
İsrail’in Katar’a yönelik saldırısının yankıları sürüyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, İsrail’in Doha’daki Hamas liderlerini hedef alan hava saldırısına sert tepki göstererek Arap ve İslam ülkelerine ortak tavır alma çağrısında bulundu.
Veliaht Prens, Şura Meclisi’ne hitaben yaptığı konuşmada, Katar’a düzenlenen saldırının yalnızca tek bir ülkeye değil, tüm bölgeye yönelik bir tehdit olduğunu belirtti. Bin Selman, “İşgalci İsrail’in saldırılarını reddediyor ve kınıyoruz. Bu barbarca saldırı Arap, İslam (ülkeleri) ve uluslararası düzeyde harekete geçilmesini gerektirmektedir” ifadelerini kullandı. Prens ayrıca Katar’ın alacağı her türlü kararda yanında olacaklarını ve tüm imkanların seferber edileceğini vurguladı.
Bin Selman konuşmasında, Gazze’de süren katliamlara da değinerek, Filistin halkının aç bırakılmasını, zorla göç ettirilmesini ve bombardımanlarla hedef alınmasını “suç” olarak nitelendirdi. “Gazze toprakları Filistin toprağıdır ve halkının hakkı sabittir. Hiçbir saldırı bu hakkı ortadan kaldıramaz” sözleri, Suudi Arabistan’ın Filistin davasına desteğini yeniden teyit etti.
Suudi lider, 2002 yılında Riyad tarafından ortaya konulan Arap Barış Girişimine de dikkat çekti. Bu girişim, İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesi karşılığında Arap dünyasının İsrail’i tanımasını öngörüyordu. Bin Selman, girişimin bugün hâlâ Filistin devleti kurulması yolunda “eşsiz bir çözüm çerçevesi” sunduğunu hatırlattı. Bu vurgu, Suudi Arabistan’ın son yıllarda İsrail ile normalleşme tartışmalarının önüne Filistin meselesini yeniden koymak istediği şeklinde değerlendiriliyor.
İsrail ordusu, önceki gün Katar’ın başkenti Doha’da Hamas heyetinin bulunduğu binayı hedef aldı. Hamas, saldırıda üst düzey kadronun kurtulduğunu ancak Hamas Siyasi Büro Üyesi Halil el-Hayye’nin oğlunun, dört Hamas üyesinin ve bir Katar polisinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Doha saldırısının ardından İsrail bugün Yemen’i de vurdu. Bu gelişmeler, Tel Aviv yönetiminin yalnızca Gazze’de değil, bölgedeki farklı aktörleri hedef alarak geniş çaplı bir askeri strateji izlediğini ortaya koyuyor.
Suudi Arabistan’ın Katar’a yönelik saldırı sonrası verdiği güçlü tepki, birkaç açıdan dikkat çekiyor:
Arap dayanışması vurgusu: Son yıllarda bölünmüş görünen Arap dünyasında, İsrail’in Katar’a saldırısı yeni bir birlik ihtiyacını gündeme getirdi.
Normalleşme süreci tartışmaları: Riyad’ın, İsrail’le olası normalleşme adımlarını rafa kaldırarak tekrar Filistin meselesini merkeze alması olasılığı güçlendi.
İran ve direniş ekseni: İsrail’in Yemen’i vurması, bölgedeki İran destekli grupları da doğrudan karşısına aldığını gösteriyor. Bu durum, gerilimin hızla bölgesel bir savaşa dönüşebileceği yorumlarını beraberinde getiriyor.
Katar saldırısı, İsrail’in yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayan bir strateji izlediğini ortaya koyarken; Suudi Arabistan’ın tepkisi Arap dünyasının yeniden pozisyon almasına yol açabilir. Veliaht Prens’in “Arap ve İslam ülkeleri harekete geçmeli” çıkışı, önümüzdeki günlerde bölgesel diplomasi ve ittifakların yeniden şekillenmesine neden olabilir.
HABER YORUM
Bugünkü İslam ümmetinin düştüğü acınacak durumun tek bir sebebi vardır…
“Ümmetin parçalanmışlığı ve tek yürek olamaması…”
Ümmetin de parçalanmışlığının tek bir sebebi vardır…
“3Mart 1924 Tarihinde İngiliz entrikaları neticesinde Hilafetin Kaldırılması “
Öyle ya… Tarihi süreç içinde İngiltere’de II. Abdülhamit Han’ın tahttan indirildiği ve Hilafetin kaldırıldığı günlerde bayram yapılması, günümüzden geriye doğru baktığımızda, birçok gerçeği gözler önüne sermektedir …
Tam 101 yıl önce İslam birliğini temelden sarsan ve İsrail Devletinin kurulması için zemin hazırlayan ve de temel atan İngiliz aklı, aynı minval üzere bugün de hedeflerinden milim şaşmadan yoluna devam ediyor…
Artık Müslümanların aklını başına alma zamanı, bir ve beraber olma vakti gelmiş hatta geçmiştir…
Artık bizlerin, günah gömleklerini çıkartıp tövbe etmemiz, silkinerek kendimize gelmemiz, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak” birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz elzemdir. Çünkü ancak iman kardeşliğiyle, ihlasla ve samimiyetle bir araya geldiğimizde, ümmet olarak üzerimizde oynanan oyunları bozabilir, kaybettiklerimizi yeniden inşa edebiliriz.
Bugün her Müslümanın taşıması gereken sorumluluk, sadece kendi nefsini düzeltmek değil, aynı zamanda ümmetin tamamını ayakta tutacak bir dirayet ve irade göstermektir. Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görüp, ayrılıklarımızı bir kenara bırakarak, ortak hedefler etrafında birleşmek zorundayız.
Şimdi söz sırası bizde: Geçmişin acı tecrübelerinden ders alarak, birlikte güçlü bir geleceği inşa etme zamanıdır. Vakit, bir ve beraber olma, ümmet olma vaktidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Trump’la “kılıç dansı” yapan oynak Suudi’lerin ve Trump’a milyar dolarlık uçak hediye etmekle övünen cibiliyetsiz Katar’ın sözde tepkilerini ciddiye almıyorum