Makale

ŞEYTAN’IN TUZAĞINA DÜŞERSEK!

ŞEYTAN’IN TUZAĞINA DÜŞERSEK!  

Ramazan’ın sonuna doğru Şeytan’ın hilelerine karşı dikkatli olalım. Unutmayın, Ramazan ayında orucun edası 1 aydır, biz o ayda oruç tutacağız da oruç bizi tutacak mı? Orucun bizi haramdan sakındırarak, kötülüklerden koruması için bizi tutması bayramla başlayıp, gelecek Ramazana kadar sürmesi gerek. Bayramdan sonra biz orucu bırakınca, oruç da bizi bırakıyorsa o zaman o Ramazan’ın hayatımızdaki ahiret ölçüsünde karşılığı bu dünyadaki karşılığı kadar olacaktır.

İslam ülkelerinde tehlikeli bir oyun oynanıyor. Bir yandan mezhepçilik öte yandan ırkçılık körükleniyor. Şeytanın en keskin ve en eski hilesi “Irkçılıktır”. Bakın “fikri kavmiyyeti tel’in ediyor peygamber”.

Buyurun bu “ırçlılık” denen şeyi bir de İstiklal Marşı’nın şairinden dinleyelim

“Hani milliyetin İslâm idi? Kavmiyyet ne?/ Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine!

Arnavutluk ne demek? Var mı Şeriatta yeri? / Küfr olur, başka değil kavmini sürmek ileri.

Arab’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahud Kürd’e, /  Acem’in Çinli’ye rüçhanı mı varmış, nerede?

Müslümanlıkta anasır mı olurmuş? Ne gezer? /  Fikrî kavmiyyeti tel’in ediyor Peygamber.”

Irkçılık ilk haram, ilk günah, ilk laneti hak eden Şeytani bir fikir. Bu  Lanetli fikir, asırlardır Yahudiler tarafından savunuluyor. Kendilerini “Üstün ırk”, “Tanrının ailesi” olarak tanıtıyorlar. Her Irkçı bu anlamda Siyonistlerin zihniyet ikizidir.

Irkçılık sadece kör bir soy taraftarlığı değil, mezhep, tarikat, futbol takımı bile bir putlaştırılan her hangi bir kişiyi merkeze alan, mutlaklaştırılan bir taraftarlık, ırkçılığa dönüşebilir. Onun için Kur’an bize Allahtan başka kimseyi İlah ve Rab edinmeyin demiyor mu! Din büyüğü, devlet büyüğü fark etmez. Sözü mutlak doğru kabul edilen her kişi İlah ve Rab konumuna yükseltilmiş demektir. O kişiler İdol’e/Put’a dönüştürülmüş olur.

Din menkıbe’lerden oluşuyor ve tarihte mefahirler’den ibaretse orada artık her şey mümkün. Beyaz adam, 500 yıl öncesinden başlayarak 100 yılda bütün Kızılderilileri öldürdüler. Bütün kara derilileri köleleştirdiler, sarı ırkı sömürgeleştirdiler. Beyaz adamın bugünkü serveti, bilimi, sanatı gücü, işgal ettikleri ülkelerden çaldıklarından ibarettir. Onların varisi Trump da bu gün kendilerine engel olanlara karşı ölüm, öfke ve  ateş kusacaklarını söylüyor. Adalet, barış, özgürlük vaatlerine ne oldu. Hani demokrasi getirecektiniz! Oyun bitti, maskeniz düştü! Ağuyu altın tas içre, onu da bala katıp sunuyordunuz. Suçüstü yakalandınız. Güvendiğiniz Şeytan da yakında, artık işine yaramayan kuklalarından kölelerinden kurtulmak isteyecektir. Belki son bir-iki daha kullanımından sonra!

Bunlar öldürmeye doymadılar.  1. ve 2. Dünya savaşı, soğuk savaş, terör ve darbeler yetmedi şimdi de kıyamet savaşı için tanrı edindikleri Şeytanlarını savaşa zorluyorlar akıllarınca.

Dinin ırk ve mezheple sentezlenmesi İslam’a yapılacak büyük kötülüklerden biridir. Türk İslam’ı, Fars İslam’ı, Arap İslam’ı, Laik İslam diye bir din yok. Türkler Maturidi, Araplar Eş’ari değil. İstatiksel olarak öyle görünse de gerçek öyle değil. Siyasetin, din ve tarih algısı üzerinden dayattığı roller vardır. Güdülenen toplumlarda olur böyle vakalar.

