
Uluslararası ilişkilerde ve küresel kurumların adalet mekanizmalarında uzun süredir vicdanları yaralayan çifte standartlar, nihayetinde tarihin akışına direnemeyen bazı zorunlu kırılmalara sahne olmaktadır. Batı merkezli güç odaklarının hegemonyası altındaki küresel sistem, yıllardır mazlum Müslümanların çığlıklarına kulak tıkayarak, insanlığın ortak vicdanını sömüren bir yapı sergilemiştir. Nobel ödülleri, her ne kadar evrensel birer bilim, sanat ve barış vitrini olarak pazarlansa da özünde Batı medeniyetinin değerlerini, kültürel kodlarını ve jeopolitik çıkarlarını önceleyen yapısal bir merkeze sahiptir. Bu sistem, kendi çıkarları ve ideolojik sınırları dışındaki sesleri ancak baskı ve kamuoyu tepkisi yoğunlaştığında sisteme entegre edebilmektedir.
Resim: Peter Handke, Bosnalı Müslümanlara Yapılan Zulmü Onaylayan Avusturyalı Nobel Edebiyat Ödülü (2019) Sahibidir.
Bunun en somut ve acı örneklerinden biri, 2019 yılında edebiyat dünyasında sarsıntı meydana getiren bir kararla yaşanmıştı. Soykırımı inkâr eden, Sırp katil Slobodan Milošević’in cenazesine katılan ve Bosna’da yaşanan Boşnak zulmüne sırtını dönen Peter Handke’ye Nobel Edebiyat Ödülü’nün verilmesi, edebî liyakat kisvesi altında işlenen ağır bir ahlâkî çöküntüydü. O gün İsveç Akademisi’nin verdiği bu karar, İslâm dünyasında ve insan hakları savunucularında silinmez derin yaralar açmış; Nobel kurumunun siyasî ve vicdanî siciline siyah bir leke olarak çalınmıştı. Bu tercih, kurumun ne kadar Batı merkezli ve Batı’nın kendi günahlarıyla yüzleşmekten uzak bir mekanizma olduğunu bir kez daha tescillemişti. Bununla ilgili olarak 18 Ekim 2019 tarihli yazımı okuyabilirsiniz:
https://www.mirathaber.com/nobel-vakfi-kultur-emperyalizminin-bir-koludur/
Ancak zaman, zulmün ve adaletsizliğin üzerini örtmeye her zaman yetmiyor. Geçmişteki bu vahim hatanın ve insanlık vicdanında açılan yaraların ardından, bu yıl Nobel Barış Ödülü’nün Güney Afrikalı hukukçu ve eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay’a verilmesi, tarihin adalet tecellisi açısından manidar bir dönüm noktası oldu. Özellikle Hint kökenli bir insan hakları savunucusu ve uluslararası yargıç olarak Pillay’ın, İsrail’in Gazze’deki soykırım politikalarına ve işgal rejiminin insanlık dışı pratiklerine karşı yürüttüğü hukukî mücadeleler göz önüne alındığında, bu ödül İslâm dünyası açısından tarihte ilk kez son derece isabetli ve hakkaniyetli bir karar olarak karşılandı.
Resim: Güney Afrikalı hukukçu, insan hakları savunucusu ve uluslararası yargıç Niva Pillay.
Tabiî ki bu onurlu karar, emperyalist akbabaları ve onların maşası olan Siyonist rejimi derinden sarstı. Nitekim kararın duyulmasının ardından ABD yönetiminin ve işgalci İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik malî destekleri kesme tehditleri ve kurumu hedef alan skandal yaptırım kararları, emperyalist zorbalığın en çıplak hâlidir. Washington ve Tel Aviv hattı, uluslararası hukukun kendilerini bağlamadığını ve insanlığa karşı işledikleri suçların cezasız kalması gerektiğini açıkça dikte etmektedir.
Burada tarihî ve vicdanî bir tevafuka da dikkat çekmek gerekir: 2019’da Sırp soykırımcıların hamiliğini yapıp vicdanları yaralayan Peter Handke, bir Avusturyalıydı; bugün ise o lekenin ve Batı ikiyüzlülüğünün tam karşısında, soy ismiyle de sembolik bir derinlik taşıyan hakperest bir başka Avusturyalı, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk durmaktadır. Nitekim Türk’ün bu kararı ve Navi Pillay’ı cesaretle savunarak, ‘doğru bir karar’ nitelendirmesinde bulunması, Siyonist-emperyalist eksenin kurduğu hukuk tanımaz baskı düzenine karşı küresel düzeyde atılmış cesur bir adımdır.
