
Bakara Suresi’nin son kısmı riba (faiz), alışveriş ve borç üzerinedir. Bu 11 ayetlik kısmın başındaki 275. Ayet-i Kerimede şöyle buyrulmaktadır:
“Riba (faiz) yiyenler, şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi çarpılmış olmaktan başka türlü kalkmazlar. Bunun nedeni onların ‘alışveriş de faiz gibi’ demeleridir. Oysa Allah, alışverişi helal, ribayı haram kılmıştır. Rabbinden gelen öğütle buna son verenin geçmişi kendisine, işi Allah’a aittir. Buna geri dönenlerse ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.”
Anayasanın ilk örnekleri arasında gösterilen Magna Carta’nın faize ilişkin 10. ve 11. maddeleri, bugün faiz ve bankacılık dediğimiz riba ve tefeci kelimeleri yerine doğrudan Yahudiler der. Çünkü riba bütün dinlerde haramdı, bunu kendileri dışındakilere uygulayanlar yalnızca Yahudilerdi. Bütün dinlerde haram olan ribayı toplumlara benimsetmek için yerine güzel bir kelime konmuştur. Mesela İngilizcede olumsuz “usury” yerine fayda manasındaki “interest”, dilimizde de “riba” yerine güzellikle artırma manasındaki “faiz” kelimesi konmuştur. Böylece insanlığı şeytana köleleştiren en büyük zincir olan, açıkça Allah ve Resulüne savaş açmak olan (Bakara 279) riba, güzel gösterilmekte, milyarlarca insan, 200 devlet, egemen dünya nizamı bunu uygulamakta, Allah’a karşı savaşa katılmaktadır.
Faizin İslam’da çok kesin ve net olarak yasak olduğu muhkem ayetlerce ortada olduğuna göre, nasıl bu büyük günaha dayalı bir sistem olabilir? Devletlerin uluslararası faizin içinde olduğunun en temel bildirimi, faiz almak yoluyla kapatılacak bütçe açığı vermektir. Önceden faizle borç almak anlamına gelen denk olmayan bütçe yapmaktadır. Nasıl ki faiz Allah’a karşı savaş ilanıdır, denk bütçe de bir devletin küresel şeytani sisteme savaş ilanıdır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde sadece Atatürk ve Erbakan denk bütçe yapmış, ikisi de çeşitli yöntemlerle tasfiye edilmiştir.
Faizin toplumsal boyutta en büyük suç olduğu o dönemde anlaşılamıyordu ancak Müslümanlar yine de bu konuda çok hassastı. Bugün ise bir kölelik sistemine dönüşen, bütün zenginliklerin bir avuç ailenin elinde olduğu küresel sistem tamamen faize dayalı olması nedeniyle insanlığın bütün değerlerini emeklerini küçük bir sınıfa aktarmakta, onlar da küresel şeytani sisteme aktarmaktadır. Sadece bu nizam şirketlerinden biri olan Black Rock’ın zamana göre değişen 20 ile 40 trilyon dolarlık sermayesi bile neden faizin en büyük günah olduğu konusunda bir fikir verebilir.
Black Rock’ın bütçesi, Amerika’nın yıllık milli hasılasından büyüktür. BM üyesi 100 ülkeden daha fazla paraya sahiptir. Bunun gibi pek çok firma olduğu, bütün ülkelerin bu bankalara, fonlara, Magna Carta’nın diliyle ‘Yahudilere’ borçlu olduğunu düşünürsek, bu kölelik nizamıdır. Bütün büyük batılı ülkeler gibi Amerika’nın devlet olarak Yahudilere 30 trilyon doları aşkın faizli borcu, halkının da bir o kadar kredi kartı gibi bireysel faiz borcu bulunmaktadır. Senato üyelerinin istisnasız Amerikan Yahudi cemiyetlerinin finansmanıyla seçildiği, Netanyahu gibi bir soykırımcıyı Kongre’de kameralara görünmek için yarışırcasına, elleri patlarcasına defalarca ayakta alkışlamak zorunda oldukları düşünülürse kölelik nizamında ülkelerin temsilcileri de tamamen efendilerine çalışmaktadır.
Faiz karmaşık bir sistem değil. Uzatmadan özetleyelim: faiz, dönen dolabın insanlığın elindeki her kuruşu her dönüşünde gıdım gıdım elinden almasıdır. Karmaşıklaştırmak için kontrollü iktisat ve maliye ilimleri kurulmuş, bunda etliye sütlüye karışmadan on binlerce uzmanın ayrıntılar konusunda hesaplamalar yapmasına izin verilmiştir. Ama bir alim çıkıp da “deli misiniz, hepimiz finansal elitlere köle oluyoruz her geçen gün insanlığın parası onların eline geçiyor” derse, işini, pozisyonunu, saygınlığını kaybeder. Deli, ırkçı, antisemit olarak ihraç edilir. Bu nedenle altın çıktı mı, petrol yükseldi mi, Japon yeni ne oldu gibi konularda derin bilgilerini paylaşır, işin temeline dokunmaz. Faiz nedir? Para nedir? Uluslararası bankacılık nedir? Bunlara girilmez.
