
Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Mehmet Görmez, dijitalleşmenin insanın idrak dünyasını derinden etkilediğini belirterek, “İnsan bir çeşit idrak ölümüyle karşı karşıya kalıyor. Günde 6-7 saatini sanal dünyada anlamsız ve gayesiz içeriklerle geçiren bir insanın sağlıklı bir idrake sahip olarak yoluna devam etmesi mümkün değildir.” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayelerinde, RTÜK ve İstanbul Aile Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “Dijital Anafor: Ekran Bağımsızlığı Zirvesi” kapsamında gerçekleştirilen “Dijital Çağda Haya Ahlakı” oturumunda konuşan Görmez, dijital çağın insanlık için oluşturduğu tehditlere dikkat çekti.
Yazar Saadettin Acar moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda konuşan Görmez, dijitalleşme konusunun birkaç yıl önce gündemine “anın vacibi” olarak girdiğini belirtti.
Başlangıçta dijital dünyanın bir “anafor” olduğunu düşündüğünü ifade eden Görmez, zamanla bunun çocukları ve gelecek nesilleri içine çeken büyük bir “girdap” olduğunu fark ettiğini söyledi.
Dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Görmez, bunun insanın aklını, ruhunu, kalbini ve toplumsal ilişkilerini dönüştüren bir beka meselesi olduğunu dile getirdi.
Çağların kullanılan araçlarla değil, üretilen ilim ve değerlerle tanımlanması gerektiğini belirten Görmez, günümüzün “bilgi çağı” olarak adlandırılmasına da eleştirel yaklaştı.
Bilginin arttığına ancak buna paralel olarak cehaletin de büyüdüğüne dikkat çeken Görmez, insanların yoğun veri akışı içinde hakiki bilgiden uzaklaştığını ifade etti.
Dijitalleşmenin insanlık tarihinde eşi görülmemiş bir dönüşüm meydana getirdiğini söyleyen Görmez, matbaa, televizyon ve bilgisayar gibi teknolojilerin insan hayatını etkilediğini ancak hiçbirinin dijitalleşme kadar doğrudan insanın idrakine yönelmediğini vurguladı.
İnsanın en temel özelliğinin “müdrik bir varlık” olması olduğunu belirten Görmez şöyle konuştu:
“İnsanoğlu eşyayı anlamlandıran, yorumlayan ve bilinçli tercihler yapan bir varlıktır. Ancak dijitalleşmeyle birlikte insanın görsel idraki aklın ve kalbin önüne geçiyor. Göz sadece bir idrak aracı olmaktan çıkıp bir şehvet aracına dönüşebiliyor.”
İslam medeniyetinde gözün yalnızca görme organı değil, akıl, kalp ve ruhla birlikte çalışan bir idrak vasıtası olarak değerlendirildiğini belirten Görmez, dijital kültürün bu bütüncül yapıyı bozduğunu söyledi.
“Dijitalleşme bu küllî idraki elimizden alıyor. Gözü aklın önüne geçiriyor. Görsel idrakin egemenliğiyle aklın idraki zayıflıyor, kalbin idraki ise bir çeşit ölümle karşı karşıya kalıyor.” diyen Görmez, “idrak ölümü” kavramının önümüzdeki dönemde en çok tartışılması gereken meselelerden biri olduğunu ifade etti.
Görmez, kaleme aldığı Beden Ülkesinde Gözün Darbesi adlı eserindeki “darbe” kavramına da açıklık getirdi.
Dijitalleşmenin etkisini gençlere anlatabilmek için bu benzetmeyi kullandığını belirten Görmez, “Bu kansız bir darbe ama kanlı darbelerden daha etkili bir darbe. Üstelik sadece toplumu değil, her insan bedenini hedef alıyor.” dedi.
Konuşmasının önemli bölümünü “haya” kavramına ayıran Görmez, Türkçede hayanın çoğu zaman yanlış şekilde yalnızca “utanma” olarak tercüme edildiğini söyledi.
“Haya ile hayat aynı kökten gelir.” diyen Görmez, şu değerlendirmede bulundu:
“Haya yeniden dirilmek, diri kalmak demektir. Haya; insanın haysiyetiyle, aklıyla ve idrakiyle canlı kalmasıdır. İnsanı idrak ölümünden kurtaracak en büyük ahlak hayadır. Bu nedenle haya basit bir utanç duygusundan ibaret değildir.”
Dijital mecralarda yaşanan tartışmaların dini hayat üzerinde yıkıcı etkiler oluşturduğunu savunan Görmez, sert uyarılarda bulundu.
“Şu anda Türkiye’de dini hayat zehirlenmiştir.” diyen Görmez, sosyal medya platformlarında din adına yürütülen tartışmaların özellikle genç nesiller üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını ifade etti.
Aynı zamanda mahremiyeti ihlal eden, röntgenciliği teşvik eden ve ahlaki sınırları aşan içeriklerin de ciddi bir tehlike oluşturduğunu belirten Görmez, bu tür yozlaşmaya karşı en güçlü koruyucu değerin yine haya ahlakı olduğunu söyledi.
Dijital çağın en büyük sorunlarından birinin duyarsızlaşma olduğunu vurgulayan Görmez, bunun en çarpıcı örneklerinden birinin Gazze’de yaşanan insanlık dramına yönelik küresel kayıtsızlık olduğunu dile getirdi.
Bir kedinin görüntüsü ile Gazze’de parçalanmış çocuğunu kucağına alan bir annenin görüntüsünün aynı akış içerisinde sunulduğunu belirten Görmez, bunun insan idrakini körelttiğini söyledi.
“Yeryüzünün en büyük soykırımlarından biri, insanların ekranı kaydırırken arada gördüğü sıradan bir içeriğe dönüşüyor. Böylece zulüm normalleşiyor ve meşrulaştırılıyor.” ifadelerini kullanan Görmez, dijital dünyanın bu yönünün göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Oturumun sonunda Mehmet Görmez’e yetim hamilik belgesi takdim edildi.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
İLHAM ALİYEV, HADDİNİ AŞIYOR. Oktay Saral'ın, GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR. Azerbaycan'da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullardan…
ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ? Beyan Yayınları’nın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinden çıkan, Prof. Dr.…
Zorlu Enerji’den 147,6 milyon dolarlık satış: ZES’in bağlı olduğu şirketteki paylarını devrediyor Zorlu Enerji, ZES…
MAHKEME, ÖZGÜR ÖZEL'İN, YALAN KONUŞUP İFTİRA ATTIĞINI BELGELEDİ İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı…
Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri’den Sert İsrail Tepkisi: "Güney Olmadan Suriye Olmaz" Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla…
Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…