Daha önce de yazdım: Her Müslüman “ehli sünnet ve vel cemaat” akidesine bağlı kalmalıdır. Sünneti reddeden ve cemaate sırtını dönmüş biri cemaat üyesi olamaz. Aynı Allah’a, Kitab’a, Resul’üne iman edenler kardeştir. Aralarındaki işler istişare ve şura iledir, ehliyet ve liyakat esastır. Herkes için adaletin sağlanması için bu şart.

Her Müslüman ehlibeytten yanadır. Kerbela fitnesinde Müslümanlar Hz. Hüseyin’den yanadır. Her Müslüman Selefi dönemini, dinin yaşanmasında ve yorumu temel referans olarak almalıdır. Vahyi, bize, o dönemde yaşayan Vahiy kâtipleri aktardı, Esbab-ı nüzul onlardan rivayet edildi. Resulullah’ın siret ve sünnetini bize nakleden nesil o nesildir.

Bir ülkede yaşayan herkes topyekun iyi ya da kötü olamaz.  Her ana-babadan doğan çocuk ana babasına nispet edilemez. Hz. İbrahim’in babası putperestti, Hz. Nuh’un oğlu gemiye binmedi. Müslümanlar, yaşadıkları zamana ve mekana adil şahitler olarak, sözü dinler ve işe bakar, doğrusuna destek verir, yanlışına köstek olur. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, haklıdan yana olur, haksıza karşı çıkar.

Bakın, bugünden Araplar, Kürtler, Farisiler ve Türkler arasında kanlı bir savaş planlanıyor. Bugünden böyle bir savaşın zemini oluşturmak için birileri çalışıyor. Mehdi-Mesih tartışmasından söz ediyorum. Mesihiyet Müslüman’lar, Hristiyan’lar ve Yahudi’ler içinde ve arasında bir meseledir. Mehdi konusu ise Sünnilerle Şiiler arasında bir mesele. ABD bir Şii bir de Sünni Mehdi sürerse piyasaya, korkarım o zaman tedbir için çok geç kalmış olabiliriz. Tabi Mehdi Mesih fitnesinin içinde gizli bir Deccal fitnesi var.

Ya hu, İmamı Azamın hocası İmam-ı Cafer-i Sadık değil mi? Ya da Yemen’deki Şiirler Zeydi değil mi?  Zeydilerin Şafilere yakınlığı, Caferilere yakınlığından fazla. Şafilerle Zeydiler arasındaki fark, Hanefilerle Şafiler arasındaki fark kadar değil.

Ümmet 73 fırkaya bölündü. Fırka-i Naciye bunlardan biri değil, bunların içindeki tevhid ehli ve ihlaslı insanlardan oluşuyor.

İman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden iman etmiş sayılmazsınız. Birbirinizi çok mu seviyorsunuz?  Bunlardan öyleleri var ki, onların mezhep, tarikat ve vakıflarına, partilerine tabi değilseniz yandınız. Allah’ın (cc) emrine itaat etmeyen haram işlemiş olur, Peygamberin (sav) sünnetini terk eden mekruh bir iş yapmış olur. Bunların sözünü dinlemez, peşlerinden gitmezseniz dinden çıkarsınız. Böyle bir din yok. Bu hastalık 3 cephede de var. Bunlar arasında birlik olacaksa, önce tevbe istiğfar edecekler, birbirlerinden helallik dileyecekler ve yeniden iman edecekler. “İman ettim” demekle yakalarının  bırakılıvermeyeceğini de bilmeleri gerekir..

Şunu görelim, “Allah’ın dini” yeri-göğü, ölümle hayatı açıklar, ama bizim yaşadığımız din karı-koca kavgasını bile çözmüyor.

Terör, savaş bir çatışma nereden kaynaklanıyor? İnsanların akılları ile vicdanları barışık değil. Akılla insan barışık değilse, insan insanla barışık olmaz. İnsan insanla barışık değilse, fıtratla ve tabiatla, hava, su, toprak, bitkiler ve hayvanlar barışık yaşayamaz. Bu 3 barış sonuçta bizi Allah’la barışa götürecektir. Değilse insan Allah’la (cc) savaştadır.

