
Odatv’de Mehmet Ali Gürbüz tarafından yayımlanan “Marks’ın 160 yıllık kavramıyla Türk futbolunu değerlendirdik: Yabancı futbolcu fetişizmi” başlıklı yazısı, yerli sol aydın tipolojisinin Batı menşeili kuramları kavramsal derinliğinden koparıp güncel olaylara nasıl yapıştırmaya çalıştığının ibretlik bir örneğidir. Batı felsefesinin iktisadî argümanlarını sığ bir magazin ambalajıyla sunan bu yaklaşım, felsefi derinlik sergilemek isterken adeta kendi kalesine gol atmıştır.
İslâm’ın adalet, mülkiyet ve emek dengesini temel alan anti-kapitalist fakat materyalist yanılgıları da reddeden anti-Marksist bir iktisat perspektifinden baktığımızda, ortada hem ciddî metodolojik eksiklikler hem de trajikomik bir zihnî yetersizlik görülmektedir.
Fetişizm; genel anlamıyla doğaüstü veya gizemli bir gücü olduğuna inanılan, bu sebeple kendisine tapınılan veya aşırı kutsallık atfedilen nesnelere duyulan bağlılıktır. Karl Marx, 1867’de yayımlanan Kapital’in birinci cildinde “Meta Fetişizmi” (Warenfetischismus) kavramını ortaya atarken, yalnızca bir malın fiyatının yüksek olmasını veya ona aşırı değer verilmesini kastetmez. Marx’a göre fetişizm, kapitalist sistemde insanlar arasındaki toplumsal ve insanî ilişkilerin, pazar yerinde nesneler (şeyler) arasındaki bir ilişkiymiş gibi görünmesidir. Ürünün arkasındaki insan emeği ve üretim süreçleri gizlenir; o nesne sanki kendi içinde mistik, kendiliğinden var olan bir değere sahipmiş gibi algılanır.
Odatv yazarının düştüğü teorik yetersizliğini kavramak için, Karl Marx’ın değer-biçim kuramının en önemli temsilcilerinden biri kabul edilen Yahudi kökenli ünlü Sovyet iktisatçısı İsaak Iljitsch Rubin’in (1886-1937) “Die marxsche Theorie des Warenfetischismus” (Marx’ın Meta Fetişizmi Teorisi) başlıklı klâsik çalışmasına bakmak yeterlidir. 1937’de idealist görüşlerinden dolayı Stalin döneminde idam edilen Rubin, 1920’lerde yazdığı bu metinde yerli solun bugün düştüğü hataları adeta yüz yıl öncesinden tescillemiştir:
Resim: Isaak Iljitsch Rubin ve Almanca Tercümesi Olan “Studien zur Marxschen Werttheorie” (Marx’ın Değer Teorisi Üzerine Çalışmalar) Eseri. Bu kitapta yer alan ilgili bölüm: “Die marxsche Theorie des Warenfetischismus” (Marx’ın Meta Fetişizmi Teorisi).
Odatv’deki yazıda bonservis bedeli yüksek hazır yabancı oyuncu almak “meta fetişizmi” sayılırken; Göztepe’nin Romulo adındaki yabancı futbolcuyu ucuza alıp, geliştirip yüksek bedelle Avrupa’ya satması “doğru ve övgüye değer bir model” olarak sunulmaktadır. Marksist jargona sığınanların düştüğü teorik tuzak, işte tam da buradadır:
Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta şudur: Bir futbol transferi bile illa ki Marx’ın 160 yıllık kavramlarıyla açıklanmaya çalışılmaktadır. İşte bu durumun kendisi bizzat “Marksist Kavram Fetişizmi” değil midir? Kendi medeniyet değerlerine ve iktisat ilkelerine yabancılaşmış olan yerli sol zihniyet, Batı’nın Marksist teorilerini felsefî açıdan “üstün” görünmek için etiket olarak kullanmaktadır. Marksist olduklarını zanneden Müslüman kardeşlerimiz, nesneleşen futbolcuyu ve spor dünyasını haklı olarak eleştirirken, Batılı kavramların esiri olarak zihnen nesneleştiklerinin farkında bile değildir.
Bizler anti-kapitalist ve anti-Marksist bir çizgide duran Müslüman iktisatçılar olarak ilan ediyoruz ki: İnsanı ve onun emeğini metalaştıran her düzen – ister hazır transfer tüketsin, ister oyuncuyu ucuza alıp pahalıya satarak tüccarlık yapsın – sömürü çarkının bir parçasıdır. Bu çark, aynı zamanda futbolseverleri fanatikleştiren, kitleleri manevî gayesinden az çok koparan, onları fanatikliğe kadar götürebilen derin bir dünyevileşme sürecidir. İslâm iktisadı, insanı piyasada alınıp satılan bir “bonservis etiketi” olarak görmez; sporu da finansal spekülasyonun nesnesi kılmayı reddeder. Marx’ın materyalist süzgeciyle olayı sığlaştırıp sonra da kapitalist ticareti öven bu zihniyet ne Marx’ı anlayabilmiş ne de kapitalizme gerçek bir alternatif üretebilmiştir. Odatv’deki bu analiz, yerli Marksistlerin teorik derinlikten ne kadar uzak olduklarını bir kez daha tescillemiştir.
AHMED EŞ-ŞARA’DAN İRAN’A SERT SÖZLER “Irak’a Amerikan tanklarının sırtında giren İran değiliz” Suriye Devlet Başkanı…
MALEZYA’DAN İSRAİL’E GİDEN SEVKİYATA GEÇİT YOK Aşdod Limanı’na gönderilen konteynerler alıkonuldu: Malezya’nın ilkeli tavrı takdiri…
İran'da Sünni Alim Mevlevi Yusuf Silahlı Saldırıda Öldürüldü İran'ın Sistan ve Beşucistan eyaletinde, Rehberlik ofisine…
Gazze'de Ateşkesin Gölgesinde Hayat Mücadelesi: Enkazlar, Hastaneler ve Bitmeyen İnsani Kriz Gazze'de ateşkes döneminde de…
İki Siyonist Çıktı Meydana: İkisi de Birbirinden Pespaye! Netanyahu ile Ben-Gvir arasında seçim öncesi koalisyon…
Vekil ile SGK'lı Arasındaki Uçurum: Cenaze Yardımlarında Şoke Eden Fark! Vergi Uzmanı Ozan Bingöl'ün gündeme…