Gündem

VERİLMEYEN ÖŞÜRLER ZİRAİ DON OLARAK GELİYOR

Taze haber şöyle:

Isparta’da 7 Eylül 2025 pazar gecesi etkili olan şiddetli dolu yağışı, Eğirdir ve Gelendost ilçelerinde büyük yıkıma yol açtı. Özellikle elma bahçelerinde meydana gelen hasarın 170 milyon lirayı bulduğu ve 4 bin 200 ton elmanın kullanılamaz hale geldiği bildirildi.

***

Rize’liyim. Rize ‘de her yer çaylıktır. Tek ve büyük gelir kaynağı da çaydır. Çay bir tarım ürünüdür. Rize’de Diyanet yani yüzlerce İmam-Hatip/vaiz var, bir ilahiyat fakültesi var, İmam-Hatip okulları var. Resmi ve özel Kurân Kursları da var. Ama Rize’de “tarım ürünlerinin zekatı olan öşür” bilinmiyor, dersek yanlış olmaz.  (

(Ayrıntılı açıklamayı gerektiren Öşür için DİA’da merhum Mehmet Erkal’ın makalesine bakılabilir.)

DOĞADA RASTLANTI YOKTUR

Peki toprağa yönelik doğal afetler rastlantısal olarak mı gelir? Yani zirai donlar niçin beklenmedik zamanda ve önlenemeyecek şekilde gelirler? Bizim bilmediğimiz sebepler mi vardır? Okuyalım:

NEREDEN ÇIKTI BU ZİRAİ DON?

Ateist veya deist ya da cahil sol-kam+alist kafasıyla bakarsanız -sanki alınabilirmiş gibi- gerekli önlemler alınmadı, der hiç mi hiç ders alamazsınız.

“ALLAH var ve hayata müdahildir” inancıyla  bakarsanız Kur’ân size hakikatin kapılarını açar, zirai donun gerçek sebebini kavrarsınız;  zirai donları önleyecek önlemleri de öğrenirsiniz. Öğrendiklerinizi uyguladığınızda ekonomi canlanır, sosyal adalet gerçekleşir, ürünleriniz de bereketlenip artar.

Okuyalım:

BAĞ VE BAHÇELERİ OLAN ADAM

{Hz. İsa’dan önce yaşayan topluluklardan birinde bir adam var. Bağları var bahçeleri var. Ekiyor, biçiyor, edindiği mahsullerin bir kısmını tohumluk ayırıyor. Bir kısmını çocuklarına tahsis ediyor. Bir kısmını da fakirlere veriyor. Yaşadığı sürece de bereketli bir ömür yaşıyor. Fakat her insan gibi o da ölüyor.

Çocukları şöyle diyorlar: – Babamız böyle yapardı, ama bizim yapmamız gerekmiyor, biz aldığımız mahsullerden asla fakire, yetime, işsizlere pay ayırmayacağız. Mahsulleri toplarken yanımıza hiçbir yoksulu da yaklaştırmayacağız.

Çocukların akıllı ve imanlı olanı ise, kardeşlerini “Bu yaklaşımınız doğru değil, kulca yaklaşım hiç değil” diyerek uyarıyor ise de, söz geçiremiyor. }

ALLAH’IN KİTABI KUR’ÂN’I OKUYALIM

Şimdi Kur’ân-ı Kerim’in Kalem Suresinin 17-33. ayetlerinin meallerini vererek kıssayı Kur’ân’dan takip edelim.

[İçinde her türlü meyveler bulunan bahçe sahiplerini bela vererek imtihan ettiğimiz gibi Allah’ı, malların yaratıcısı ve vericisi olarak kabul etmeyenleri de kıtlıkla bela verip imtihan ettik.

Hani o bahçe sahipleri sabah olunca erkenden kimse görmeden mahsulleri toplamaya yemin etmişlerdi. İnşaallah/Allah dilerse şeklinde Allah’ın iradesi ile ilgili hiçbir istisnai kayıt da koymamışlardı.