Bunları ilk kez yazmıyorum. Şimdi Ramazan ayının sonunda, bölgemizde yaşanan savaşın gölgesinde bir kez daha yazıyorum.

Başımıza gelen bütün felaketler, yaptıklarımız ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımız, söylediklerimiz ve söylememiz gerekirken söylemediklerimiz yüzündendir. Ya da İçimizdeki “ıslah edicileriz” diye gelip “bozgunculuk” yapan beyinsizlerin işledikleri yüzündendir. Onlara direnmemiz gerekirdi. O zaman Allah (cc) bize yardım edecekti. Böylece bizim ellerimizle zalimleri cezalandırıp, mazlumlara yardım ederken, bizi korumasına alacak, aziz kılacaktı. Ama olmadı. Bari bundan sonra aklımızı başımıza toplayalım.

Bir de zalimlerin cezasını, mazlumların sabrını artırmak suretiyle ile birinin cehennemde derecesini yükseltirken, ötekinin cennetteki derecesini yükseltmek için böyle yapmaktadır. Hz. Eyyub ve Hz. Yusuf (Onlara selam olsun) kıssalarında bu gerçeği çarpıcı bir biçimde görmekteyiz.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Çokça tevbe istiğfar edelim. Ahlaken yücelmemiz gerek. Allah’ın (cc) rızasına ulaşmak için ibadetlerimize dikkat edelim. Sabırlı olalım. Değilse insanların pek pek çoğu hüsrandadır. Cinler’in de öyle. Kitap’ta Fırkai Naciye’den olanlar istisna olarak sayılır, hem de asra yemin ile! (İman edenler, Salih amel sahipleri, Hak üzere yaşayıp sabredenlerle hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna) O istisnada kendimize yer bulabilmemiz için müstesna biri olmamız gerek.

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Sayın Dilipak, bu kafirlerin müminlere saldırması, öldürmesi ve islamı yok etmek için başlattığı bir oparasyondur. Kesinlikle savaş yoktur, kendini savunmaya ve kafirlarin saldırılarını püskürtmeye çalışan müninler var. Lütfen bunu onların propogandası olarak onlar diyor diye savaş diye söyleyip yazmayalım. Bu bir tecavüzdür, mazlum ile zalimi aynı kefede göstermeyelim.
    Aynı zamanda şeytan ve ins şeytanlarının uydurduğu ve dayattığı bu sünni şia hikayesine kanarak müminler olarak tefrikaya düşmeyelim.
    Selam ve dua ile.

Recent Posts

  • Gündem

Londra’da İran’a Destek Gösterisi

İngiltere'nin başkenti Londra'da insan hakları aktivistleri, İrana destek amacıyla bir gösteri düzenledi. Londra'da İran'a Destek…

56 dakika ago
  • Gündem

Batılılar, Neden Çin’i Değil de, İslâm’ı Tehdit Olarak Görüyorlar?

Batılılar, neden Çin’i değil de, İslâm’ı tehdit olarak görüyorlar? Batı dünyasının küresel stratejilerinde İslâm dünyasına…

2 saat ago
  • Gündem

İRAN’DAN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: “ABD VE İSRAİL SİNSİ BİR PLAN YÜRÜTÜYOR”

İRAN’DAN TÜRKİYE AÇIKLAMASI: “ABD VE İSRAİL SİNSİ BİR PLAN YÜRÜTÜYOR” ABD ile İsrail’in İran’a yönelik…

11 saat ago
  • Makale

KADİR GECESİ KUR’AN GECESİ

KADİR GECESİ KUR’AN GECESİ Yeniden Kadir gecesine kavuşabilmek ne büyük bir nimet, ne büyük bir…

12 saat ago
  • Gündem

Pakistan ile Afganistan Savaşı Şiddetlendi

Pakistan ile Afganistan arasındaki sınır gerilimi, son dönemde yaşanan çatışmalarla yeni bir boyuta taşındı. Taliban…

12 saat ago
  • Makale

SEMÂNIN YERYÜZÜNE İNDİĞİ GECE: KADİR GECESİ

SEMÂNIN YERYÜZÜNE İNDİĞİ GECE: KADİR GECESİ Allahu Teâlâ, bu ümmet-i merhûmeye pek çok fazîlet ve…

12 saat ago