islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1930
EURO
50,5631
ALTIN
7.133,73
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Toplumlar Bir Anda Çözülmez

Toplumlar Bir Anda Çözülmez
26/12/2025 10:19
A+
A-

‘‘Milletin talebi nettir!: bu mücadele yarım kalmamalıdır!’’

Toplumlar Bir Anda Çözülmez; İçten Çürür, Sonunda Çöker!

Toplumlar bir gecede çökmez.
Çöküş; küçük ihmallerle, sessiz kabullerle ve görmezden gelinen yanlışlarla başlar.

Önce alışılır. Alışılan her kötülük zamanla sorgulanmaz hâle gelir. Sorgulanmayan her yanlış, bir süre sonra hayatın olağan parçasıymış gibi kabul edilir.

Çürüme işte bu sessiz kabullerin içinde büyür.

Uyuşturucu, bahis, kumar, fuhuş, hırsızlık, akran terörü…
Ortaokul çağlarına kadar inen suç ve şiddet vakaları…
Çocuk yaşta karşılaşılan uyuşturucu, alkol ve istismar gerçeği…

Bunlar artık “istisna” denilerek geçiştirilemez.
Bunlar, toplumsal çözülmenin görünür, inkâr edilemez ve ürkütücü belirtileridir.

Ve sonra susulur…
Oysa sessizlik, kötülüğün suç ortaklığıdır!
Bir süre sonra da toplum, yaşanan çürümeyi değil; onu dile getirenleri rahatsız edici bulmaya başlar.
Bu eşik aşıldığında da, sorun yalnızca derinleşmez; kökleşmiştir artık!

SESSİZLİK SÜRERSE, ÇÜRÜME KAZANIR!

Bugün yaşananlar ne tesadüftür ne de geçici.
Bu tablo, ülkemizin farklı alanlarında, aynı kaynaktan beslenen bir düzenin varlığını ortaya koymaktadır!

Bahis, kumar, uyuşturucu, kara para, fuhuş, tefecilik, istismar ve yozlaşma…
Bunlar farklı suçlar değildir; aynı zehrin topluma sızmış farklı biçimleridir.

Her biri tek başına ağır bir suçtur;
birlikte ele alındığında ise artık yalnızca suç olmaktan çıkar,
toplumsal yapıyı kuşatan bir tehdit hâline gelir.

Bu noktada hedef sadece bireyler de değildir.
Hedef, toplumun kendisidir: bütün bir toplumun değerleri, vicdanı, ahlaki direnci ve geleceğe dair iradesi, her şey!

Bu kuşatma dışarıdan gelmez.
Tankla, tüfekle, bayrakla değil;
ekranlardan, dijital mecralardan, tribünlerden ve “kolay para” vaadiyle içeriden büyür.
Bu bir özgürlük alanı değil; açık ve çok boyutlu bir toplumsal güvenlik sorunudur artık!

BU SADECE BİR GÜNDEM DEĞİL, BİR ÇÜRÜME HARİTASIDIR!

Tarih bu konuda nettir:
Bir toplumu dışarıdan yıkmak zordur; içeriden çürütmek ise en kestirme ve en tehlikeli yoldur.
Çünkü içeriden çürüme yalnızca yapıları değil; itiraz gücünü, ahlaki refleksi ve ortak vicdanı da felç eder.

Eğer bir toplumda;
• Suç, bir geçim kapısı gibi görülmeye başlanmışsa,
• Kumar ve bahis olağanlaştırılmışsa,
• Ahlaki sınırlar belirsizleşmişse,
• Mahremiyet ve edep ciddi biçimde aşınmışsa,

orada mesele artık bireysel tercihler değildir.
Bu tablo, toplumsal istikrarı ve ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren bir beka sorunudur.

MESELE KİŞİLER DEĞİL, YAPILAR VE SİSTEMLERDİR!

Sorunu birkaç isimle sınırlamak, hakikati küçültür.
“Çürük elmalar” söylemi, çoğu zaman daha büyük ve daha derin sorunları perdelemenin kolay yoludur.

Bu kadar yaygın, bu kadar ısrarlı ve yıllara yayılan bir karanlık;
bireysel hatalarla açıklanamaz.

Spor, medya, sanat, ekonomi ve popüler kültürde benzer ilişkilerin tekrar etmesi;
gençliğe sunulan rol modellerin aynı değer aşınmasını temsil etmesi;
ortada tesadüf değil, görmezden gelinemeyecek bir yapısal sorun olduğunu göstermektedir.

Sistemler, yok sayılarak değil;
yüzleşilerek ve kararlılıkla düzeltilerek ayakta tutulur.

DEĞERLER ÇÖKÜNCE, TOPLUMSAL PUSULA DA FELÇ OLUR!

Emek yerine kestirme yolların,
erdem yerine ahlaksızlığın,
ve çalışma yerine şansın, kumarın kutsandığı bir anlayış yaygınlaştığında;
toplumsal pusula kaçınılmaz olarak şaşar.

Burada artık yalnızca suçtan değil;
açık bir değer yıkımından söz edilir.

Hukuk vazgeçilmezdir;
ancak ahlak, vicdan çöktüğünde, hukuk da tek başına yeterli olamaz.

GENÇLİK: EN MASUM, EN SAVUNMASIZ CEPHE!

Bir ülkenin sınırları haritalarla çizilir;
geleceği ise gençliğin hayalleriyle inşa edilir.

