Makale

MEAL MÜÇTEHİDLİĞİ

Batı Dünyasında modernleşme ve kapitalizmin yükselişi ile başlayan kutsal metin eleştirisi, Müslüman dünyanın yüzünü Batı’ya dönmesiyle, İslam Dünyasına da sirayet etti. Tanzimat, bu kırılmanın yaşandığı dönem olarak kendini gösterdi.

Müslüman zihni Tanzimat’a kadar geri kalmışlığın sebebini, “Allah’ın dinine gereği gibi sarılmamak” olarak düşünmekteydi. Tanzimat’tan sonra ise büyük bir zihinsel kırılma yaşandı. Artık Müslümanlar, geri kalmanın sebebini, “Dine gereği gibi sarılmamak” olarak değil de, “Dini yanlış anladıklarına” kanaat getirdi. Öyle ki, 1400 yıldır din, Asr-ı Saadet dışında yanlış anlaşılmış ve yanlış yaşanmıştı.

Bu kanaat, var olan her şeyi, bütün değerleri, birikmiş müktesebatı, ilmi ulemayı, örfü adeti, gelenek ve görenekleri reddetmeyi de icbar etti. Müslüman aklı modernleşince, aklı esas alan modernitenin akılcılık kıskacına yakalandı. Akla aykırı olan ne varsa ötelenirken, akla uymayan muhkem naslar da akla uygun olarak yeniden yorumlanmaya başlandı.

Abduh’un Mısır’da yazdığı makalelerini sürekli tercüme ederek Sıratı Müstakimde neşreden Mehmed Akif, akla aykırı gelen bütün nasların, akla uygun tevil edilmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Süreç çok hızlı ilerledi. Asırlardır kaynaklar ile avam arasında köprü vazifesi gören ilmiye itibarsızlaştırılarak devre dışı bırakıldı. Bunun sonucunda, hiçbir ilmi derinliği olmayan, muhatap olduğu dinin kaynağının dilini bile bilmeyen modern müçtehitler zuhur etti.

Özellikle 21. yüzyılda mealcilik furyası ve ardından “Sadece Kur’an” diyen bir zümre türedi. Ellerine aldıkları salt mealle, yeni hükümler çıkarmaya, yeni mezhepler icat etmeye başladılar. Aslında bu zümre, mezheplere de karşı çıkıyordu. Fakat kendi yaptıkları da aynı zamanda birer mezhep icadıydı.

Meal müçtehidleri, Kur’an’da olmayan hiçbir şeye itibar edilmemesi gerektiğini savunurken, Peygamberi de devre dışı bıraktılar. Ahmed Hanın peşinden gidenlerin, belki de amacı, peygambersiz bir din tasavvuruydu. Bu da oldu ne yazık ki. Namazsız, oruçsuz, hukuksuz, muamelatsız, siyasetsiz, iktisatsız bir dini savunmaya başladılar.

Faiz ile ribayı, namaz ile Müslümanı, siyaset ile dini, devlet ile peygamberi, cihad ile Müslümanı, rahmet ile gazabı birbirinden ayırdılar. Peygambersiz bir Kur’an tasavvurunda, namaz yoktu; kılmadılar. Peygambersiz bir devlet tasavvurunda laiklik normaldi, laik kemalist oldular. Din ile devleti, ahlak ile siyaseti, Peygambersiz yorumladılar.

Meal müçtehidleri, Peygambersiz bir din tasavvuruna tabii olunca, laik siyasetçilerin peşinden koşar oldular. Bu koşuşturmalarına, mealden delil de buldular. Oysa okudukları meallerde, haram – helal, sevap – günah, cennet – cehennem, azap – mükâfat, şirk – tevhid, iman – amel vs. bütün hassas hususlar beyan edilmişti. Fakat okudukları mealleri, peygamberden bağımsız okuduklarından dolayı, bu hassas beyanları günün siyasal egemeninin aldığı pozisyona göre kendilerince yorumladılar.

Peygamberin devre dışı bırakılarak yapılan meal okumalarında, meal müçtehidlerince laik seküler siyasetle ve siyasetçilerle hemhal olmak caiz görüldü. Her gün yalan söyleyen, sürekli milleti aldatan, memleketin bütün kaynaklarını bir avuç kapitalist kodamana peşkeş çekenler, peşinden ölesiye koşulacak kahramanlar oldu.

Tesettür gereksiz teferruat oldu. Namaz zaten Kur’an’da yoktu. Salat kavramı namaz demek değildi. Faiz başka riba başka oldu. Şirk, müşrik, ilah Rab, Hakim hüküm, Tagut zalim, put, putçuluk vb. kavramlar, meal müçtehidlerinin gündeminden çıktı.

Herkes meal okumalı, muhatap olduğu, imtihan edileceği kitabı bilmeli. Lakin peygamberin devre dışı bırakıldığı meal okumalarında hayır yoktur, bu iyice kavranmalı. Yoksa laik siyasetçilerin kullanışlı birer figüranı olup çıkılır da, anlaşılmaz.

