- 1982 arasında İmam Hatibi olduğum Süleymaniye Camii’nde güncel konuları hutbeler halinde sunarken nöbette olduğum günlerde her öğle namazı sonrasında ayağa kalkarak beş altı dakika içinde bir ayet ve hadis açıklaması yapardım. Sual cevap tarzındaki 1500 hadisi İçeren “Allah’ın Rasûlü’nden Hadis Dersleri” isimli eserim de bu ayak üstü konuşmalardan oluştu.

Bu konuyu gücüm ölçüsünde gündemimize taşımaya çalışmışımdır.

Yaklaşık yirmi yıldan beri Emirgan Camii’nin sabah namazı cemaatiyim.

Hâlâ sabahları camiye yeni gelen herkesle ilgilenir, hoş geldiniz der, dua ederim.

Bu 30 Temmuz 2026 Perşembe günü camiye yeni gelen bir kardeşimiz, etkili okuyuşlarını dinlediği imam ve müezzinimizle bana dert yanarak okunan Kur’an’ın niçin anlamlarının aktarılmadığından şikâyetle derdimizi depreştirdi.

Camiler manen bir pazar. Kur’an ile ürünleri artırsak alıcalar var ve giderek de artacak. Ama Diyanetin de İmam Hatiplerin de Kur’an’ı anlamak, anlatmak ve toplumu İslam ahlakı ve yaşamına evriltme diye bir derdi yok gibi. İstisnalar elbette vardır.

Şimdi başlığı verelim ve soralım:

EY DİYANET VE EY İMAM HATİPLER!
ANLAMI VERİLMEDEN OKUNMASI, KUR’AN’I ENGELLEMEK DEĞİL MİDİR?

Sözü Rabbimize bırakalım:

Kur’ân okunduğu zaman onu anlamak ve uygulamak için okuyun ve dinleyin İyice anlamak için de susun. Böyle yapın ki Kur’ân aracılığıyla merhamete erdirilesiniz.” (Araf 204)

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

    • Hocam ağzınıza sağlık. Tamamen katılıyorum size. Konuyu bir daha gündeme getirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Konu ile ilgili söylenecek çok daha fazla şey var da siz kısaca özetlediniz.

  • Kuranı Ker,m Arapça lisanı ile indirlmiş bir kitaptır. Ayetlerini anlayabilmek için Arapça bilmek gerekiyor. Arapça bilmeyenler okunan kuran-ı kerimdeki ayetelri anlayamazlar Onalra sadece dinleme sevabı verilir. Okuyan kişi ise, Arapça biliyorsa ne ala, okuduğunu bilrek okuyordur. rapça bilmeden okuyorsa; Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
    «Kim Allah'ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. "Elif, Lâm, Mim" bir harftir de­miyorum. Ancak Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir.»
    [Hasen hadis] - [Tirmizî rivayet etmiştir] - [Sünen-i Tirmizî - 2910]
    Yani, bu hadis-i Şerfiten de gayet kolayıka anlaşılacağı üzere ktabımızı tiavet etmnek için Arapça bilme şartı yoktur. Böyle bir konuyu Ali Rıza Demircan Hocamızın bilmemesini üdlünemiyrouz. Bu yazısınısanırız sevhen kaeme almıştır. Bütün müslümanalrın veya Kuran tilavet eden vey amukabelede bulunan herkesin Arapça bilmesi mümkün değildir ve essen buzorunlu da değildir. Vesselâm.

    • Muhterem kardeş Peygamberimizin «Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa ona bir sevap (hasene) vardır. Sevap (hasene) ise on kat karşılığıyla verilir. “Elif, Lâm, Mim” bir harftir de­miyorum. Ancak Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim bir harftir.» hadisi arapça bilen bir toplum içindi...A.Rıza hoca sonuna kadar haklı...

      • E madem öyleyid, neden hiç bir mühaddsi bu hadisin aöıklamasınıyaparken bu konuyu dile geitrmedi ? Yani, ARAPÇA bilmeyenlar bu lisanı öğrenmeden u hadisin swvabına ulaşamaz diye bir tavzih neden hiç bir hadis kitabında yok ? Esasen Kuran-ı kerimitilavet edenelrin hepsinin Arapça Lisanını öğrenebilme ö imkanı mümkün mü bunu teemüş etmek lazım ? Sizce böyel bir eşy mümkün mü, İmkan dahilinde mi ?

