
Üzerinden 28 Yıl Geçti!
Hedefinde Müslümanların Olduğu Darbe: 28 Şubat
Askerî vesayetin öncülüğünde yargı, bürokrasi, medya ve sermaye çevrelerinin kirli iş birliğiyle İslam’ı ve onun toplumsal hayattaki yansımalarını hedef alan 28 Şubat süreci, Türkiye tarihine kara bir leke olarak kazındı.
Halkın aşina olduğu darbelerden farklı olarak 28 Şubat, İslam karşıtı tüm unsurların seferber edildiği, icrasında sivillerin de etkin rol oynadığı bir darbe niteliği taşıyordu. Bu süreçte dönemin cumhurbaşkanı, muhalefet partileri, sendikalar, üniversite yönetimleri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları iş birliği yaparak İslami kimliğiyle öne çıkan kesimlere yönelik adeta bir cadı avı başlattı. Basın etiğini hiçe sayan kartel medyası da algı operasyonları ve manipülasyonlarla darbenin en önemli ayaklarından biri hâline geldi.
Bu karanlık dönemde milyonlarca kişi fişlendi, başörtülü öğrenciler okullarından uzaklaştırıldı, binlerce memur inançları nedeniyle görevlerinden ihraç edildi. Kamusal alanda dindar kesime yönelik baskı ve zulüm sistematik şekilde uygulandı. Cunta tarafından oluşturulan Batı Çalışma Grubu (BÇG), tüm kurum ve kuruluşları denetleyerek dindar bireyleri buralardan uzaklaştırdı.
Darbe sürecinin en acımasız yüzü ise özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görüldü. Sadece inançlı oldukları veya camilerde Kur’an eğitimi verdikleri için binlerce kişi gözaltına alındı ve insanlık dışı işkencelere maruz bırakıldı. Darbecilerin cesaretlendirdiği bu pervasız tavır, çocukları, kadınları ve yaşlıları dahi hedef aldı. İslam’ın kutsal değerlerine saldırılar gerçekleştirildi, başörtüsü yasaklandı, camilere baskın düzenlenerek kutsal mekânlara ayakkabılarla girildi.
Refahyol hükümetini hedef alan ve milletin inancına baskı kuran postmodern darbenin üzerinden tam 28 yıl geçti. 1997 yılında Türkiye sıyasî tarihine kara bir leke olarak geçen 28 Şubat postmodern darbesi, halkın demokrasiye sahip çıkmasıyla tarihin tozlu raflarında yerini aldı. Peki, 28 Şubat’ta neler yaşandı?
Türkiye’nin siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen ve etkileri yıllarca tartışılan 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının üzerinden 28 yıl geçti. Sürecin yol açtığı siyasi ve toplumsal değişimler, üzerinde en çok durulan konular arasında yer aldı.
Refah Partisi (RP) ve Doğru Yol Partisi (DYP) tarafından kurulan 54. Hükümet, 28 Haziran 1996 tarihinde göreve başladı. Merhum Necmettin Erbakan Başbakanlık, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ise Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevini ütlenmişti. Ancak bu hükümet, “rejime tehdit oluşturduğu” iddiasıyla sık sık eleştirilerin odağına oturdu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Erbakan’ın 24 Ocak 1997’de Kayseri’ye yaptığı ziyarette tek tip elbise giyen ve bere takan il teşkilatı mensuplarıyla ilgili partiye uyarıda bulundu. Söz konusu durumun “Siyasi Partiler Yasası’na aykırı olduğu” belirtilerek, RP Kayseri İl Yönetim Kurulu’nun 30 gün içinde görevden el çektirilmesi istendi. Aksi halde RP hakkında kapatma davası açılacağı bildirildi.
RP’li Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın 31 Ocak 1997’de düzenlediği “Kudüs Gecesi”, tartışmalara yol açan olaylardan biri oldu. Programa, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri de katılarak bir konuşma yaptı. Gecede sergilenen gösteriler ve yapılan konuşmalar, “rejim tartışmalarını” daha da alevlendirdi.
Başbakan Erbakan, 1 Şubat 1997’de gelen itirazlara ve DYP’li bazı bakanların “imza atmayacağız” tepkisine rağmen “üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan” kararnamenin Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılmasını sağladı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı, tartışmalara neden olan “Kudüs Gecesi”ni organize eden RP’li Belediye Başkanı Bekir Yıldız hakkında 2 Şubat 1997’de soruşturma başlattı.
Devam eden süreçte, 4 Şubat 1997’de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait tanklar, Sincan sokaklarında yürütüldü. Bu gelişme, “balans ayarı” olarak yorumlandı ve darbe sürecinin ışaret fişeği olarak kabul edildi.
28 Şubat 1997 tarihindeki MGK toplantısında, Refahyol Hükümeti’ne “irticai faaliyetlerin engellenmesi” yönünde baskı yapıldı. Alınan kararlar, hükümete dayatıldı ve uygulamaya konulması zorunlu tutuldu.
Bu sürecin ardından Refah Partisi kapatıldı, Necmettin Erbakan sıyasetten men edildi ve binlerce kişi, eğitim ve iş hayatında mağdur edildi. 28 Şubat, Türkiye’de demokrasiye vurulan bir darbe olarak hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor.
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
İstanbul'da Muayene Sayıları Artıyor: "Yoldan Geçerken Acile Uğruyoruz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
DÜNYA NEREYE GİDİYOR? İsrail Dünyayı Nereye Sürüklüyor? Uluslararası hukuk çökerken, tepkiler neden sonuç üretmiyor? Uluslararası…
Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri… Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası……
Osman Erkan: “Sosyal Aile Olun, Yalnızlık Sanal Bağımlılığı Tetikler” Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Okul…
KURUCU SÜNNİ İMAMLARDAN İMAM ŞAFİİ Gazze’de doğan İmam Şafii (h. 204/m. 820), daha çocukken babasının…