Gündem

UMRE: Kâbe’yi Görmeye mi Gidiyoruz, Kendimizi Bulmaya mı?

UMRE: Kâbe’yi Görmeye mi Gidiyoruz, Kendimizi Bulmaya mı?

İnsan bazen yola çıkar ama aslında bir yere değil, kendisine doğru yürür.

Umre de böyle bir yolculuktur.

Bugün imkânlarımız arttı. Ulaşım kolaylaştı, uçaklar çoğaldı, organizasyonlar çeşitlendi. Eskiden büyük bir özlem, uzun bir hazırlık ve meşakkatle gidilen mukaddes beldelere bugün daha kolay ulaşabiliyoruz. Bu elbette büyük bir nimettir.

Fakat tam da burada insanın kendisine sorması gereken bir soru var:

Biz umreye gerçekten Allah için mi gidiyoruz, yoksa hayatımıza kısa bir kutsal gezi mi ekliyoruz?

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın.”

(Bakara, 2/196)

Dikkat edelim: Allah için.

Öyleyse umre, yalnızca Mekke’ye gidip Kâbe’yi görmek, Medine’yi ziyaret etmek, fotoğraflar çekmek ve sonra eve dönmek değildir. Umre, insanın hayatına dönüp baktığı; neyi yanlış yaptığını, neyin peşinden koştuğunu, neye bağlandığını ve Rabbine karşı nerede durduğunu sorguladığı bir muhasebe yolculuğudur.

Kâbe’ye giderken ne götürüyoruz?

Kâbe’ye bedenimizle gidiyoruz.

Peki kalbimizle de gidebiliyor muyuz?

İhrama girdiğimizde üzerimizdeki dünya elbiselerini çıkarıyoruz. Erkek için iki parça beyaz kumaş… Zenginle fakiri, makam sahibiyle sıradan insanı birbirinden ayırmayan bir görüntü…

Sanki bize şöyle deniliyor:

“Dünyada kim olduğun burada önemli değil. Allah’ın huzurunda kimsin?”

İşte asıl mesele budur.

Kâbe’nin etrafında dönerken aslında sadece Beytullah’ın etrafında değil, hayatımızın merkezinin ne olduğunu da sorguluyoruz.

Çünkü insanın hayatında Allah merkezde değilse, başka şeyler merkeze yerleşir: Para, makam, şöhret, nefis, dünya tutkusu, insanlar tarafından beğenilme arzusu…

Tavaf bize sessizce sorar:

“Senin hayatının merkezinde gerçekten Allah var mı?”

Safa ile Merve arasında ne arıyoruz?

Safa ile Merve arasında gidip gelirken Hazreti Hacer validemizi hatırlıyoruz.

Bir anne…

Çaresizlik içinde, yavrusu İsmail için su arıyor.

Koşuyor.

Arıyor.

Ümit ediyor.

Ve sonunda Allah’ın rahmeti Zemzem olarak tecelli ediyor.

Peki biz Safa ile Merve arasında ne arıyoruz?

Sadece sevap mı?

Yoksa ahiretimizi mi arıyoruz?

Dünyanın geçici zevkleri arasında kaybettiğimiz kalbimizi, Rabbimize olan bağlılığımızı, kulluk şuurumuzu yeniden bulmaya çalışıyor muyuz?

Belki de sa’yın bize en büyük mesajlarından biri budur:

Kul arayacak, gayret edecek, kapıları çalacak; fakat neticeyi Allah verecek.

Medine’ye vardığımızda…

Sonra Medine…

Şehrin havası bile insana başka bir şey söyler.

Çünkü orası, Allah Resûlü’nün ﷺ yaşadığı, yürüdüğü, mücadele ettiği, ümmetini yetiştirdiği şehir.

Ve insan, Peygamber Efendimiz’e ﷺ selam verirken ister istemez kendisine şu soruyu sormalı:

“Ya Resûlallah, senin bize bıraktığın Kur’an ve sünnetin neresindeyim?”

Gözler dolabilir.

Duygulanabiliriz.

Salavatlar getirebiliriz.

Fakat asıl mesele Medine’den ayrıldıktan sonra başlar.

Çünkü Peygamber sevgisi yalnızca gözyaşıyla değil, sünnete dönüşen hayatla ölçülür.

Kâbe’de Allah’a sözler veririz.

Tövbe ederiz.

“Ya Rabbi, bundan sonra böyle yaşamayacağım” deriz.

Medine’de salavatlar getiririz.

Fakat uçağa binip eve döndüğümüzde ne olur?

Eski öfkelerimiz geri mi gelir?

Eski günahlarımız kaldığı yerden devam mı eder?

Namazlarımız yeniden aksar mı?

Kur’an yine rafa mı kalkar?

Dünya yine bütün hayatımızı mı kuşatır?

