
Musa Nebi’nin mücadelesinin yıl dönümünü anıyoruz. Gazze’de, Musa Nebi’nin 3000 yıl önce verdiği mücadeleye benzer bir mücadele bugün de verilmektedir. Biz de bu vesileyle Fısıh Bayramı’nı kutlayan; Musa Nebi’nin hicretini anan, tıpkı Gazzeliler gibi kuzeye ve güneye göç etmek zorunda kalan, evleri başlarına yıkılan, aç bırakılan ve hamursuz ekmek bile mayalayamadan sürekli hareket hâlinde çöllerde ve mağaralarda yaşamaya mahkûm edilen Musa Nebi’nin mücadelesini hatırlıyoruz.
Fısıh ve Hamursuz Bayramı kutlanırken, biz de bugün sözde Musa Nebi’nin sözde temsilcilerini aradık. Hahambaşılıkla iletişime geçerek, Siyonizm’in Gazze’ye, Kudüs’e ve Filistinlilere karşı uyguladığı baskının; Musa Nebi zamanında Firavun’un sergilediği zorbalık, katliam ve zulme benzediğini ifade ettik. Bu bağlamda Siyonizm’in, kötülüğün somutlaşmış hâli gibi ortaya çıktığını dile getirdik.
Bu nedenle, bir sorumluluğumuz varsa bunun gereğini yerine getirmek adına, Siyonizm’e karşı “mabetler el ele” eylemini yapmayı önerdik. Bu öneri makul karşılandı; ancak katılım konusunda zorluk yaşandığını düşünüyoruz. Dünyayı etkileyen bu baskı ortamının onları da etkilediğini değerlendiriyoruz. Yine de onların onayını alarak Eminönü Yeni Camii ile Karaköy’deki Aşkenaz sinagog arasında, Galata Köprüsü’nde “mabetler el ele” eylemini gerçekleştirdik.
Şu anda bu mücadelenin açıklamasını yapıyoruz. Sinagog kelimesi, cami gibi “toplayan” anlamına gelir; yani iman edenleri bir araya getiren mekân demektir. Ancak nasıl ki bazı mabetler zamanla işlevinden uzaklaştırılmışsa, bugün de benzer bir durum yaşanmaktadır. Bu nedenle mabetlerin asli işlevine dönmesi gerektiğini vurguluyoruz.
Eminönü Yeni Camii ile Karaköy’deki Aşkenaz sinagog arasında, Galata Köprüsü’nde bu gerçeği dile getirdik. Camilerin, sinagogların ve kiliselerin aslına rücu etmesini; hak ve hakikati savunmasını istiyoruz. Bu doğrultuda tüm inanç kurumlarını sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Hükûmetlere de çağrıda bulunuyoruz: Eğer bu mabetler hakikati dile getirmiyorsa, bu durumun değerlendirilmesi gerekir. Aynı şekilde, bölgede yaşanan gelişmeler karşısında daha etkili ve tutarlı politikalar izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bugün Gazze’de, Kudüs’te büyük bir insani kriz yaşanmaktadır. Açlık, yoksulluk, yıkım ve kayıplar söz konusudur. Bu nedenle hem halkların hem de yöneticilerin bu duruma karşı duyarlı olması, gerekli adımları atması önemlidir.
Biz, bir grup olarak bu çağrıyı hem halkımıza hem de yetkililere iletiyoruz. Kanaat önderlerini ve inanç temsilcilerini sorumluluk almaya davet ediyoruz. Dualarımız, barışın, adaletin ve hakikatin hâkim olması yönündedir.
İLHAM ALİYEV, HADDİNİ AŞIYOR. Oktay Saral'ın, GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR. Azerbaycan'da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullardan…
ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ? Beyan Yayınları’nın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinden çıkan, Prof. Dr.…
Zorlu Enerji’den 147,6 milyon dolarlık satış: ZES’in bağlı olduğu şirketteki paylarını devrediyor Zorlu Enerji, ZES…
MAHKEME, ÖZGÜR ÖZEL'İN, YALAN KONUŞUP İFTİRA ATTIĞINI BELGELEDİ İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı…
Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri’den Sert İsrail Tepkisi: "Güney Olmadan Suriye Olmaz" Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla…
Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…