Faize dayalı toplumda İslam tanımsızdır. Faiz Allah’ın açık ve kesin emirlerini ihlal etmek, Allah ve elçisine savaş açmaktır. Böyle bir toplumda elbette insanlar tıpış tıpış kesilmeye giden kurbanlıklar, boğazlanmak üzere şerit üzerinde yürüyen tavuklar gibi bütün haklarından, nakit para kullanmaktan, mahremiyetlerinden, helal alışverişten vazgeçecekler, bütün haklarından denetim altında, kameralarca izlenerek, bilgisayara kaydedilerek, kısaca küresel şeytani nizama itaat ederek feragat edeceklerdir. İbadet yerine aptalca eğlencelere, takıntılara yöneltilecekler, ellerine kollarına damgalar vurulacak, sapıklık, fuhuş, şiddet, cinayet normalleşecek, anormallik hâkimiyet kuracaktır. Kurmuştur.
Küresel şeytani sistem şu anda zaten insanlığın para ve varlıklarını büyük bölümüne hakim konuma geldi. Ancak bir anda insanlığı toplama kamplarına, köle bukağılarına sokacak gücü toplamadı. Bunun için 8 milyar insanı tamamen denetleyen piramit sistemli bir komuta nizamının tamamlaması lazım. Bu nizam son aşamalarına yaklaşıyor. Tamamlanmasına izin verdiğimizde bütün dünya Gazze olacak.
Yapay zeka ve internetsiz iş yapamayan, kendince akıllı çözümler bulduğunu zanneden kurnaz milyonlar, fişi çekince iki artı ikiyi bile toplayamayan kesimlik et yığınlarına indirgenecek. Aralarından eli yüzü düzgün çocuklar Epstein yöntemleriyle toplanıp servis edilecek. Eğitimden mahrum kalan ancak bir şekilde kafası çalışan gençler de teknoloji transfer merkezlerine başvurup melek sermaye finansmanlarıyla devşirilip şeytani nizama hizmet ettirilecek. İnsanlığın gerisine biçilen görev daha alttakilere zebanilik yapmak, Gazze, pandemi, organlarını satmak, yeryüzü cehennemi.
Bugünkü İslam dünyasında her yönüyle faiz olan, hepimizce adları bilinen faizci bankacılığı yürüten küresel şeytani kuruluşların sermayesini yönettiği, Katar’a topladıkları yarı tutsak konumdaki sürgün fakihlerin fetvalarıyla onaylatıp, yaymak için de Malezya’da üniversitesini kurdukları, merkezi Londra olan sözde İslami bankacılık, insanlığı köleleştirme sistemi açısından faizden farklı değil. Sözde İslami bankacılığın iyi yönü, temiz insanların faizden kurtulma konusunda niyetlerini sergilemesidir, bu konuda ümit aşılaması. Yoksa iki yüz yıl önce kurulmuş sistemin yeni parçası.
Faiz en büyük toplumsal suç. Allah’a ve elçisine savaş açmak. Faizi kaldırmak, özgürlüğümüze kavuşmak. Faizi kaldırarak onun yerine farklı bir sistem kurarak İslam toplumunu yeniden ihya etmek istiyoruz. Ancak faiz dereceli olarak kalkmaz. Resulullah faizi dereceli olarak kaldırmamıştır. Bir anda bıçak keser gibi tek seferde kaldırmıştır. Bu son görevinin ardından da Hakka teslim olmuştur.
Mustafa Kasadar'dan Çarpıcı Tahlil: "Oğuzhan Asiltürk Yaşasaydı Saadet-CHP İttifakına Kesinlikle Engel Olacaktı" Milli Görüş hareketinin…
İSLAM’I ANLAMADA YAPAY ZEKÂ YARDIMI Bu sabah rüyamda İbrahim suresinin 28-30. ayetlerini okuyarak uyandım. Sabah…
Bayraktar KIZILELMA Envantere Girmeye Çok Yakın: Türk Savunma Sanayiinde Tarihi Dönemeç! Baykar Yönetim Kurulu Başkanı…
İRAN’DA İSTİHBARAT BAKANLIĞI İÇİN DİNÎ YETERLİLİK ŞARTI TARTIŞILIYOR İran, istihbarat bakanının müçtehit olmasını zorunlu kılan…
İsrail İçin Casusluk Yapan Pollard’dan Türkiye ve Mısır’la Savaş Çağrısı ABD’nin gizli bilgilerini İsrail’e aktardığı…
FON KRİZİNDEN YENİ BİR FİNANS SİSTEMİNE Bir fon, olağanüstü getiri sağlıyorsa bu getiri nereden geliyor?…