
İnsan, ömrü boyunca öğrenir, biriktirir, hatırlar ve tecrübeleriyle hayatına yön verir. Ancak zaman ilerledikçe hafızada meydana gelen değişimler, kimi zaman yaşlılığın doğal bir sonucu, kimi zaman da ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Peki, sıradan unutkanlık nerede biter, hastalık belirtisi nerede başlar?
İnsan hayatı, çocukluktan yaşlılığa uzanan bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Gençlik yıllarında kolayca hatırladığımız isimleri, olayları ve ayrıntıları ilerleyen yaşlarda hatırlamakta zorlanabiliriz. Anahtarın nereye bırakıldığını unutmak, bir tanıdığın ismini hatırlamakta gecikmek veya yapılacak bir işi zaman zaman gözden kaçırmak her zaman bir hastalık belirtisi değildir. Ancak unutkanlık günlük hayatı etkilemeye, giderek artmaya ve kişinin bağımsızlığını sınırlamaya başladığında dikkatle ele alınmalıdır.
Yaş ilerledikçe hafızanın bazı işlevlerinde yavaşlama görülebilir. Bununla birlikte unutkanlığın tek nedeni yaşlılık değildir. Stres, depresyon, uyku bozuklukları, bazı vitamin eksiklikleri, tiroit hastalıkları ve kullanılan ilaçlar da hafızayı etkileyebilir. Bu nedenlerin bir kısmı tedavi edilebilir olduğundan, sürekli hâle gelen unutkanlığın yalnızca yaşa bağlanması doğru değildir..
Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerinde ise unutkanlık zamanla ilerleyebilir. Kişi yakın zamanda yaşanan olayları hatırlamakta zorlanabilir, aynı soruları tekrar tekrar sorabilir, daha önce rahatlıkla yaptığı işleri gerçekleştiremez hâle gelebilir. Tanıdık yerlerde yönünü kaybetmesi, para hesabında zorlanması, konuşurken kelimeleri bulamaması veya kişilik ve davranış değişiklikleri yaşaması da dikkat edilmesi gereken belirtilerdir. Bu tür sorunlar ortaya çıktığında bir sağlık kuruluşuna başvurmak, erken değerlendirme ve uygun bakım açısından önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü de demansın yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmadığını vurgulamaktadır.
Kur’an-ı Kerim, insanın yaratılışından yaşlılık dönemine kadar geçirdiği değişimlere dikkat çeker. Nahl Suresi’nin 70. ayetinde şöyle buyrulur:
“Allah sizi yarattı, sonra da sizi vefat ettirecektir. İçinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar yaşatılır ki, bildikten sonra bir şey bilmez hâle gelsin. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, kudret sahibidir.”
Bu ayet, insanın bilgi, güç ve hafıza bakımından zaman içerisinde değişebileceğini hatırlatır. İnsan, gençliğinde sahip olduğu kuvvetin ve zihinsel becerilerin her zaman aynı kalacağını düşünmemelidir. Yaşlılık, insanın acizliğini ve yaratılmış olmanın sınırlarını hatırlatan bir dönemdir.
İslam’ın insana kazandırdığı en önemli ahlaki değerlerden biri de yaşlılara merhamet ve hürmettir. İsrâ Suresi’nin 23. ayetinde anne ve babaya iyilik edilmesi, özellikle yaşlılık dönemlerinde onlara karşı incitici sözlerden kaçınılması emredilir. Hafızasını kaybeden, aynı soruları tekrar eden veya günlük işlerinde yardıma ihtiyaç duyan yaşlılara sabır ve şefkatle yaklaşmak, bu ahlaki sorumluluğun bir gereğidir.
Namaz, dua ve zikir, Müslümanın manevi hayatının temel unsurlarıdır. Zikir, insanın Allah’ı anmasına, kalbinin huzur bulmasına ve hayatına manevi bir düzen kazandırmasına vesile olur. Ra’d Suresi’nin 28. ayetinde, “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” buyrulmaktadır.
Namaz ve zikir, insana manevi destek sunan ibadetlerdir. Ancak bu ibadetlerin Alzheimer hastalığını veya diğer demans türlerini önlediği bilimsel olarak kanıtlanmış değildir. Dolayısıyla ibadet eden bir insanın unutkanlık yaşamayacağını söylemek doğru olmaz. Manevi hayatımızı güçlendirirken beden ve akıl sağlığımızı korumak için tıbbi imkânlardan da yararlanmalıyız.
Hafızayı ve genel beyin sağlığını desteklemek için düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, kaliteli uyku, sosyal ilişkilerin sürdürülmesi ve tansiyon, kan şekeri gibi sağlık sorunlarının kontrol altında tutulması önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü, bu tür sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bilişsel gerileme ve demans riskini azaltmaya katkı sağlayabileceğini belirtmektedir.
Unutkanlık giderek artıyorsa, günlük işleri aksatıyorsa veya kişi tanıdık çevresinde yönünü kaybediyorsa vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Aniden gelişen bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu veya vücudun bir tarafında güçsüzlük gibi belirtiler ise acil tıbbi müdahale gerektirir.
Unutmayalım ki insanın değeri hafızasının gücüyle ölçülemez. Hafızasını kaybeden bir insan da hürmete, sevgiye ve merhamete layıktır. İnsanın hem kendi sağlığına özen göstermesi hem de yaşlılık döneminde desteğe ihtiyaç duyanlara sahip çıkması, inancımızın ve insani sorumluluğumuzun bir gereğidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
“1.400 Yıl Önce İslam Kadına Bu Hakkı Vermişti” Sosyal medyada paylaşılan bir video, İslam’ın kadınlara…
Çölde Doğan Nağme: “Çağrı” Filminin Müziğinin Gerçek Hikâyesi Maurice Jarre gerçekten iki ay boyunca çölde…
ALLAH’I ALDATACAĞINI SANANLARIN DİNDARLIĞI Vicdanın rafa kaldırıldığı, adaletin pazarlık masalarında satıldığı bir çağda, inancı sadece…
MİT ve Emniyet'ten Dev Operasyon: Plazalardaki Küresel Dolandırıcılık Şebekesi Çökertildi İstanbul’un Levent ve Maslak hattındaki…
HIRSIZLIKTAN SOYGUNDAN ARINIYORUZ AZ KALDI CHP'de "Arınma" Süreci Devam Ediyor: Kılıçdaroğlu'ndan Net Mesaj CHP Genel…
Erdoğan'dan Net Fon Çıkışı: O Paralar Gelecek Türkiye'nin gündemini sarsan fon vurgunu iddialarına ilişkin siyasette…