
Roger Garaudy: Hakikatin Peşinde Bir Ömür
Roger Garaudy, 17 Temmuz 1913’te Marsilya’da dünyaya geldi. Anne ve babası herhangi bir dini inanç taşımıyordu, ancak Garaudy henüz 14 yaşındayken hayatın bir anlamı olması gerektiğini düşünerek Hristiyanlığı benimsedi. Gençliğinde felsefi ve siyasi arayışlar içindeydi. Komünizmi, yoksullara sahip çıkan bir sistem olarak görüp 1933’te Fransız Komünist Partisi’nin gençlik kollarına katıldı. Otuz yedi yıl boyunca partinin çeşitli kademelerinde görev aldı. II. Dünya Savaşı’nda, Fransız hükümetinin Hitler’le iş birliği yapmasını protesto ettiği için Cezayir’de bir toplama kampına sürüldü. Burada idam edilmek üzereyken İbâzî mezhebinden Müslüman askerlerin “Silahsıza ateş edilmez” itirazı sayesinde hayatta kaldı.
Savaş sonrası akademik kariyerine yöneldi. Sorbonne Üniversitesi ve Moskova Bilimler Akademisi’nde felsefe alanında doktor unvanı aldı. Üniversitelerde felsefe ve estetik dersleri verdi. Aynı zamanda milletvekili, senatör ve meclis başkan yardımcısı olarak on altı yıl Fransız parlamentosunda görev yaptı. Ancak 1970’te Prag’ın Sovyetler Birliği tarafından işgalini eleştirdiği için Komünist Partisi’nden ihraç edildi. Bu, onun dünya görüşünde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Hakikatin İzinde İslam’a Yolculuk
Garaudy, insanlığın kurtuluşuna dair uzun yıllar süren arayışında, Don Kişot’u kendisine rehber edindi. Ona göre Sezar ve Napolyon gibi şahsiyetler tarih sahnesinde silinirken, Don Kişot insanlığın iyiliği için mücadele eden bir sembol olarak kalmıştı. Ömrünü bu idealle dünyayı dolaşarak insanlığa en faydalı sistemleri aramaya adadı. Sonunda 2 Temmuz 1982’de Cenevre’de Müslüman olduğunu ilan etti. Umre ziyareti yaptı ve ömrünün geri kalanını İslam’ı savunmaya adadı.
Garaudy, Filistin davasına olan bağlılığı ve İsrail’in zulümlerini açıkça dile getirmesi sebebiyle Batı’da büyük baskılarla karşılaştı. “İsrail: Mitler ve Terör”, “Siyonizm Dosyası” ve “İlahi Mesajlar Toprağı Filistin” gibi eserleri Batı’da aforoz edilmesine yol açtı. Büyük yayın kuruluşları ve kitabevleri ona kapılarını kapattı. Ancak o, gerçekleri haykırmaktan vazgeçmedi. Filistinlilere yapılan zulmü belgelerle ortaya koyarak Siyonist propagandayı eleştirdi. Yahudi soykırımını hiçbir zaman inkâr etmedi, fakat II. Dünya Savaşı’nda ölen Romanlar, Slavlar ve diğer milyonlarca insanın göz ardı edilerek yalnızca Yahudilerin acısının ön plana çıkarılmasını eleştirdi. Batı medyası onun bu duruşunu “Yahudi soykırımını inkâr etmek” olarak yaftaladı.
Ebediyete Yolculuk
13 Haziran 2012’de Paris’te vefat eden Garaudy’nin cenazesi, ailesinin isteği üzerine yakıldı. Batı medyası onun ölüm haberini Türkiye’den iki gün sonra duyurdu ve onu “Eski komünist ve Yahudi soykırımı inkârcısı Garaudy öldü” şeklinde tanıttı. Oysa ki Garaudy, tek bir masum insanın bile öldürülmesini insanlık suçu sayan bir düşünce adamıydı.
Ömrü boyunca hakikatin izinden giden Roger Garaudy, İslam ile şereflendikten sonra gerçeği haykırmaktan vazgeçmedi. Dünyanın dayattığı yalanlara boyun eğmeyerek, insanlığın vicdanı olmayı sürdürdü. Onun mücadelesi, inancını ve doğrularını cesurca savunan her insan için bir örnek olmaya devam ediyor.