
Bugün dünyanın birçok ülkesinde LGBT meselesi artık yalnızca bireysel haklar tartışması olmaktan çıkmış, küresel ölçekte yürütülen kültürel ve siyasi bir mücadele alanına dönüşmüştür.
Elbette her LGBT bireyi aynı düşünceye sahip değildir. Ancak bu hareket adına faaliyet gösteren uluslararası ağlar, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları uzun yıllardır ciddi finansal kaynaklarla desteklenmektedir.
Peki bu kaynaklar nereden geliyor?
Kamuya açık mali raporlar incelendiğinde, dünyanın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren bazı LGBT hakları kuruluşlarının; uluslararası vakıflardan, özel bağışçılardan, bazı büyük şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk bütçelerinden ve zaman zaman kamu fonlarından destek aldığı görülmektedir.
Bu durum gizli değildir. Pek çok kuruluş yıllık faaliyet ve mali raporlarını internet sitelerinde yayımlamaktadır.
Asıl üzerinde durulması gereken konu ise finansmandan çok, bu kaynakların nasıl kullanıldığıdır..
Çünkü bugün sinemadan dijital platformlara, sosyal medyadan reklamlara, dizilerden çocuk içeriklerine kadar çok geniş bir alanda LGBT temalı görünürlüğün arttığı dikkat çekmektedir.
Bu durum birçok ülkede aile yapısını önceleyen kesimler tarafından kültürel bir dönüşüm projesi olarak değerlendirilmektedir.
Bazı uluslararası şirketlerin Haziran ayını “Onur Ayı” kapsamında gökkuşağı temalı kampanyalarla değerlendirmesi de bu tartışmaları büyütmektedir.
İlginç olan ise aynı şirketlerin veya markaların, LGBT konusunda Batı ülkelerinde sergiledikleri tavrı, LGBT karşıtı yasaların bulunduğu bazı ülkelerde aynı şekilde sergilememeleridir.
Bu da şu soruyu akla getirmektedir:
Demek ki mesele yalnızca “insan hakları” değil; ekonomik çıkarlar, pazar dengeleri ve siyasi hesaplar da işin içindedir.
Bir başka dikkat çekici husus ise İsrail örneğidir.
İsrail’de LGBT bireyler ve bu alanda faaliyet gösteren örgütler bulunmaktadır. Bununla birlikte İsrail, uluslararası kamuoyunda zaman zaman LGBT hakları konusundaki görünürlüğünü öne çıkarırken, aynı dönemde Gazze’de yaşanan ağır insani dram nedeniyle yoğun eleştirilerin hedefi olmaktadır.
Bazı akademisyenler ve insan hakları savunucuları bu durumu “pinkwashing” olarak adlandırmaktadır. Bu kavram, bir devletin veya kurumun LGBT dostu imajını öne çıkararak başka insan hakları ihlallerine yönelik eleştirileri gölgede bırakmaya çalıştığı iddiasını ifade eder. Bu ise tartışmalı bir siyasi değerlendirmedir ve farklı görüşler bulunmaktadır.
Bizim açımızdan mesele çok nettir.
Toplumun temelini aile oluşturur.
Aileyi güçlendiren her politika desteklenmelidir..
Hiç kimse inancı gereği aileyi savunuyor diye “nefret söylemi” ile yaftalanmamalıdır.
Bir toplumun geleceğini belirleyen yalnızca ekonomik kalkınma değildir.
Ahlak, aile, neslin korunması ve kültürel devamlılık da en az ekonomi kadar önemlidir.
Bu sebeple LGBT hareketinin küresel ölçekteki finansman kaynakları, medya stratejileri, reklam kampanyaları ve uluslararası lobi faaliyetleri şeffaf biçimde tartışılmalı; farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği demokratik bir zemin korunmalıdır.
Unutulmasın ki;
“Toplumların huzuru, fıtratla kavga ederek değil; Rabbimizin koyduğu ölçülere dönerek sağlanabilir.”
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Türk judosu tam donanımlı yeni yerleşkesine 3 ay sonra kavuşacak hakkında son gelişmeler. Türk judosu,…
2026 FIFA Dünya Kupası finalini Sloven hakem Vincic yönetecek. Bu önemli atama, dünya futbolunun geleceği…
Belçika, sıcak hava dalgasının yol açtığı ölümlerin 2 bini aştığını açıkladı. Ülke genelinde bu durumun…
Arjantin, Falkland Adaları pankartı nedeniyle ceza alabilir. Bu durum uluslararası ilişkilerde yeni bir gerginliğe yol…
A Milli Erkek Voleybol Takımı, Milletler Liginde Ukrayna ile karşılaşacak. Bu önemli karşılaşma, takımların performansını…
Japonya Savunma Bakanı Koizumiden İstanbulda uskumru sandviç paylaşımı hakkında son gelişmeler. Japonya Savunma Bakanı Koizumi,…