Gündem

RESMÎ TARİHİN SUSTURDUĞU ÇIĞLIK: ÇANKAYA’NIN “İKİ EŞLİLİK” KRİZİNDE TASFİYE EDİLEN FİKRİYE HANIM

RESMÎ TARİHİN SUSTURDUĞU ÇIĞLIK: ÇANKAYA’NIN “İKİ EŞLİLİK” KRİZİNDE TASFİYE EDİLEN FİKRİYE HANIM

Millî Mücadele tarihi, yalnızca cephelerde patlayan topların ve diplomasi masalarında imzalanan antlaşmaların resmî kronolojisinden ibaret değildir. Bu büyük mücadelenin bir de kapalı kapılar ardında yaşanan, resmî tarih yazımı tarafından özenle unutturulmuş “mahrem” bir cephesi vardır. Mirat-Haber yazarı sosyal siyaset tarihçisi Prof. Dr. Ali Seyyar, İslâmbol Yayınlarından çıkan “GAZİ VE FİKRİYE: BİR BİYOGRAFİNİN GİZEMLİ ANATOMİSİ – Milli Mücadele’nin Mahrem Arşivi ve Tasfiyenin Perde Arkası” adlı hacimli eserinde, dokunulması tabu sayılan bu mahrem arşivi açıyor.

Kitap, Çankaya Köşkü’nün ilk hanımefendisi Fikriye Hanım’ın sadakatle başlayan, stratejik bir tasfiyeyle sürgüne dönüşen ve nihayetinde Çankaya eşiğinde bir silah sesiyle son bulan trajik ömrünü, ilk kez arşiv belgeleri ve derinlemesine bir analitik bakışla gün yüzüne çıkarıyor. Eserin merkezinde ise resmî tarihin üstünü örttüğü çok çarpıcı bir tez yer alıyor: Mustafa Kemal’in “iki hukuklu/iki eşli” yaşam çıkmazı ve bu ikilik arasında yokluğa itilen Fikriye Hanım’ın trajik sonu.

Direksiyon Binası’ndan Çankaya’ya: Gizli Nikâh ve Fiilî Birliktelik

Prof. Dr. Ali Seyyar’ın arşiv belgeleri, hatıratlar ve şahitlerle desteklediği çalışması, Mustafa Kemal ile Fikriye Hanım arasındaki münasebetin sıradan bir “akrabalık” veya “refakatçilik” hukuku olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Millî Mücadele’nin en zorlu yıllarında, Ankara İstasyonundaki Direksiyon Binası’ndan Çankaya Köşkü’ne uzanan süreçte Fikriye Hanım, yalnızca bir evin idarecisi değil; Gazi’nin sırdaşı, lojistik destekçisi ve gayri resmi eşiydi.

Kitapta detaylarıyla incelendiği üzere, I. İcra Vekilleri Heyeti’nde Umur-ı Şerʿiyye ve Evkâf Vekili (Günümüzdeki karşılığıyla Diyanet İşleri ve Vakıflardan sorumlu bakan) olan Mustafa Fehmi Gerçeker (1868-1950) tarafından kıyılan dinî nikâh ve yakın çevrenin (Albay Ahmet Fuat Bulca, Mithat Bey gibi isimlerin) şahitliği, ortada de fakto bir meşruiyetin ve fiilî bir evlilik birliğinin olduğunu göstermektedir. Fikriye Hanım, savaşın en karanlık günlerinde, Ankara düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalıp Meclis’in Kayseri’ye taşınması tartışılırken dahî Çankaya’yı terk etmemiş, Gazi’nin yanında durmuş bir “direniş sembolüydü.

Resim: Bizzat Fikriye Hanım, Mustafa Kemal Paşa ile kıyılan dinî nikâhın bir ömür boyu CHP milletvekili olan Mustafa Fehmi Hoca tarafından gerçekleştirildiğini beyan eder.

Latife Hanım’ın Sahneye Çıkışı ve “İki Eşlilik” Krizinin Doğuşu

Ancak İzmir’in kurtuluşuyla birlikte tarihin akışı kadar Çankaya’nın mahrem dengeleri de kökten değişti. Uşakizade Köşkü’nde Latife Hanım’ın bir aktör olarak sahneye çıkışı, Mustafa Kemal’i duygusal, sosyal ve siyasî bir yol ayrımına getirdi. Yeni kurulan rejimin “Modern Türk Kadını” imajı için Batı eğitimi almış Latife Hanım stratejik bir tercih olarak belirirken; Millî Mücadele’nin çileli günlerini sırtlamış, geleneksel ve sadık Fikriye Hanım “Eski Türkiye”nin sembolü hâline gelmişti.

Prof. Dr. Ali Seyyar, bu geçiş sürecini “iki hukuklu dönem” olarak tanımlıyor. Gazi, bir yanda gönül borcu ve dinî nikâh bağı bulunduğu Fikriye Hanım, diğer yanda ise resmî evlilik hazırlığı yaptığı Latife Hanım arasında fiilî bir “iki eşlilik” çıkmazı yaşamıştır. Ancak yeni devletin vizyonunda bu ikili yapıya yer yoktu. Çözüm, Fikriye Hanım’ın sahnede sessizce el çektirilmesi, yani plânlı bir “tasfiye operasyonu” oldu.

Sürgün, Yakarış ve “Persona Non Grata” (İstenmeyen Kişi)

Büyük Taarruz’un hemen ardından Fikriye Hanım’ın hastalığı öne sürülerek, Avrupa’ya (Münih’e) tedaviye gönderilmesi, aslında bir tedaviden ziyade siyasî bir tahliyeydi. Fikriye Hanım Avrupa’dayken, 29 Ocak 1923’te Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın resmî evliliği gerçekleşmiştir.

