
Yeryüzünde var olan her şey, mutlak manada kendine özgü bir renge sahiptir ve bu renk, yaratıcısı tarafından takdir edilmiştir. Bu takdir ediliş, canlı cansız bütün yaratılmışları kuşatır. Üstelik bu renk, yalnızca cismani varlığın dışa yansıyan fiziki görüntüsünden ibaret değildir, fıtratın rengi de aynı öze dayanır. Allah, dışına rengini verdiği yarattıklarının iç dünyalarını da kendi rengine bezemiştir. Bu ilahi rengin referans aldığı temel merci, “Ahsen-i takvim” olarak yaratılan insanın “Eşref-i Mahlûkat” oluşudur. Her şey kendi asli rengiyle ahenk içinde olduğunda gerçek anlamını bulur.
Ancak insanın inanç dünyasında durum katmanlıdır. Fiziksel ve cismani görüntünün tekabül ettiği rengin bir değişkenlik olasılığı yok gibidir. Lakin fikri, düşünsel ve felsefi renk, değişkenliğe açıktır ve her zaman, her mekânda dönüşebilme potansiyelini barındırır. Bu değişkenlik, genel hatlarıyla kişinin kalbindeki ikrarı ile hayatındaki amel-eylem aralığına tekabül eder. Söz de böyledir, yazı da. Tabiatı gereği söz ve yazı renkten renge girmeye, şartlara göre ton değiştirmeye müsaittir.
Sözün ve yazının renginin göreceli olması ve değişkenliğe müsait oluşu, zaman ve mekân düzleminde şartların değişmesiyle ya da kişinin mevcuda razı olup olmamasıyla gün yüzüne çıkar. Oysa amentünün rengi bellidir, sabittir ve asla değişkenlik göstermez. İşte insanın asıl yol ayrımı tam da burada başlar. Her neye inanılırsa inanılsın, kabulleriniz ve hayat tasavvurunuz ne olursa olsun, her insanın inandığı, ikrar ettiği bir dünya görüşü vardır.
Sözünüzün ve yazınızın rengi amentünüzün rengiyle uyumlu ve tutarlı olmazsa, kendi paradigmanızda derin bir çelişki yaşar ve başkalarına karşı anlamsızlaşırsınız. Bu durum, insanın kendi kendisini tüketmesidir. Kendi kendini tüketmeyi insana bir başkası yapamaz, bu ancak kişinin kendi iradi tercihiyle gerçekleştirdiği bir yıkımdır. Sözün ve yazının renginin amentüden farklılaşmasının arkasında yatan nedenlerin hepsi nihayetinde dünyevidir. Geçici menfaatler veya yarına ait kaygılar sözünüzün rengini amentünüzden farklılaştırıyorsa, burada büyük bir kriz var demektir; bu durum insanı itibarsızlaştırır ve ciddiyetini kaybetmesine neden olur.
Bu savrulmanın en büyük nedenlerinden biri, yol ayrımına gelindiğinde amentünün gösterdiği yola dünyevi beklentiler uğruna muhalefet etmektir. Söz ve yazı tercih edilen neyse onun rengine bürünür. Ancak kişi bu hâliyle bile amentüsüne sadakatle bağlı olduğunu iddia etmekten geri durmaz. Bu ikiyüzlü durum, insanı iki kimlikli yani ikircikli bir konuma sürükler ve sadakat söylemi yalancılığın ifşası haline gelir.
Sözün ve yazının amentüden farklılaşma olasılığının en güçlü olduğu zemin, egemen iktidarla olan ilişki biçimidir. Egemen güç, etki alanı oluşturabilmek ve toplumu kendi dünya görüşüne göre yeniden inşa edebilmek için söze ve yazıya muhtaçtır. Amentüsünde samimi olmayanlar, direnme kabiliyetleri bulunmadığı için egemenlerin belirlediği bedel karşılığında renk değiştirirler.
Yaşadığımız dönemde amentüsü ile sözü ve yazısı farklı olan aydınların sürekli renk değiştirmesi toplumsal kaoslara yol açmaktadır. Kapalı kapılar arkasında amentüsüne sadık olanların, kamusal alanda egemen güçlerden yana tavır alması kitleleri kullanışlı hale getirmektedir. Buna karşın tarihte Ebu Hanife, Hasan Basri, İmam Maturidi gibi nice idealist şahsiyet, amentülerinin bedelini ödemiş ve sözlerinin rengini asla değiştirmemiştir.
Unutulmaması gereken en temel husus, amentüye rengini veren ve onu dinamik kılan unsurların kavramlar olduğudur. Verili ve dış müdahaleye kapalı olan kavramların içi boşaltıldığında, amentü soyut bir inanca indirgenir ve hayata dair söz söyleme gücünü yitirir. Sonuç olarak, kendisini bir davaya nispet edenler hangi renkten yazıp konuştuklarını sürekli kontrol etmelidir. Çünkü amentü iki renge bezenmeyi kaldıramayacak kadar hassastır ve bir insanın göğüs kafesinde iki kalp yoktur.
FAİZ SÖMÜRÜSÜ FON REZALETİNDEN ÇOK DAHA PİSLİK AMA DİLE GETİREN YOK Genelde bütün üniversiteler, özelde…
Bozüyük’te Emekli Din Görevlileri Unutulmadı Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında Bozüyük İlçe Müftülüğü tarafından…
Fon Soruşturmasında Adı Geçen İş İnsanı Ali Emre Ballı Ölü Bulundu Kamuoyunda geniş yankı uyandıran…
TÜM ANNELERE İyi bir anne sabırlı olmalıdır, derler. Oysa anneliğin sabır sınavı, yalnızca yemeğini döke…
3 Yıl Önce Kaleme Aldığımız Makalemizin, Bugünlerde Yabancı Basın Tarafından Doğrulanması Düşündürücüdür! 7 Ekim’in Üçüncü…
MÜRŞİD OLAN KUR’AN’IN İŞLEVİ YÖNÜNDEN ÖZELLİKLERİ 1. Yol Gösterici (Hidâyet) Olması Kur’an, bütün insanlar ve…