Gündem

TÜRKMEN DAĞI UNUTULACAK BİR COĞRAFYA DEĞİLDİR!

TÜRKMEN DAĞI UNUTULACAK BİR COĞRAFYA DEĞİLDİR!

Bazen insanın söyleyecek çok sözü olur…
Ama gördükleri karşısında kelimeler kifayetsiz kalır.
Türkmen Dağı ve Bayır-Bucak Türkmenleri meselesini özellikle 2010’lu yıllardan bu yana yakından takip ettik. Çok dinledik, çok konuştuk, yardımlar yaptık, dualar ettik..

Sonra zaman geçti…
Gündemler değişti. Başka meseleler, başka coğrafyalar öne çıktı.
Ama Türkmen Dağı’nın yaraları kapanmadı.
Bu defa sadece dinlemedik.
Bir heyet olarak gittik. Gördük. Şahit olduk. Ayne’l-yakîn.


2-3-4 Ekim 2026 tarihlerinde üç gün boyunca köy köy dolaştık. Çocukları, yetimleri, şehit ailelerini, gazileri, okulları, şehitlikleri ve savaşın ağır izlerini taşıyan insanlarımızı ziyaret ettik. İhtiyaçları yerinde gördük, dinledik, not aldık.
Ve gördük ki savaşın silahları susmuş olsa da savaşın açtığı yaralar hâlâ kapanmış değil.
Yıkılmış evler…
Harap olmuş okullar…
Kırık dökük sıralar…
Yakılmış, kavrulmuş topraklar…
Sessizliğe bürünmüş köyler…


Bir zamanlar hayatın aktığı yerlerde bugün çok az insan kalmış. Kimi savaşta hayatını kaybetmiş, kimi yaralanmış, kimi başka yerlere göç etmek zorunda kalmış. Geri dönmek isteyenlerin ise dönecek evi yok.
Bazıları hâlâ çadırlarda, barakalarda, derme çatma yapılarda hayatını sürdürmeye çalışıyor.
Ve insan ister istemez soruyor:
Bunca acı nasıl unutulabilir?
Bayır-Bucak Türkmenleri bu topraklarda dün ortaya çıkmış insanlar değildir. Yıllarca baskı, ayrımcılık ve asimilasyon politikaları altında kimliklerini, dillerini, kültürlerini ve toprak bağlarını korumaya çalıştılar. Savaş yıllarında ise ağır bedeller ödediler.Bu yıkımın ve yaşanan büyük insanlık dramının sebeplerini asla  unutmamak gerekir: Onlarca yıl süren zalim Esed rejiminin baskı ve kuşatma politikaları; ardından Rusya’nın uzaklardan gelerek varil bombalarıyla bu zulme destek olması ve rejim destekli gözü dönmüş mezhepçi milislerin saldırıları, Bayır-Bucak’ta yaşanan yıkımın ve kitlesel mağduriyetin başat aktörleri olarak hafızalara kazınmıştır.

Evet Bayır Bucaklı kahramanlar şehitler verdiler.
Gaziler verdiler.
Yetimler kaldı.
Evlerini, yurtlarını, geçim kaynaklarını kaybettiler.
Ama bütün bu yıkıntıların arasında başka bir şey daha gördük:
İki bacağını savaşta kaybetmiş, fakat istikametini kaybetmemiş çelikten bir irade, iradeler…
İşte Türkmen Dağı bize bunu da öğretti.
İnsan bazen çok şeyini kaybedebilir; ama umudunu kaybetmemelidir.
Şimdi bize düşen yalnızca üzülmek, birkaç fotoğraf paylaşmak, birkaç koli yardım göndermek değildir.
Mesele bir koli yardım değil; bir hayatı yeniden kurabilmektir.
Bir çocuğun eğitimini sürdürmesini sağlamak…
Bir okulu yeniden ayağa kaldırmak…


