
Ortadoğu‘nun kaderini değiştirebilecek nitelikte olduğu öne sürülen 14 maddelik mutabakat taslağı, İran‘da adeta zafer belgesi olarak karşılandı. İran medyasında yayımlanan maddeler, yalnızca bir ateşkes veya diplomatik uzlaşı metni olarak değil, yıllardır süren baskı, yaptırım ve kuşatma politikalarına karşı elde edilmiş stratejik bir başarı olarak yorumlanıyor.
Taslak metinde yer alan maddeler dikkatle incelendiğinde ortaya çıkan tablo nettir: İran‘ın ekonomik olarak boğulmasını hedefleyen yaptırımların kaldırılması, milyarlarca dolarlık dondurulmuş fonun serbest bırakılması, petrol ihracatının önünün açılması ve deniz ablukasının sona erdirilmesi öngörülmektedir. Daha da önemlisi, İran’ın savunma doktrininin temel unsuru olan füze programına herhangi bir sınırlama getirilmemesi ve bölgedeki müttefik hareketlerle ilişkilerinin müzakere konusu yapılmaması, Tahran’ın temel kırmızı çizgilerini koruduğunu göstermektedir.
Yıllardır İran‘a karşı maksimum baskı politikası uygulayan Washington‘un, bugün İran‘ın egemenlik alanını tanıyan ve bölgesel gerçekliği kabul eden bir çerçeveye yaklaşması, birçok gözlemci tarafından tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor. İran cephesinde yapılan yorumlarda, bunun yalnızca askeri bir direnişin değil; sabrın, stratejik kararlılığın ve uzun vadeli devlet aklının sonucu olduğu vurgulanıyor.
Bir zamanlar rejim değişikliği söylemleriyle gündeme gelen İran, bugün bölgesel denklemde daha etkili, daha caydırıcı ve daha özgüvenli bir aktör olarak ortaya çıkıyor. Tahran yönetimi, savaşın başlangıcındaki İran ile bugün masaya oturan İran arasında büyük fark olduğunu savunuyor. Çünkü artık İran yalnızca kendisini savunan bir ülke değil; bölgesel dengeleri etkileyen, rakiplerinin hesaplarını değiştiren ve şartlarını müzakere masasına taşıyabilen bir güç konumunda bulunuyor.
Bu nedenle İran medyası süreci bir anlaşmadan çok bir sonuç olarak okuyor: Yıllardır baskı altında tutulmaya çalışılan İran, bugün şartlarını kabul ettiren taraf olduğunu iddia ediyor. Eğer taslak metindeki hükümler nihai anlaşmaya dönüşür ve uygulanırsa, Ortadoğu siyasetinde yeni bir dönem başlayabilir. Bu durumda tarihçiler, 2026 sürecini yalnızca bir savaşın sonu olarak değil, bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği dönüm noktalarından biri olarak değerlendirebilir.
İSLAM BAŞARAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Haluk Levent'i Yakından Tanıyalım: Örtü Düşmanı Türkan Saylan'ın Manevi Oğluymuş! Sosyal medyada büyük yankı uyandıran…
KADIN ERKEK TOKALAŞMASINDA İSLAMÎ ÖLÇÜ NEDİR? NATO toplantısında Cumhurbaşkanımızın tesettürlü eşi Emine Erdoğan hanımefendinin yabancı…
"GÖLGE CIA" STRATFOR'UN KURUCUSU GEORGE FRIEDMAN’DAN ÇARPICI ANALİZ: "BÖLGENİN HAKİMİ TÜRKLER OLMALI, İSRAİL’E İHTİYACIMIZ YOK"…
IRAK’TAN KAÇAK PETROL ALINDIĞI İDDİASI VE CEZA KONUSU Türkiye’de bazı muhalif çevrelerin manipülasyon ve dezenformasyon…
SAVAŞ BAŞLADI! JD Vance’ten İsrail’e Şok Rest: "Cehenneme Gidin, Bildiğimi Okumaya Devam Edeceğim!" ABD Başkan…
Almanya'nın güney bölgelerinde şiddetli yağışlar su baskınlarına yol açtı hakkında son gelişmeler. Almanya'nın güney bölgelerinde…