      • Hadis-i Şerifte "Her harfinin okunmasına on sevab vardır" deni,liyor ! Burada Arapça Lisanına vakıf olmaktan bahsdilmiyor. Kaldı ki, her Arapça bilen de Kuran-ı Kerimi tam manasıyla anlayabilir durumu da yoktur. Çünkü, şayet öyle olmuş olsaydı bütün Arapça Lsianına vakıf insanların her biri MÜFESSİR olma durmuna girerdi ki, bu asla böyle değildir.Yani, sadece Arapa Lsanını konuşan bir bedevi kalkıp da "Ben Müfessirim" demez-diyeemz ! Müfessir olmak için Arapça Lsianından başka çok daha ilim daliına vakıf olmak gerekiyor.

      • Sayın Cevdet Tokat, “Bu hadis Arapça bilen bir toplum içindi” demek, hadisin evrensel mesajını ortadan kaldırmaz. Hadisin muhataplarının Arapça bilmesi, hükmün sadece Arapça bilenlere ait olduğu anlamına gelmez.

        Peygamberimiz ﷺ “Kim Allah’ın Kitabı’ndan bir harf okursa...” buyuruyor. “Sadece Arapça bilen kim okursa” veya “anlamını bilen kim okursa” şeklinde bir kayıt koymuyor. Bilakis ardından “Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mîm bir harftir” diyerek Kur’an harflerini okumaya verilen sevabı açıkça ifade ediyor.

        Üstelik Kur’an’ın Arapça indirilmiş olması ile Müslümanların tamamının Arapça bilmesi aynı şey değildir. İslam Arap toplumuna mahsus olmadığı gibi, Kur’an tilavetinin sevabı da Arapça bilenlerle sınırlandırılamaz.

        Eğer “Arapça bilmiyorsan Kur’an okuyamazsın ve harflerin sevabından yararlanamazsın” denilecek olursa, Arapça öğrenmeye çalışan milyonlarca Müslümanın Kur’an’la kurduğu bağın ve tilavetinin sevabının ne olacağı sorusu ortaya çıkar.

        Hadisin maksadı zaten Kur’an’ı okumaya teşvik etmektir. Anlamını öğrenmek ayrıca büyük bir sorumluluktur; fakat anlamını bilmek, Kur’an harflerini okumanın sevabını ortadan kaldıran bir şart değildir.

        Kısacası: Hadisin ilk muhataplarının Arapça bilmesi, hadisin hükmünü Arapça bilenlerle sınırlamaz. Aksi hâlde “Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa...” ifadesine metinde bulunmayan bir şart eklemiş oluruz.

  • Değerli hocamızın anlatmak istediğini yorum yapanlar tersinden anlamışlar. Hocamız yangına karınca misali su taşıyıp söndürelim derdinde yorumcularimiz sağ olsunlar okumanın sevabindan bahsediyor. Hoca Kuran hiç okunmasin demiyor ki yangını nasil söndürelim demek istiyor.

  • Sayın hocam,diyanetten İslam'a hayır beklemekte laikliğe hizmet değilmidir?diyanetin kuruluş amacı;küfre muhalefet etmeyen bir iman anlayışını halka benimsetmek değilmidir?bunuda başarıyla yapmıyormu?

  • Sayın yazar siz kuranı kerimi ne kadar anladinizki!Tevbe suresini 122.ayetini iyi okuyun.kimin ögrenip kimin anlatması gerektiğini .seninki herkes tıp okusun kendi hastalığıni kendisi tedavi etsin demekten ibarettir.miras hukukunu okusun,nasıl anlayacak,kısası nasıl anlayacak,hukuku ibadi nasıl kavrayacak,edep ahlak v.s konuları nasıl bulacak.velhasil cenabı hak.c.c.kurani Kerim'in ahkamini ögretme görevini âlimlere vermiştir.muslumanlara verilecek en büyük telkin ehli sünnet alimlerin nasihat ve sohbetlerine katılmalarını sağlamaktır.kitabimiz bunu öğütlüyor.