İşte umrenin gerçek imtihanı Mekke’den döndükten sonra başlar.

Çünkü önemli olan Kâbe’yi görmek değil, Kâbe’de gördüğümüz hakikati hayatımıza taşımaktır.

Önemli olan Zemzem içmek değil, kalbimizi temizleyen bir kulluk bilincine ulaşmaktır.

Önemli olan Medine’ye gitmek değil, Medine’nin ahlakını evimize, işimize, ailemize ve hayatımıza taşıyabilmektir.

Umre biter mi?

Aslında umre, dönüş yolunda bitmemelidir.

İhramdan çıktığımız gün belki elbiselerimizi değiştiririz.

Fakat kalbimizi değiştirmeden dönersek, sadece kıyafet değiştirmiş oluruz.

Gerçek umre, insanın günahlarına bakışını değiştirmeli…

Namaza bakışını değiştirmeli…

Kur’an’a bakışını değiştirmeli…

İnsanlara davranışını değiştirmeli…

Dünyaya olan bağlılığını azaltmalı…

Ahirete olan yönelişini artırmalıdır.

Çünkü insan Kâbe’den döndüğü hâlde hâlâ dünyanın esiri olarak yaşayabiliyorsa, orada gördüğü hakikati henüz hayatına taşıyamamış demektir.

Belki de her umre yolcusunun kendisine sorması gereken en önemli soru şudur:

“Ben Kâbe’ye gidip geldim mi, yoksa Kâbe beni değiştirdi mi?”

Eğer umre bizi biraz daha merhametli, biraz daha dürüst, biraz daha sabırlı, biraz daha mütevazı ve Rabbine biraz daha bağlı bir kul hâline getiriyorsa, işte o zaman bu yolculuk anlamını bulmuştur.

Çünkü mesele Kâbe’yi görmek değil; Kâbe’den sonra Allah’ı hayatımızın merkezine koyabilmektir.

Mesele Medine’de Peygamberimize ﷺ selam vermek değil; onun getirdiği Kur’an ve sünnetin izinde yaşamaya söz vermektir.

Ve belki de umrenin insana bıraktığı en büyük hakikat şudur:

Bazı yolculuklar kilometrelerle ölçülmez. İnsan bazen Mekke’ye giderken aslında Rabbine yaklaşır; Medine’den dönerken ise kendisine emanet edilen hayatı nasıl yaşayacağını öğrenmiş olarak döner.

Öyleyse umreye giderken sadece valizimizi hazırlamayalım.

Kalbimizi de hazırlayalım.

Çünkü orada görülecek en büyük şey Kâbe değil;

Kâbe’nin bize hatırlattığı Allah’tır.

Ve oradan döndüğümüzde şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:

Allah’ı hayatımızın neresine koyacağız?

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Recent Posts

  • Gündem

Binali Yıldırım’ın Sözleri Sonrası Azerbaycan’dan 7 Türkiye Vatandaşı Hakkında Karar!

Binali Yıldırım’ın Sözleri Sonrası Azerbaycan’dan 7 Türkiye Vatandaşı Hakkında Karar!   DERİN BAKIŞ | Mirat…

7 saat ago
  • Gündem

Ali Rıza Demircan Hoca’nın Sözü Bugün Daha da Anlamlı: Ezan Okunuyor, Peki İslam Nerede?

Ali Rıza Demircan Hoca’nın Sözü Bugün Daha da Anlamlı: Ezan Okunuyor, Peki İslam Nerede? Ali…

8 saat ago
  • Gündem

Arnavutluk’ta, Başbakan Edi Rama’ya İstifa Çağrısı

Tiran’da Rama’ya istifa çağrısı: Göstericilerle polis çatıştı Arnavutluk’un başkenti Tiran’da, Başbakan Edi Rama’nın istifasını isteyen…

14 saat ago
  • Genel

YASA DIŞI ÜREME HÜCRESİ TİCARETİ VE İSLAM’IN HÜKMÜ

Al Sana Bir Pislik Daha YASA DIŞI ÜREME HÜCRESİ TİCARETİ VE İSLAM’IN HÜKMÜ Faiz, rüşvet…

15 saat ago
  • Gündem

İspanya, İsrail Sistemlerine Alternatif ASELSANA Talip Oldu!

Türkiye–İspanya ortaklığında yeni fırsat: İsrail sistemlerine ASELSAN alternatifi Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki gücü ile İspanya’nın sanayi…

16 saat ago
  • Gündem

Peygamber Sevdalıları Vakfı’ndan Azerbaycan’daki Başörtüsü Kısıtlamalarına Tepki

Peygamber Sevdalıları Vakfı’ndan Azerbaycan’daki Başörtüsü Kısıtlamalarına Tepki Peygamber Sevdalıları Vakfı, Azerbaycan’da başörtülü kız öğrencilerin okullara…

16 saat ago