
Ortadoğu bir kez daha kritik bir eşikte. İsrail’in Beyrut’taki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırıları ve İran’ın buna doğrudan füze misillemesi yapması, son aylarda nispeten kontrol altında tutulan çatışmanın yeniden büyüme ihtimalini gündeme taşıdı. Son gelişmeler, İran-İsrail geriliminin artık yalnızca iki ülke arasındaki bir hesaplaşma olmaktan çıkıp bölgesel bir savaşa dönüşebileceğine dair endişeleri artırıyor.
Lübnan, uzun yıllardır İran ile İsrail arasındaki vekâlet savaşının en önemli sahalarından biri oldu. İran’ın bölgede en etkili müttefiklerinden biri olan Hizbullah, İsrail’in kuzey sınırında önemli bir askeri güç olarak varlığını sürdürüyor.
Son günlerde Hizbullah kaynaklı olduğu belirtilen saldırıların ardından İsrail’in Beyrut’un güneyindeki hedefleri vurması, çatışmayı yeniden Lübnan topraklarına taşıdı. İran ise Beyrut’a yönelik saldırıları yalnızca Hizbullah’a değil, doğrudan “Direniş Ekseni’ne” yapılmış bir saldırı olarak değerlendirdi ve füze saldırısıyla karşılık verdi.
Bu durum Lübnan’ı yeniden bölgesel hesaplaşmanın merkezine yerleştiriyor.
İran’ın temel hedefi doğrudan geniş çaplı bir savaşa girmekten ziyade caydırıcılık oluşturmak gibi görünüyor.
Tahran yönetimi uzun yıllardır “ileri savunma doktrini” olarak adlandırılan stratejiyi uyguluyor. Buna göre İran, kendi sınırlarından uzakta oluşturduğu müttefik güçler aracılığıyla İsrail üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Ancak son gelişmeler farklı bir tabloyu işaret ediyor. İran artık yalnızca Hizbullah, Husiler veya diğer müttefik gruplar üzerinden değil, zaman zaman doğrudan füze ve İHA saldırılarıyla da sahaya iniyor. Bu durum İran’ın, İsrail’in bölgedeki operasyonlarına karşı “bedel ödetme” politikasını daha görünür hale getirdiğini gösteriyor.
Bununla birlikte İran’ın halen tam kapsamlı bir bölgesel savaştan kaçınmaya çalıştığı da değerlendiriliyor. Çünkü böyle bir savaşın ekonomik maliyeti ve iç siyasi sonuçları Tahran açısından oldukça ağır olabilir.
İsrail açısından mesele yalnızca İran’dan atılan birkaç füze değil.
Tel Aviv yönetimi uzun süredir İran’ın bölgede kurduğu askeri ağları parçalamaya çalışıyor. Özellikle Hizbullah’ın füze kapasitesi ve İran’ın Lübnan üzerinden Akdeniz’e uzanan nüfuzu İsrail tarafından varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor.
Bu nedenle İsrail’in son saldırıları, yalnızca anlık bir misilleme değil; İran’ın bölgesel etkinliğini geriletmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Beyrut’taki saldırıların da bu çerçevede gerçekleştiği belirtiliyor.
İsrail ayrıca İran’ın doğrudan saldırılarına güçlü cevaplar vererek bölgedeki caydırıcılığını korumak istiyor.
Bugünkü tabloya bakıldığında ne İran ne de İsrail tam ölçekli bir savaşı arzuluyor.
Ancak uzmanların en büyük endişesi “kontrolsüz tırmanma” senaryosu.
Bir füze saldırısına verilen karşılık, ardından gelen yeni misillemeler ve sahadaki farklı aktörlerin devreye girmesi, tarafların başlangıçta istemediği büyük bir çatışmaya kapı aralayabilir.
Özellikle Hizbullah’ın daha aktif biçimde savaşa dahil olması durumunda Lübnan cephesinin genişlemesi ve çatışmaların Suriye ile Irak’a yayılması ihtimali bulunuyor. Son günlerde yaşanan gelişmeler, kırılgan ateşkes mekanizmalarının ciddi şekilde sarsıldığını gösteriyor.
Bölgesel bir savaşın ilk etkisi enerji piyasalarında hissedilecektir.
İran ve çevresindeki gerilim arttıkça petrol fiyatlarında yükseliş yaşanıyor. Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin artması ise küresel enerji arzını doğrudan etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.
Türkiye açısından ise üç temel risk dikkat çekiyor:
Ayrıca Türkiye’nin hem İran hem de bölge ülkeleriyle sürdürdüğü diplomatik ilişkiler nedeniyle olası bir geniş savaşta denge siyaseti daha da önem kazanacaktır.
Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, İran-İsrail geriliminin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Lübnan artık yalnızca bir komşu ülke değil, bölgesel hesaplaşmanın en hassas cephelerinden biri haline gelmiş durumda.
Bugün için tarafların topyekûn savaştan kaçınmaya çalıştığı söylenebilir. Ancak füzelerin konuştuğu, diplomatik kanalların zayıfladığı ve vekil güçlerin sahada hareketlendiği bir ortamda küçük bir kıvılcımın büyük bir yangına dönüşmesi ihtimali her geçen gün daha da artıyor. Ortadoğu’nun geleceği, önümüzdeki günlerde Beyrut, Tahran ve Tel Aviv’den gelecek mesajlarla şekillenecek gibi görünüyor.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE
Konyaspor transfer çalışmalarına hız veriyor hakkında son gelişmeler. Konyaspor, yeni sezon için transfer çalışmalarına hız…
İlaç sektörüne yönelik Rekabet Kurulunca hazırlanan inceleme raporu yayımlandı hakkında son gelişmeler. İlaç sektörüne yönelik…
Tunus’ta Nahda Hareketinden Gannuşi’nin sağlık durumu ve tecrit koşullarına tepki hakkında son gelişmeler. Tunus’ta Nahda…
ABD Dışişleri Bakanlığı, Trump döneminde 175 binden fazla vizeyi iptal etti. Bu durum, ülkeye giriş…
Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Mescid-i Aksaya baskın düzenledi hakkında son gelişmeler. Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler,…
Yunanistanın Yanya ilinin kuzeyindeki Kleftis bölgesinde orman yangını çıktı. Yangın, bölgedeki doğal yaşamı tehdit ediyor.