Kitaptaki belgeler, Avrupa’da evlilik haberini alan Fikriye Hanım’ın yaşadığı derin sarsıntıyı ve yurda dönme çırpınışlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Ancak devlet çarkları artık onun aleyhine dönüyordu. İstanbul’dan Ankara’ya gönderdiği “imdat” mektupları, “huzur” gerekçesiyle Gazi’ye ulaştırılmadı; Ankara’ya gelişi resmen yasaklandı. Bir zamanlar Çankaya’nın hanımefendisi olan Fikriye, Ankara’da “Persona Non Grata” (İstenmeyen Yurttaş) derekesine düşürülmüştü.

Çankaya Eşiğinde Silah Sesi: İntihar mı, İnfaz mı?

Fikriye Hanım, konulan tüm yasakları delerek, Mayıs 1924’te son kez Ankara’ya, hakkı olanı aramaya ve Gazi ile yüzleşmeye gitmiştir. Ancak Latife Hanım’ın otoritesi altındaki Çankaya Köşkü’nde karşılaştığı muamele, bir nezaket gösterisinden kısa sürede gerginliğe ve mutlak bir reddedilişe dönüşmüştür. “İki eşli” bir dengenin sürdürülemeyeceğinin kesinleşmesiyle köşkten uzaklaştırılan Fikriye Hanım, Çankaya eşiğinde patlayan silahla hayatını kaybetmiştir.

Dönemin basını ve resmî tarih yazımı, olayı derhal rejim imajını koruyacak şekilde perdelemiştir: “Zeynep Fikriye Hanım İntihar Etti.” Oysa Prof. Dr. Ali Seyyar’ın eseri, bu “intihar” anlatısını kökten sarsacak arşiv bulgularına ve tanıklıklara yer veriyor:

  • Yeğeni Abbas Hayri Özdinçer’in yıllar sonra bozduğu sessizlikteki “Fikriye Halamı sırtından vurdular” feryadı,
  • Sadık Öke’nin itiraflarında yer alan “sırttan gelen kurşun” detayları,
  • Olayın hemen ardından hastanedeki şüpheli süreç ve cenazenin mezar yerinin dahî belirsizliğe mahkûm edilmesi.

Mahkeme-i Kübra Yolunda Bir Hakikat Şahitliği

Prof. Dr. Ali Seyyar’ın “GAZİ VE FİKRİYE” kitabı, sadece bir biyografi çalışması değil; devlet aklının ve resmî ideolojinin, “iki eşlilik” krizinin oluşturduğu mahrem bir trajediyi nasıl polisiyeden medyaya uzanan bir aygıtla unutturduğunun belgesidir. Fikriye Hanım, Mustafa Kemal’in hayatındaki çok eşli geçiş döneminin, sadakatin ve tasfiyenin en trajik kurbanı olmuştur. Çankaya Köşkü’nün önünde patlayan o silah, aslında sadece bir kadının hayatına değil, Millî Mücadele’nin hafızasında yer alan vicdanî bir borca da sıkılmıştır. Bu kitap, 100 yıldır üzeri örtülen o sessiz çığlığa tarih önünde iade-i itibar sağlayan güçlü bir “hakikat şahitliği” niteliği taşıyor. Velhasıl-kelam, bu kitap, mutlaka okunmalıdır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

Recent Posts

  • Gündem

Binali Yıldırım’ın Sözleri Sonrası Azerbaycan’dan 7 Türkiye Vatandaşı Hakkında Karar!

Binali Yıldırım’ın Sözleri Sonrası Azerbaycan’dan 7 Türkiye Vatandaşı Hakkında Karar!   DERİN BAKIŞ | Mirat…

8 saat ago
  • Gündem

Ali Rıza Demircan Hoca’nın Sözü Bugün Daha da Anlamlı: Ezan Okunuyor, Peki İslam Nerede?

Ali Rıza Demircan Hoca’nın Sözü Bugün Daha da Anlamlı: Ezan Okunuyor, Peki İslam Nerede? Ali…

9 saat ago
  • Gündem

Arnavutluk’ta, Başbakan Edi Rama’ya İstifa Çağrısı

Tiran’da Rama’ya istifa çağrısı: Göstericilerle polis çatıştı Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, Başbakan Edi Rama’nın istifasını isteyen…

15 saat ago
  • Genel

YASA DIŞI ÜREME HÜCRESİ TİCARETİ VE İSLAM’IN HÜKMÜ

Al Sana Bir Pislik Daha YASA DIŞI ÜREME HÜCRESİ TİCARETİ VE İSLAM’IN HÜKMÜ Faiz, rüşvet…

16 saat ago
  • Gündem

İspanya, İsrail Sistemlerine Alternatif ASELSANA Talip Oldu!

Türkiye–İspanya ortaklığında yeni fırsat: İsrail sistemlerine ASELSAN alternatifi Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki gücü ile İspanya’nın sanayi…

17 saat ago
  • Gündem

Peygamber Sevdalıları Vakfı’ndan Azerbaycan’daki Başörtüsü Kısıtlamalarına Tepki

Peygamber Sevdalıları Vakfı’ndan Azerbaycan’daki Başörtüsü Kısıtlamalarına Tepki Peygamber Sevdalıları Vakfı, Azerbaycan’da başörtülü kız öğrencilerin okullara…

17 saat ago