Makale

TEVBE’YE DAVET

TEVBE’YE DAVET

Tevbe edin tevbe. O haksız edinimlerinizi iade edin, para, makam, mal, diploma, ödül, o her ne ise. İster kamu görevlisi olun, ister sivil, asker, polis, hakim, istihbaratçı, politikacı, bürokrat, müteahhid, taşeron, vakıf üyesi, kooperatif ortağı, işçi, patron fark etmez. Cephede savaşan asker de olsanız kul hakkına girip yetim hakkı sayılan kamu malını yağmalıyorsanız vay sizin halinize.

Hele o ehliyet ve liyakat gözetmeden, torpil yapan, rüşvet alanlar yok mu, yalan yere şahitlik edip, bilirkişilik yapıp adaleti saptıran, para karşılığı davalarda suçluyu aklayan, mazlumu cezalandıranları Allah kahretsin.

O kırılası bal tutan elleri yalayanlar için kötü bir haberim var. Eğer o haram edinimlerinizi sahibine iade edip, tevbe etmiyorsanız, kendi cehenneminize kendi sırtınızda odun taşıyorsunuz demektir.

Ben böyle diyorum da, görüyorsunuz işler o noktaya geldi ki, artık “selam verdim rüşvet değildir diye almadılar” noktası geçeli 491 yıl oldu. Bugün bu konuda çağ atladık çağ. Sade Türkiye değil İslam ülkelerinin hali, Türk dünyası, Arap ülkeleri bu konuda çağ atladı çağ.

“Su kasidesi”nin yazarı Fuzuli, bu şekilde başlayan “Şikayetname”sini, Kanuni döneminde, 1534’de Bağdat’ın fethinden sonra yazmıştı.

Mesela, bizde COVID-19 günlerinde PCR vurgunun perdesi aralansa görecekler görenlerin dudağını uçuklatır. 500 liralık kanser ilacını devlete 22.000 liraya fatura edenlerin vurgunu bile gölgede kalır. Fon yağmasına, vurgununa bu ülke bir günde gelmedi. Dostumuz, kardeşimiz(!?), petrol ve altın zengini Türk dünyası, Arap ülkelerinde bu işin ne hesabı var ne kitabı!

Bakın tevbe etmeden Allah’ın (cc) yardımı bize ulaşmayacak. Bu içine sürüklendiğimiz zillet düşmanlarımızın gücünün sonucu değil sadece. Biz Allah’ın (cc) ipini bıraktık, Allah (cc) da bizim ipimizi bıraktı. Allah düşmanlarını da dost, yol arkadaşı, ortak edindik ve düşmanlarımızı da başımıza bela ettik. Biz kendimizi değiştirmeden Allah’ın (cc) hakkımızdaki hükmü değişmeyecek. Böyle gidersek bu dünyada Allah (cc) işlerimizi sarp dağlara sardıracak ve üstümüze pislik yağdıracak. Ahirette de harlandıkça harlanan bir cehennem bizi bekliyor.

Biz alemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Böyle gidilirse, sadece bizim için değil, insanlık için de bu böyle; gelecek günler geçen günleri aratabilir.

(Ali İmran 161)’de zikredilen “Gulûl” olarak isimlendirilen bir günah var. Hazine, kamu, belediye, vakıf ve derneklere ait menkul veya gayrimenkulleri, kendilerine emanet edilen malı zimmete geçirmek, hıyanet anlamına gelir: “… Kim (devlet / kamu malına) hıyanet eder, (onu zimmetine geçirir, çalarsa) kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar.”

Gaziantepli Bahri Hoca geçen gün sosyal media’dan bu konuda güzel birtakım uyarılarda bulunmuş. Diyor ki; “Günümüzde devletin kasasını boşaltandan tutun da, hak etmediği ek ders ücretini alan, görev yapmadığı halde yevmiye yazdıran, kocasından hileli boşanıp ölmüş anne/baba maaşını alan ve kamuya ait arazileri yandaş ve partililere peşkeş çekilene kadar her alanda “Gulül” almış başını gidiyor. “Kamu malı’ndan haksız kazanç sağlayanlar için kıyamet günü ancak cehennem azabı vardır.” Kamu malı, bir milletin ortak malıdır. Hiç kimse bu mallar üzerinde şahsi ve keyfi bir tasarrufta bulunamaz.

“Devletin malından aşırmak cehennemden bir ateş közüdür.”  Bir insanın kamu malından haksız yere aldığı küçücük bir pay, dünyada önemsiz görünebilir; fakat Allah katında cehennem ateşine götüren ağır bir kul hakkı olabilir. Hayber’in fethinde canlarını feda eden şehitler anılırken onlardan birisi hakkında Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Hayır! Ben onu kamu malından çaldığı bir hırka ile cehennemde gördüm.” Mücahid de olsanız hüküm değişmiyor. Hani kadının tek başına şahidliği ile boşanıp haksız nafaka alan kadın yok mu? Sadece o kadar değil, o hakim değil, o yasayı yaparak bu sonuca zemin hazırlayanlar da müştereken ve müteselsilen bu suçun ortağıdırlar.

Evet, evet, “Savaş meydanında gösterilen cesaret, kamu malına ihanetin kefareti değildir. İbadet, hizmet, makam, şöhret veya geçmişte yapılan iyilikler de haksız kazanca helallik kazandırmaz.”