Onlar daha uykuda iken Rabbinden gelen bir Taif (muhtemelen zirai don felaketi) bahçeyi kapladı. Derken bahçe kapkara kesilip çorak bir yere dönüvermişti.

Bahçe sahipleri sabahleyin birbirlerine sesleniyorlardı. Mahsullerinizi toplayacaksanız erkence koşup gidin. Derken yola düştüler, birbirlerine gizlice şöyle diyorlardı:

Bugün hiçbir yoksula yol vermeyin, yanınıza sokulmasın sakın.”

Ve kendilerini yoksullara bir şey vermemeye güçleri yeter zannederek erkenden bahçelerine gittiler. Ama bahçeyi o perişan haliyle görünce: “Herhalde biz yanlış yere gelmişiz, bizim bahçe burası değildir” dediler. Sonra yanlış yere gelmediklerini ve yaşadıkları halin Allah’ın bir cezası ve imtihanı olduğunu anladıklarında: “Biz fakirleri mahrum bırakırken mahrum bırakılmışız” dediler.

Aralarında en akıllı ve bilinçli olanı: “Ben size Allah’ın sınırsız şanını (verme emirlerine uyarak) yüceltmelisiniz dememiş miydim?” deyince, Onlar da: “Rabbimizin şanı yücedir, doğrusu biz yaratılış gayemize aykırı hareket ediyormuşuz” dediler. Sonra dönüp birbirlerini kınamaya başladılar. “Yazıklar olsun bize, gerçekten de azmış kimselermişiz” şeklinde itirafta bulunarak beklentilerini şöylece dile getirdiler:

Belki Rabbimiz bize harap olan bahçemizin yerine ondan daha iyisini verir, biz Rabbimize dönüyor ve her arzumuzu O’ndan istiyoruz.”

İşte bazı insanları bu dünyada denemek için gönderdiğimiz azap böyledir ama âhiret hayatında günahkarların uğrayacağı azap daha da şiddetli olacak. Keşke bunu bilselerdi/keşke verici kullar için Nimetlerle dolu cennetlerin olduğunu da öğrenebilselerdi.] (Kalem 17-33)

Şimdi sözü daha uzatmadan yeniden soralım ve cevabı da verelim.

ZİRAİ DON NEDİR?

Zirai don faizle sömürünün olduğu ve toplumun hakkı olan tarım ürünleri zekâtın verilmediği yerde gelen fiziki ilahi cezadır. Ahiret azabı ise daha büyüktür. Oysaki faizden kaçınıp zekâtını verenler için dünyada sosyal istikrar – ekonomik refah  ve de “Nimetlerle dolu cennetler” vardır.

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

Recent Posts

  • Gündem

Rusya Dışişleri: Savaş Petrol için Çıkartıldı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov: “Körfez’deki savaş, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün kontrolü için çıkarıldı. Rusya…

3 saat ago
  • Gündem

Tahran’da: Cuma Namazında Yaşasın Türkiye Sesleri

Tahran’da Sürpriz Slogan: Cuma Namazında "Yaşasın Türkiye" Sesleri   TAHRAN – İran’ın başkenti Tahran’da her…

5 saat ago
  • Gündem

KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ

KANATLANAN ULAKLAR: POSTA GÜVERCİNLERİ Yüksek veri aktarım hızına sahip 5G teknolojisi, ülkemizde 1 Nisan 2026…

6 saat ago
  • Gündem

Papa XIV. Leo’dan, Trump’a Sert Mesaj

Papa XIV. Leo’dan sert mesaj: “Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor” Katolik dünyasının ruhani…

6 saat ago
  • Gündem

YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ

‘‘YA DEĞİŞİM YA ÇÖKÜŞ!: YARIN DEĞİL! HEMEN ŞİMDİ!’’ CENAZE ORTA YERDE VE ARTIK HİÇBİRİMİZ MASUM…

8 saat ago
  • Makale

SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!”

SUSMA ORUCU: “YA HAYIR SÖYLE, YA DA SUS!” Öncelikle şu hususun altını kalın çizgilerle çizeyim:…

8 saat ago