Bugün o hayallerin sistemli biçimde aşındırılması, basit bir sosyal sorun değildir.
Emeği değil kestirmeyi,
erdemi değil ahlaksızlığı,
çalışmayı değil şansı öğreten bir düzen;
yarınını kendi eliyle yıkar.

Gençliği korumak,
yalnızca bir sosyal politika değil;
ülkenin geleceğini koruma, bir beka meselesidir.

Ve milletin talebi nettir: bu mücadele yarım kalmamalıdır.

KARARLILIK YARIM BIRAKILIRSA, DAHA KİRLİ! GERİ DÖNER!

Tarih açıktır:
Yozlaşmayla yüzleşmeyen ya da mücadeleyi yarım bırakan toplumlar, bir süre sonra onunla anılırlar!

Bu nedenle son dönemde devletimizin ilgili kurumlarının ortaya koyduğu kararlılık,
toplumda adalet duygusunu diri tutan ve doğru yönde atılmış çok önemli adımlardır.

Ancak, bu mücadelenin gerçek karşılığını bulabilmesi için;
seçici! olmadan, gecikmeden ve kararlılıkla sürdürülmesi şarttır.
Yarım kalan her temizlik, aynı sorunun daha dirençli ve daha karmaşık biçimde geri dönmesine yol açar.

BU MÜCADELE, DEVLET–MİLLET ORTAKLIĞIYLA SONUÇ ALACAKTIR!

Devletimizin gücü, iradesi ve kurumsal kapasitesi tartışmasızdır.
Bu güç, milletin desteği ve toplumsal bilinçle birleştiğinde anlamını bulur.

Amaç;
sorunları ertelememek,
üstünü örtmemek,
kararlılıkla üzerine gitmek olmalıdır!

Bugün verilecek kararlar, yarının Türkiye’sini belirleyecektir.
Bu nedenle mesele, geçici gündemlerin değil; tarihî sorumluluğun konusudur.

Bugün;
suskunluğun değil cesaretin,
görmezden gelmenin değil yüzleşmenin,
yarım bırakmanın değil sonuna kadar gitme günüdür!

Zira bu mücadele yarım kalırsa karanlık! kazanacaktır.

Ve unutulmamalıdır ki;

‘‘Başlatılan bu soylu mücadele, kadim, güçlü devletimizin kararlılığı ve aziz milletimizin desteğiyle, cesaretle yürütülüp sonuna kadar gidildiğinde, yalnızca toplumsal çürümeyi durdurmakla kalmayacak; bir şeref madalyası olarak tarihe geçecektir!’’

Erol KAVUNCU

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

 

Yorumlar
  1. Doğrucu Davut dedi ki:

    Günaydııııın (!)
    Bade harabül basar (!)
    Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır (!)
    Kadın istihadamı daha da artırmalı (!)
    Aile Bakanlığının misyonu Feminizm (!)

  2. Mustafa Levent Karahocagil dedi ki:

    Vekilim, her satırı yüzdeyüz doğru ve imzamı atıyorum. İçişleri bakanımız gelecekte muhteşem diğeceğimiz bir uygulamaya imza attı. Yıllardır cezalar caydırıcı değil diyoruz ama kimse adım atmıyordu. Bir yıl sonra trafik diye bir sorun kalmayacak inşallah buda diğer bakanlıklara ders olacak diye düşünüyorum…

  3. Yakup Civelek dedi ki:

    Tespitler değerlendirmeler ve öneriler yerli yerinde inşallah amaçlanan hedeflere ulaşılır Bu yoldan sapmadan dümdüz ve dosdoğru yürünerek neticeye varılır

    Kaleminize gönlünüze sağlık dilerim kıymetli hocam

    Amaç;
    sorunları ertelememek,
    üstünü örtmemek,
    kararlılıkla üzerine gitmek olmalıdır!

    Bugün verilecek kararlar, yarının Türkiye’sini belirleyecektir.
    Bu nedenle mesele, geçici gündemlerin değil; tarihî sorumluluğun konusudur.

    Bugün;
    suskunluğun değil cesaretin,
    görmezden gelmenin değil yüzleşmenin,
    yarım bırakmanın değil sonuna kadar gitme günüdür

  4. Bayram Karayel dedi ki:

    Sayın vekilim
    Yazınızın her satırı, her teşhisi doğru.
    Bir an önce gerekli tedbirleri almak gerekir.
    Kaleminize sağlık.

  5. Hüseyin dedi ki:

    Ağzınıza yüreğinize kaleminize sağlık sayın hocam AK parti içerisindeki çürük elmalarında biraz temizlenmesi gerekiyor kıymetli hocam. Reis’in etrafında sağlam adamların sizin gibi kıymetli hocalarımızın olması gerekiyor maalesef reisimizi yanıltanlar var. Türkiye’deki İmam Hatip okullarının istatistikleri bile gerçek rakamlarla reise ulaşmıyor diye düşünüyorum Bir de milli eğitim politikaları inançlı kesimin istediği istikamette yürümüyor. AK parti’yi ilk zamanlarda fetö nasıl kuşatmışsa bugün de milli eğitimi kuşatma altına almış anlayamadığımız bir yapı var. Bizim kesim bu işin sadece edebiyatını yapıyor bizim kesim gereğini yapmıyor veya yapamıyor haklı davamızı savunmaktan aciz kalıyoruz. bizim gibi düşünen insanların bürokraside sayısı çok az.