  • Hocam Allah razı olsun, sizin gibi tefekkür edip , teşhis edip, ilahi emirleri yazıya dökenlere ne mutlu. Şeytan ve adamları her zaman ve zeminde tetikte hocam, onlar her kılığa girip sağımızdan solumuzdan önümüzden arkamızdan bize yaklaşırlar ve ifsat ederler. Allah'a tevekkül edip tebliğe devam.

  • Bu Kuranın ayetlerinin mealini veya anlamını öğretme -öğrenme tasasında olanalr bir ara camilerde okunan aşr- şeriflerin ardından okudukları ayetlerin mealini de cemaate açıklıyorlardı ! Güler misin, ağlar mısın ? Yav, cemaat okunan aşrı şerifteki ilk ayetin arapçasını aklında tutabilyor mu ki, kalkmış ona tilavetin sonunda mealini okuyorsun ? Tam bir komedi ! Okunan ayetin hmen akavinde emal okunsa , bir derece doğru olur ! O zaman da aşr-ı şerifin klasik özelliği ortadan kalkmış olur ! Herkes çok ,y, viliyor ki, Ayetlerin mealleriyle amel etmek çok ynalış bir uygulmadır. Çünkü, mebsubu bulubukan Mezhebin görüşüyle amelk etmek MEZHEBLİ olan biz müslümanalrın üzerine vaciptir. Direk ayet ve hadislerden hüküm çıkararak mukallid olanbiz müslümanlaea ysaklanmış bir durumdur. Bu konularda kendi kafasına göre takılanalr çok büyük hata ve yanlışlık içindedirler. Böyle bi,r şeyi savunmak da kmüslümanalrın elle sayısınca indi ve şahsi görüş ortaya çıkaracağından muteber İslâm Dini uuygulamalarının altını dinamitlemek dmek olacağından iftne ve fesada açılan bir uygulamdır. Herkes bu konuda bu yanlışlıklara düşemkten sajıba ve hazer ede diyorum.

Recent Posts

  • Genel

Fatih Altaylı, Fonlardaki Zararı Halk Niye Ödesin!

Bozuk Saatte Günde Bir kez Doğruyu Gösterir Her Konuşmasında Saçmalayan Gazeteci ''Fatih Altaylı'' Bu sefer…

1 saat ago
  • manşet

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLAR POLİTİKASINDA SÖYLEM VE REALİTE ÇELİŞKİSİ: ANAYASA’NIN “YURDA DÖNÜŞ” RUHUNDAN YABANCI ÜLKE VATANDAŞLIĞI TEŞVİKİNE

YURT DIŞINDAKİ VATANDAŞLAR POLİTİKASINDA SÖYLEM VE REALİTE ÇELİŞKİSİ: ANAYASA’NIN "YURDA DÖNÜŞ" RUHUNDAN YABANCI ÜLKE VATANDAŞLIĞI…

2 saat ago
  • Gündem

ALİYEV REJİMİ: OKULLARDA BAŞÖRTÜSÜNE YASAK GETİRDİ

ALİYEV REJİMİ: OKULLARDA BAŞÖRTÜSÜNE YASAK GETİRDİ “Gardaşlık” maskesi arkasına saklanan İlham Aliyev yönetimi, İslam’a ve…

4 saat ago
  • Genel

Borsa Vurgunu İddialarına Sert Tepki: Hesabı Mutlaka Sorulmalı

Borsa Vurgunu İddialarına Sert Tepki: Hesabı Mutlaka Sorulmalı Gazeteci-yazar Ersin Çelik, borsa ve yatırım fonlarındaki…

5 saat ago
  • Genel

GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer Vefat Etti

GİMDES Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer Vefat Etti. Ömrünü Helal Gıda Davasına Adadı Türkiye’de helal gıda…

5 saat ago
  • Gündem

Mustafa Kemal’i Kendi Sözlerinden Neden Daha Fazla Dinleyemiyoruz?

Mustafa Kemal’i Kendi Sözlerinden Neden Daha Fazla Dinleyemiyoruz? Bir siyasi lideri, bir devlet adamını veya…

5 saat ago