
Ortadoğu’da “terörle mücadele” söylemiyle yürütülen operasyonların büyük kısmı, sahada bizzat yürütülen bir güvenlik politikası değil, yerel silahlı gruplar üzerinden sürdürülen vekâlet savaşlarıdır. ABD ve İsrail, doğrudan müdahale yerine, kimi zaman radikal, kimi zaman etnik ya da mezhepsel temelli örgütleri kullanarak bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Bu yöntem, kısa vadede kazanç sağlasa da uzun vadede milyonlarca insanın hayatını altüst eden bir kaos üretiyor.
ABD ve İsrail, bölgedeki askeri ve siyasi müdahalelerini çoğu zaman şu kavramlarla meşrulaştırıyor:
• Terörle mücadele
• Ulusal güvenlik
• Sınır güvenliği
• Bölgesel istikrar
Ancak sahadaki gerçeklik, bu kavramların çoğu zaman işgal, parçalama, nüfus mühendisliği ve siyasal dizayn projelerinin örtüsü olarak kullanıldığını gösteriyor.
Ortadoğu’da yürütülen çatışmaların önemli bir bölümü, doğrudan savaşlar değil, taşeron örgütler üzerinden sürdürülen örtülü operasyonlar şeklinde ilerliyor.
Bu stratejinin temel adımları genellikle şöyle işliyor:
• Yerel silahlı gruplar oluşturuluyor
• Bu gruplar silahlandırılıyor
• Finansal destek sağlanıyor
• Eğitim ve lojistik sunuluyor
• Sahaya sürülüyor
• Kontrolden çıktığında ya da misyonunu tamamladığında tasfiye ediliyor
Bu model; Afganistan, Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde defalarca denendi. Sonuç ise hep aynı oldu:
Parçalanmış toplumlar, iç savaşlar, yıkılmış şehirler ve milyonlarca mülteci.
İsrail’in vekil örgüt politikalarının en somut örneklerinden biri Güney Lübnan Ordusu’dur (SLA). İsrail, Güney Lübnan’daki işgali sırasında bu milis yapıyı:
• Finanse etti
• Eğitti
• Silahlandırdı
• Güvenlik gücü gibi kullandı
Bu yapı, Lübnan direnişini bastırmak, yerel halkı sindirmek ve İsrail adına alan kontrolü sağlamak için kullanıldı.
İsrail bölgeden çekildiğinde ise bu örgüt çöktü. Binlerce mensubu kaçtı, geride ağır bir toplumsal travma ve büyük bir güvenlik boşluğu kaldı.
Bu örnek, vekil örgüt stratejisinin nasıl geçici kazançlar, kalıcı yıkımlar ürettiğini açıkça gösteriyor.
Suriye iç savaşı, vekâlet savaşlarının en kirli sahnelerinden biri haline geldi.
Uluslararası basına yansıyan haberlere göre İsrail, Golan hattına yakın bazı silahlı gruplarla doğrudan ya da dolaylı temaslar kurdu. Bu temaslar kapsamında:
• Tıbbi yardım
• Lojistik destek
• Finansal katkılar
sağlandığı iddia edildi.
Bu yapıların tamamı resmi olarak “terör örgütü” listelerinde yer almasa da İsrail tarafından:
• İran etkisini kırmak
• Hizbullah’a karşı alan kazanmak
• Rejim üzerinde baskı kurmak
• Sınır hattında tampon bölge oluşturmak
amacıyla kullanıldıkları öne sürüldü.
ABD’nin Ortadoğu politikası, son yıllarda doğrudan işgalden, vekâlet savaşlarına evrildi.
Irak’ta yerel milis ağları, Suriye’de gizli destek programları, Afganistan’da yıllarca kullanılan silahlı yapılar bu politikanın parçalarıydı.
Ancak sonuç değişmedi:
• Radikalleşme arttı
• Kontrolden çıkan örgütler ortaya çıktı
• Mezhep çatışmaları derinleşti
• Milyonlarca insan yerinden edildi
Bu tablo, “istikrar” söyleminin sahada nasıl bir istikrarsızlık projesine dönüştüğünü gösteriyor.
İsrail’in uzun yıllar Gazze’ye giren Katar fonlarına izin vermesi, Hamas’ın yönetim kapasitesini dolaylı olarak güçlendirdiği gerekçesiyle ciddi biçimde eleştirildi.
Bu durum şu soruyu gündeme getirdi:
İsrail, Hamas’ı gerçekten bitirmek mi istedi, yoksa Filistin’i bölmek için kontrollü bir tehdit olarak mı kullandı?
Bu soru, bugün hâlâ yanıtlanmış değil.
İsrail’in UNRWA’nın Doğu Kudüs’teki merkezini yıkması, sıradan bir idari karar değildir.
Bu adım aynı zamanda:
• Filistinli mültecilerin hafızasına saldırıdır
• Uluslararası hukuka meydan okumadır
• Tanıkların susturulmasıdır
• İnsani yardım ağlarının dağıtılmasıdır
Bu politika, askeri değil, tarihsel ve sosyolojik bir tasfiye anlamı taşımaktadır.
Ortadoğu’da yaşananlar bir güvenlik sorunu değildir.
Bu bir:
• Harita mühendisliği
• Nüfus mühendisliği
• Kimlik mühendisliği
• Direniş hafızasını silme projesidir
ABD ve İsrail, bu projeyi doğrudan yürütmek yerine, taşeron örgütler, vekil güçler ve kontrollü kaos üzerinden ilerletmektedir.
Ve bu gerçek artık gizlenemeyecek kadar açıktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Rekabet Kurulu İkinci Başkanlığına Ahmet Algan getirildi. Algan, yeni görevinde kurulu daha etkin ve verimli…
MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı şampiyonluk yarışı hakkında son gelişmeler. MXGP'de zorlu Afyonkarahisar etabı, şampiyonluk yarışını…
Milli motosikletçi Can Öncü, Fransa'daki ilk yarışını kazanarak büyük bir başarı elde etti. Bu zafer,…
Başkentin 8 aydaki ihracatı, geçen yıla göre yüzde 20,7 artışla 12,2 milyar dolara ulaştı. Bu…
Almanya'ya ihracat 8 ayda 13,6 milyar dolara ulaştı hakkında son gelişmeler. Almanya'ya ihracat 2023 yılının…
İsrailin 2023te Gazze Şeridine düzenlediği saldırıda enkaz altında kalan 55 kişinin naaşı çıkarıldı. Bu gelişme,…