YAKUP DÖĞER 

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

View Comments

  • Hocam okumadığınaz,anlamadığınız kitaba nasıl iman edeceğiz. Mealciler türedi ne demek, dün çok imkan yoktu anlayamıyorduk,ancak bugün imkan çok anlamak için elbette gayret göstereceğiz. Allah diyor ki DİNİ ALLAHa Has KILIN . Rabbimizin kullarıyla konuşması sadece Kuran ile olduysa bunu anlamaya çalışmaktan daha güzel ne olabilir.Biz bu konuşmayı da Sevgili Rasülümüzden öğrendik. O vefat etti şimdi onun bıraktığı Kitabımız elimizde ve ona tabi olmakta ne gibi sakınca var. Rivayetlerin doğrusunu (Kurana uyanlar)alınır uymayana da itibar edilmez, denilir vesselam. Rabimizin Selam ve Rahmeti üzerinize ve üzerimize olsun.

    • Zekeriya Ceylan, kıymetli kardeşim. Ben meal okunmasın, Kur'an anlaşılmasın demiyorum. Bunu da Hassaten belirttim. Tam aksine, meal okunsun, kitabımız anlaşılsın. Burada kasdımız, salt meal üzerinden Peygamberin devre dışı bırakılarak yapılan okumaların sakıncalarına değinmektir. Geldiğimiz eşikte peygambersiz, sünnetsiz okumaların, peygamberin Kur'an'ı nasıl anlayıp okuduğuna dair hassasiyetin kaybolması sonucunda, ortaya çıkan çarpık tabloya dikkat çekmektir.

      Sizin de malumunuzdur, peygamberi devre dışı bırakan meal okumaları sonucunda, namazsız, tesettürsüz, siyasetsiz, iktisatsız, hukuksuz bir din algısı türedi. İnsanlar Kur'an'ı anlamak adına meal okumaları yapıyor, lakin laik seküler siyasi oluşumların peşinden koşuyor. Peygamberin devre dışı bırakıldığı meal okumalarında, Hz. Muhammed'in (sav) Mekke'den neden hicret etmek zorunda kaldığına akıl erdiremiyor. Ya da işlerine öyle geliyor. Umarım meramımı anlatabilmişimdir.

  • Değerli kardeşim ben yıllardır diyanette görev yaptım Kur'an i çokça okudum,Cat bat arapcamizda vardı, fakat okuduğumu doğru düzgün anlamadan okuduk biz imamlar, ne zamanki düzenli bir şekilde kelime meal okumaya basladiysam o zaman Kur'an okuduğumu anladım ve tadına vardım, bu tada vardıktan sonra daha başka kitap okumak bile istemedim,kaç sefer bitirdim bir daha böylece 3-4 defa bitirdim ve devam daha duramam,bu durumda, yaşlanmış yaşıma rağmen hen Kur'an arapcam gelişti hem Kur'an la ilgili bir kitap yazdım, şu an bir tane daha yazıyorum 1600 shflere geldi hele yarı bile etmedim, her imama değil her müslümana acizane tavsiyem her gün mutlaka sabah veya akşam 3-4 sayfa kelime kelime meal mutlaka okumak gerekir, anlaşılamayan ayetler gelecek hiç merak etmeyin o ayeti tefsir eden başka bir ayet mutlaka gelecektir, sahada anlamazsaniz mutlaka tefsirlerde bakın özellikle razinin tefsirine, islamoglunun Akabe vakfında eski islamoglunun yaptığı tefsiri internet sitesinde biri yazıya çevirmiş derleme tefsir adında bu tefsire bakın, İslamoğlu bu tefsiri yaparken 30-40tefsire bakarak yapmiş,selamlar

Recent Posts

  • Gündem

AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu

Kuran'dan Ayetler Okudu AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu: "Kul Hakkı En Büyük Sorumluluktur"   Anayasa…

2 saat ago
  • Gündem

Türkiye’de: Dijitalde Yeni Dönem

UYGUNSUZ AÇIK YAYINLAR ANINDA KALDIRILACAK! Dijital Dünyada Yeni Dönem: Uygunsuz İçeriklere Bir Saat İçinde Müdahale!…

7 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

7 saat ago
  • Gündem

Jeffrey Sachs’tan Trump’a Orta Doğu Uyarısı

Jeffrey Sachs'tan Trump'a Orta Doğu Uyarısı: "10 Trilyon Dolarlık Felaketten Uzak Dur" Columbia Üniversitesi Profesörü…

8 saat ago
  • Gündem

Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak?

Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak? Özet Bu çalışma,…

8 saat ago
  • Gündem

EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA

Şiiliğe Mesafeli Sahabeye Saygılıyız EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA Kur’ân ve Sünnet…

8 saat ago