
Aristo’yu, Kant’ı, Durkheim’i anlamak, görüşlerini anlamlandırmak, onların tespitlerinden ve bakış açılarından yararlanmak için harcanan yoğun mesai, ince ve titiz ilmi-fikri çaba neden Ebu Hanife’den, İmam Maturidi’den, Taberi’den, Cüveyni’den esirgenir?!
Maalesef bazılarının gözünde gayrimüslim düşünürler mahza ilim ve hikmet yumağı, Müslüman alimler ise, akıl ve mantık fukarası!
Bunlara göre ilk gruptakilerin hatası ve yanlışı; ikincilerin ise doğrusu ve isabetli görüşü nadirdir!
İslam, İslam medeniyeti, İslami ilimler ve bunların klasik ya da güncel meseleleri hakkında söz söyleyen, kalem oynatanlar arasında böyle yaklaşım sergileyenlerin bulunması ve gün geçtikçe artış göstermesi fevkalade esef verici.
Zihniyet esaretinin açık bir göstergesi olan bu durum, esaslı bir kişilik ve kimlik sorununa işaret eder.
Halis niyet, yoğun gayret! Bu ikisi olmadan ilim de fikir de düşünce de duruş da olmaz, olsa da yükten öteye geçemez.
Halit Çalış
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-