
Kemalist ideolojinin geçmişte din ve vicdan özgürlüğü üzerindeki baskılarını eleştiren çevreler, iktidarın bu ideolojiyi devlet politikası olarak öne çıkarmasını sorguluyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan “Nutuk Külliyatı Projesi”ni duyurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uygun görmesiyle yatırım programına alınan proje kapsamında Nutuk’un sekiz yabancı dilde özel baskıları tanıtıldı. Eser ayrıca dijital platform üzerinden erişime açıldı.
Ancak proje, AK Parti’nin kuruluş dönemindeki muhafazakâr kimliğini ve dinî özgürlükler konusundaki söylemini hatırlayanlar açısından siyasi bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında uygulanan laiklik politikaları, ezanın Türkçe okunmasının zorunlu tutulduğu dönem ve dinî eğitim üzerindeki kısıtlamalar, toplumun hafızasında derin izler bıraktı. 28 Şubat sürecinde başörtüsü yasağı ve dindarlara yönelik baskılar da bu tartışmanın önemli başlıkları arasında yer aldı.
Peki, muhafazakâr kimlikle iktidara gelen AK Parti, bugün Kemalist devlet anlayışına mı yaklaşıyor? Nutuk’un basılması tek başına bu soruya cevap vermese de projenin siyasi ve ideolojik yönü tartışılmayı hak ediyor.
HABER YORUM
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Nutuk’u sekiz ayrı dilde yayımlıyormuş…
“Hayırlı olsun” diyemiyorum…
Pekiyi neden hayırlı olsun diyemiyorum…
Çünkü;
-O Kemalizm, geçmişimizi ve Osmanlı mirasını toptan ret etti.
-O Kemalizm, Türk tarihini 19 Mayıs 1919’da başlatacak kadar haddini aştı.
-O Kemalizm, çağdaşlık adı altında tüm manevi değerleri baltaladı.
-O Kemalizm, 1932- 1950 arasında Ezanı Türkçeleştirdi, Türkçe namaz Türkçe kamet diyerek Müslümanların dini duygulara müdahale etti.
-O Kemalizm İstiklal mahkemeleri kurularak, Devrim kanunlarını toplumda kökleştireceğiz diye masum canlara kıydı.
-O Kemalizm, laiklik ilkesiyle insanlarımıza, 28 Şubat gibi cehennemleri yaşatmayı kendisinde hak gördü…
28 Şubat deyince de AK Parti, işte tam da bu toplumsal hafızanın içinden doğdu.
Öyle olunca şimdi biz de sormadan edemiyoruz:
AK Parti, mücadele ederek iktidara geldiği zihniyetle bugün ideolojik bir yakınlaşma mı yaşıyor?
**
Şunu da hemen tüm çıplaklığıyla ifade edelim. Nutuk’un yayımlanmasına karşı çıkmak, tarihin öğrenilmesine karşı çıkmak değildir. Asıl mesele, tarihin tek bir siyasi bakış açısıyla kutsallaştırılmasıdır.
Oysa Müslümanın kutsalı bellidir ve o kutsalın içinde Kemalizm yoktur.
Ve unutmayalım: Bir milletin tarihini öğrenmesi başka, o tarihteki bütün siyasi tercihleri sorgusuz benimsemesi bambaşka bir şeydir.
GÜNÜN SÖZÜ
Kırk doğru adımla çıkılan merdivenden bir yanlış adımla düşülür..
O yüzden bastığımız yere de çıktığımız yere de dikkat edelim..
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Kemalist Kafa Nasıl İşler? Arapları Suçlayanlar İngiliz Emperyalizmini Ne Kadar Sorguluyor? Bir tarafta Arapları toptan…
KAÇ ZAMAN OLDU KELEBEK GÖRMEDİNİZ! Sadece insanları değil, hayvanları da öldürüyorlar. Şeytan ve onun dostları,…
Korzyści i zagrożenia wynikające z integracji kasyn z platformami streamingowymi W ostatnich latach obserwujemy dynamiczny…
El Halil’de 2 İsrail Askeri Öldürüldü: Filistinliler İşgal Baskısı Altında İsrail ordusu, işgal altındaki El…
KENDİMİZİ KURTARMAK Nisâ Suresi’nin 93. ayetinde şöyle geçmektedir: وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاؤُ۬هُ جَهَنَّمُ خَالِدًا…
BİR DOSTLA MI, BİR DEVİRLE Mİ VEDALAŞTIM? Her insanın arkadaşları vardır, bir de dostları… Arkadaş…
View Comments
Kaymadı,hep oradaydı,artık kendini saklama gereği duymuyor.bizim mahalleyi,içkiyle,faizle,kumarla kandıracak değildi ya.vatan,millet,Sakarya diye kandırdı.şurası net;CHP laikliği getirdi,halkı laikleştirme görevide ak partiye kaldı,başarıyla gerçekleştirdi.artık laik sisteme biat etmeyen gerçek islami oluşumlar ak parti için yakalanması gereken teröristler konumunda.
Nutuk’un özellikle Orta Doğu ve Asya coğrafyalarına çevrilmesi, tarihi çok sesli bir mutabakatla okumak yerine kurucu iradenin tek taraflı siyasi tezlerini dış dünyaya pazarlama çabasıdır. Kazım Karabekir, Rauf Orbay ve Ali Fuat Cebesoy gibi Millî Mücadele’nin diğer kurucu aktörlerinin sesini ve itirazlarını tamamen dışlayan bu kitap, geçmişin tek sesli propagandasını sınır ötesine taşımaktadır. Osmanlı ve İslâm mirasıyla bilinçli bir kopuşu temsil eden bir zihniyeti, hâlâ geleneksel bağların canlı olduğu topluluklara "rehber" diye sunmak ne sosyolojik gerçeklikle ne de akademik nesnellikle bağdaşır. Kültürel diplomasi kisvesi altında yürütülen bu faaliyet, geçmişin eleştirel bir muhasebesini yapmak yerine kurucu ideolojinin dokunulmazlığını uluslararası alanda tahkim etmeyi amaçlayan tek taraflı bir ideolojik anlatıdır. (Prof. Dr. Ali Seyyar).