Kırılmış bir sırayı yeniden öğrencisiyle buluşturmak…
Yıkılmış bir evin yeniden yuva olmasına vesile olmak…
Bir ailenin kendi ayakları üzerinde durabileceği imkânı oluşturmak…
Asıl mesele budur.
Çünkü insanlara sadece balık vermek değil, yeniden kendi hayatlarını kurabilecekleri imkânı oluşturmak gerekir.
Bugün Türkmen Dağı’nın ihtiyacı tam da budur:
Yardım değil yalnızca; sürdürülebilir dayanışma.
Acımak değil yalnızca; sahip çıkmak.
Hatırlamak değil yalnızca; yeniden ayağa kaldırmak.
Gündemler değişebilir. Haberler değişebilir. Başka coğrafyalar öne çıkabilir.
Ama kardeşliğin gündemi değişmez.
Türkmen Dağı bugün haberlerin ilk sırasında olmayabilir. Fakat bu, oradaki yaranın kapandığı anlamına gelmez.
Üstelik burası bize uzak bir coğrafya da değildir.
Sınırımızın hemen ötesinde, gözü de gönlü de Türkiye’de olan kardeşlerimiz; çocuklar, yetimler, şehit emanetleri ve geleceğini yeniden kurmaya çalışan aileler var.


Şimdi yapılması gereken bellidir:
Unutmayacağız.
Anlatacağız.
Sahip çıkacağız.
Ve yeniden ayağa kaldıracağız.
Başta şahsım olmak üzere, kimin neye gücü yetiyorsa; bir bursla, bir kitapla, bir sırayla, bir okulun onarımıyla, bir evin yeniden yapılmasına katkıyla bu büyük yaraya merhem olmaya çalışmalıyız.
Çünkü bazen küçük bir el, büyük bir yaraya merhem olur.


Ve unutmayalım:
Bir coğrafya unutulduğunda yalnız çocuklar değil, umutlar da yetim kalır.
Türkmen Dağı yalnız değildir.
Bayır-Bucak yalnız değildir.
Çünkü kardeşlik, en çok da kimsenin bakmadığı yere bakmaktır.
Şimdi seyretme değil, sahip çıkma zamanıdır.
Şimdi yarayı tarif etme değil, yarayı sarma zamanıdır.
Şimdi söz değil, seferberlik zamanıdır.
Türkmen Dağı için…
Bayır-Bucak için…
Gözü de gönlü de hep Türkiye de olan çocuklar, yetimler, şehitlerin emanetleri ve yeniden kurulacak bir hayat için…
Vesselam.

Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

Recent Posts

  • Gündem

Ayşe Kaddafi, Libya Liderliği Anketinde Birinci Oldu

Kaddafi’nin Kızı Ayşe Kaddafi, Libya Liderliği Anketinde Birinci Oldu Ayşe Kaddafi, Libya’yı yönetmek için “en…

1 saat ago
  • Genel

BATININ SOYKIRIMLARI

BATININ SOYKIRIMLARI Bakara Suresi 190. ayette, Müslümanlara savaşta asla aşırıya gidilmemesi gerektiği, savaşları izleyen vahşeti,…

1 saat ago
  • Genel

Öcalan’a Villa İddiasına Yanıt

Bakırhan’dan “Öcalan’a villa” iddiasına yanıt: Cezaevi içerisinde iyileştirmeler yapıldı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer…

2 saat ago
  • Gündem

Filistin Dayanışma Günleri Başladı: 81 İlde Filistin İçin Etkinlik

Filistin Dayanışma Günleri Başladı: 81 İlde Filistin İçin Etkinlik Türkiye'nin 81 ilinde 7-11 Ekim tarihleri…

3 saat ago
  • Genel

ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ: “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SAVAŞSIZ İŞGALİN VE ZULMÜN ORTAKLIĞIDIR”

ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ: "BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SAVAŞSIZ İŞGALİN VE ZULMÜN ORTAKLIĞIDIR" Osmanlı’nın son şeyhülislamlarından Mustafa Sabri…

3 saat ago
  • Gündem

7 Ekim 1571’de İNEBAHTI’DA NELER YAŞANDI

7 Ekim 1571'de İNEBAHTI'DA NELER YAŞANDI 7 Ekim 1571 tarihi, Osmanlı cihan devleti için deniz…

4 saat ago