
“Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”
(Nisâ Suresi, 135. Ayet)
İnsanlık tarihi boyunca en çok aranan değerlerden biri adalet olmuştur. Devletler kurulmuş, mahkemeler açılmış, kanunlar yazılmış; fakat adalet çoğu zaman güçlülerin elinde eğilip bükülen bir kavrama dönüşmüştür. Bugün de dünyanın dört bir yanında insanlar, adaletin herkese eşit uygulanmadığından şikâyet ediyor. Kimi zaman siyasi çıkarlar, kimi zaman ekonomik güç, kimi zaman da akrabalık ve dostluk ilişkileri hakkın önüne geçebiliyor.
İşte tam da böyle bir çağda Kur’an-ı Kerim, çağları aşan bir emirle insanlığa sesleniyor.
Bu ayet, adaleti yalnızca mahkeme salonlarına değil; evimize, iş yerimize, ticaretimize, siyasetimize ve günlük hayatımıza taşıyor. Çünkü Kur’an’ın istediği adalet, yalnızca başkalarından beklediğimiz bir ilke değil, önce kendimizde yaşamamız gereken bir sorumluluktur.
Dikkat edilirse ayet, “düşmanınıza karşı adil olun” demekle yetinmiyor. Daha zor olanı emrediyor: Kendi aleyhinize bile olsa… Anne babanızın aleyhine bile olsa… En yakın akrabalarınızın aleyhine bile olsa…
İşte gerçek imtihan burada başlıyor.
İnsanın en büyük zaaflarından biri, sevdiğini korumak; yakını hata yaptığında susmak; kendi çıkarı söz konusu olduğunda gerçeği eğip bükmektir. Kur’an ise mümini duygularının değil, hakkın yanında durmaya çağırıyor.
Bugün aile içinde, miras paylaşımında, ticarette, kamu görevlerinde, işe alımlarda, sosyal medyada ve hatta haber paylaşırken bile bu ilkeye ne kadar ihtiyacımız olduğu ortadadır. Bazen bir dostumuzu mahcup etmemek için gerçeği gizliyoruz. Bazen sevdiğimiz bir kişinin yanlışını görmezden geliyoruz. Bazen de sadece bizim düşüncemizi paylaşıyor diye bir haksızlığı savunabiliyoruz.
Oysa müminin ölçüsü kişiler değildir; ölçüsü haktır.
Bu ayetin en çarpıcı yönlerinden biri de zengin-fakir ayrımını reddetmesidir. Kur’an, “İnsanlar zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır.” buyurarak adaletin ekonomik durumdan etkilenemeyeceğini bildiriyor. Servet de yoksulluk da hükmü değiştirmez. Hak, kimden yana ise mümin onun yanında durmalıdır.
Aslında bugün yaşadığımız pek çok toplumsal problemin temelinde bu ilkenin unutulmuş olması yatıyor. Liyakat yerine yakınlık tercih edildiğinde, güç hakikatin önüne geçtiğinde, partizanlık adaletin yerini aldığında güven duygusu zedeleniyor. İnsanlar hukuka değil, ilişkilere güvenmeye başlıyor. Oysa Kur’an’ın inşa etmek istediği toplumda güvenin temeli adalettir.
Gazze‘de yaşananlar, uluslararası sistemin çifte standartları ve dünyanın farklı bölgelerinde mazlumların maruz kaldığı haksızlıklar, bu ayetin evrenselliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Güçlünün hukukunun işletildiği, mazlumun sesinin çoğu zaman duyulmadığı bir dünyada Kur’an, asırlar öncesinden insanlığa adaletin tarafsız olması gerektiğini hatırlatıyor. Gerçek adalet; kimliğe, coğrafyaya, çıkara ve siyasi hesaplara göre değişmez.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz ayetlerden biri budur.
Adalet kaybolduğunda güven kaybolur. Güven kaybolduğunda huzur kaybolur. Huzurun olmadığı yerde ne aile sağlam kalabilir ne toplum ne de devlet.
Rabbimiz bizden kusursuz olmamızı değil, hakkın yanında dimdik durmamızı istiyor. Bazen bu duruş bize ağır gelebilir; yakınlarımızı üzebilir, menfaatlerimizi zedeleyebilir. Fakat Allah katında değerli olan, çıkarlarımızı değil vicdanımızı koruyabilmektir.
Vahiy Penceresi‘nden baktığımızda görüyoruz ki; mümini farklı kılan, yakınını kayırması değil, hakikatin şahitliğini yapabilmesidir. Çünkü Allah katında üstün olan, akrabalık bağı değil; adalet üzere durabilen bir vicdandır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
"GÖLGE CIA" STRATFOR'UN KURUCUSU GEORGE FRIEDMAN’DAN ÇARPICI ANALİZ: "BÖLGENİN HAKİMİ TÜRKLER OLMALI, İSRAİL’E İHTİYACIMIZ YOK"…
IRAK’TAN KAÇAK PETROL ALINDIĞI İDDİASI VE CEZA KONUSU Türkiye’de bazı muhalif çevrelerin manipülasyon ve dezenformasyon…
SAVAŞ BAŞLADI! JD Vance’ten İsrail’e Şok Rest: "Cehenneme Gidin, Bildiğimi Okumaya Devam Edeceğim!" ABD Başkan…
Almanya'nın güney bölgelerinde şiddetli yağışlar su baskınlarına yol açtı hakkında son gelişmeler. Almanya'nın güney bölgelerinde…
Malezya Başbakanı Enver, İsrail vatandaşlarının sınır dışı edileceğini açıkladı. Bu karar, uluslararası ilişkilerde yeni bir…
İsrail Başbakanı Netanyahu, Graham'ın cenazesine katılmak için ABD'ye gidecek. Cenaze töreni, önemli siyasi figürlerin katılımıyla…
View Comments
E peki ya,biz buayeti kamu ıyuna açıklayıp yazıyor ve gaturlatıyoruz da içimizden kaç kişi ayetin gereğini tam olarak yerine getiriyor avaba ?.. Hİç bu hususu sorguluyor muyuz ? Kamu Kurumlarına personel alınacak KPSS ınavından 90-100 puvan arası almış insanlar MÜLÂKAT denilen "Bizden m misin? Değil misin?" sınavlarıyla husrana uğraytılıyor da hiç kimse oralı değil ! Ve bu uygulamayı savunup, ısrarla devam ettirenlere Suyu oturarak sünnete uygun bir şekide i,çti diye GÜZELLEMELER yapılıyor ! İşte biz bu ayete bu kadara uyabilyoruz !.. Yani, nalıncı keserimiz hep yanımızda ve her işimzde kimselere kulak asmadan kujllanıyoruz !.. Efendiler, Beyler ! Hesabımızı Rabbimize vereceğiz, herkes haıtırlatırım !