Paranın değeri ile oynayanlar, istatistik verilerini, kamuoyu araştırma sonuçlarını manipüle edenler, gerçeği gizleyip yalan söyleyenler, hayali vaadlerle insanları kandıranların vay haline. Yahu Peygamberimiz, inşallah yarın gelin, sorunuzun cevabını vereyim dedi diye Peygamberimize 15 gün vahiy gelmedi. Bu ezel-ebed davası, yüzyıllık taahhütler neyin nesi oluyor. Göklerinin hazinelerinin anahtarı ya da göklerin ordularının komutası peygamberlerin bile elinde değilken, hangi şeyh, hangi politikacı, han kanaat önderi bunu ele geçirdi de böyle konuşuyor. Bize geçmişle, çoklukla övünmeyin denirken “Tekasür suresi”nde, bize ne oldu böyle!

Bakın bakalım bu konularda Allah (cc) ne diyor: Ananız babanız da olsa adaletten ayrılmayın / Adil şahidler olun. (Nisâ 135): “Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Öyleyse adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

Evet, bu ayetler, ana-baba ve yakınlar aleyhine de olsa adaletli şahitlik yapılmasını emreder. Bir kavme olan düşmanlığınız sizi adaletsizliğe sevketmesin (Mâide 8): “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

Bu ayeti öncelikle, hakimler ve savcılar okusun. Daha birçok ayet, düşmanlığa/kin’e rağmen adaletten ayrılmamayı emreder, “Adaletle hükmedin” der. (Nisâ 58): “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, görendir.”

“Ölçüyü ve tartıyı doğru tutun” diyen ayetler de var. İstatistikçiler, kamuoyu araştırmacılar gerçekten bu konuda ne kadar titizlik gösteriyorlar?  Ekonomik ve media’daki, borsadaki ratingler, emtia ve paraların değeri de aynı kapsamda değerlendirilmelidir. Bu ayet sadece pazarcıları ilgilendirmiyor.  (İsrâ 35): “Ölçtüğünüz zaman ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.” (Hûd 85) de de aynı konu tekrar vurgulanır: (Hz. Şuayb’ın diliyle) “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Şuarâ 181-182): “… Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın.” (En’âm 152): “… Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın… Konuştuğunuz zaman, en yakınlarınızın aleyhinde bile olsa adaleti gözetin.” Eğer böyle yapmazsanız Allah’ın (cc) sizi yakalar ve helak olursunuz. Bu haksızlıklar olurken sessiz kalırsanız da “dilsiz Şeytan”a dönüşürsünüz, dönüşürüz!

Tevbe edelim tevbe! Lanet olası, taşlanmış şeytan bizi Allah’la (cc) aldatmasın. Öyle o çalınan para ile Hacca, Umre’ye gidip, Cuma namazı kılarak, hatta cami yaptırarak, “töbe töbe” demekle günah defterimiz silinivermeyecek, bağışlanmayacağız. Önce o haramlardan alınacak, sonra helallik dileyecek, daha sonra tevbe edeceksiniz. Kul hakkı ile Allah’ın huzuruna çıkacak olanların vay haline. Size fetva verenler, amirlerinin emrini yerine getirerek günaha girenler, liderleri, örgütleri, amirleri, fetvacıları ile birlikte cehennemi boylayacaklar. Önce nefsimize taht kurup oturan Şeytanı ve onun emrine giren nefsimizi taşlayalım. Allah (cc) kendini, kınayan nefse yemin eder. O nefs, ister kişi, ister akraba topluluğu, ister hal, ister geçmişi kapsasın. Allah (cc) bizden adil şahidler olmamızı istiyor. Maide 8’i hatırlayın.

Selam ve dualarımız Hüda’ya (cc) tabi olanların üzerine olsun.

Abdurrahman Dilipak

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • VİDEOLAR

GÖNÜLDEN DİLE DÖKÜLENLER-ŞEMS SURESİ

https://youtu.be/p_jJzNIHgtI İSLAMİ HABER "MİRAT" YOUTUBE

46 dakika ago
  • Gündem

Fatma Betül Sayan, Hakkında Tutuklama Talebi

SON DAKİKA Fatma Betül Sayan Kaya Hakkında Tutuklama Talebi Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon…

4 saat ago
  • Gündem

GAZZE’DE ATEŞKES VAR, AMA ÖLÜM HÂLÂ KOL GEZİYOR!

GAZZE’DE ATEŞKES VAR, AMA ÖLÜM HÂLÂ KOL GEZİYOR! Silahlar susmadı, çocukların çığlıkları dinmedi, açlık Gazze’nin…

4 saat ago
  • Genel

SEKİZ YILLIK CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN ANALİZİ: ÇOK KURUL, ÇOK ÜYE, AZ İCRAAT

SEKİZ YILLIK CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN ANALİZİ: ÇOK KURUL, ÇOK ÜYE, AZ İCRAAT Türkiye’de uygulanan Cumhurbaşkanlığı…

9 saat ago
  • Genel

Ali Rıza Demircan Hoca ve Cumhurbaşkanı Erdoğan

Yarım Asırlık Mücadele, Unutulmayan Dostluk: Ali Rıza Demircan Hoca ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Geçmişe ait bu…

10 saat ago
  • Genel

4 Seçim, İsrail’in Diplomatik Konumunu Sarstı

Jerusalem Post’tan Dikkat Çeken Analiz: 10 Günde Gerçekleşen 4 Seçim İsrail’in Diplomatik Konumunu Sarstı İsrail’in…

12 saat ago