Resim: Paradigmada Yayınlarından Çıkan Bu Kitabımızda (2025) Başta Peter Handke Olmak Üzere Eserlerini Almanca Olarak Kaleme Alan 14 Nobel Edebiyat Ödüllü Yazarı Tanıttım.
İslam dünyası, çeyrek asırdır Bosna’dan Gazze’ye kadar uzanan coğrafyada Batı’nın ikiyüzlü hukuk anlayışının acısını en derinden hissetmiştir. Peter Handke gibi katliam sevicilere ödül verenlerin, bugün Navi Pillay gibi hakikat timsallerine bu unvanı tevcih etmek zorunda kalması, mazlumların direnişinin ve küresel vicdanın bir zaferidir. Siyonizm ve onun baş aktörü ABD emperyalizmi, ne kadar parayı, silahı ve tehdidi devreye sokarlarsa soksun, insanlığın ortak adalet arayışını ve hakikat sesini susturamayacaklardır.
Bugün gelinen noktada Nobel kurumu, geçmişteki günahlarını tamamen temizleyemese de, hiç değilse insanlığın ortak vicdanı karşısında bir nebze olsun dengeyi gözetmek zorunda kalmıştır. Gazze’de masum çocukların, kadınların ve sivillerin üzerine bombalar yağdıran Siyonist çete ile onlara sınırsız silah ve siyasî kalkan sağlayan ABD emperyalizmi, tarih önünde mahkûm olmaktan kurtulamayacaktır. Navi Pillay şahsında taltif edilen bu adalet iradesi, ne pahasına olursa olsun Filistin davasından ve mazlumların hakkını savunmaktan vazgeçmeyecek olan İslâm ümmetinin ve vicdan sahibi insanlığın haklılığının tescilidir.
Ancak tüm bu gelişmeler bize temel bir gerçeği daha hatırlatmaktadır: Batı merkezli kurumların insafına veya anlık vicdan rahatlatma hamlelerine mahkûm değiliz. Nobel, ne kadar kabuk değiştirmeye çalışırsa çalışsın, kökleri itibarıyla Batı medeniyetinin ve paradigmasının inşasıdır. İslâm dünyası, asırlardan beri maruz kaldığı çifte standartlar karşısında artık kendi alternatif enstitülerini, akademik otoritelerini ve ödül mekanizmalarını kurmak zorundadır.
Bugün İslâm coğrafyasının elinde dünyanın geleceğini değiştirebilecek devasa bir finansal güç ve petrol kaynaklı İslâm sermayesi mevcuttur. Bu sermaye; yalnızca ticarî yatırımlara değil, küresel ölçekte bilimde, felsefede, edebiyatta ve insan hakları mücadelesinde hakikati savunanları ödüllendirecek küresel bir “Alternatif Nobel” mekanizmasının kurulması için seferber edilmelidir. Batı’nın çarklarına entegre olmaya çalışmak yerine, kendi medeniyet değerlerimizden beslenen, Siyonizm’e ve emperyalizme karşı mazlumların sesini en yüksek sesle duyuracak bağımsız bir küresel ödül sistemi inşa etmeliyiz.
Zulüm baki kalmaz; adalet ise bir gün mutlaka tecelli eder. Ancak adaletin bekçiliğini başkalarına bırakmayacak kadar güçlü ve şuurlu bir iradeyi ortaya koyma vakti çoktan gelmiştir.
BAŞÖRTÜSÜNDEN KORKAN ÖZGÜRLÜK, GERÇEKTEN ÖZGÜR MÜ? İsrail, Gazze'deki ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor… Batı Şeria'da yerleşimci…
İSLAMİ SOHBET "Tesettür ve Ahlak" İSLAMİ HABER "MİRAT" MİRATYOUTUBE
İstanbul 2 No’lu Barosu’nda Rıza Saka’nın Seçim Başarısı Tekbirlerle Kutlandı İslami çevrelerin çoğunlukta olduğu hukukçuların…
SERVET BİRİKİMİ VE FAİZ DÜZENİ KARŞISINDA EBÛ ZER’İN MİRASI Prof. Ali Seyyar, Necmettin Şahinler’in Mirat…
MODİ HÜKÜMETİNE KARŞI "HAMAM BÖCEKLERİ" İSYANI Yeni Delhi – Hindistan’da Başbakan Narendra Modi iktidarının seçim…
İstanbul’daki bir yuvaya bir haftada 14 bebeğin bırakıldığı haberi, aileyi yeniden gündeme taşıdı. 7 Günde…