
Yalnızlığa koşuyor insanoğlu…
Hiçliğe doğru öyle bir yol alıyor ki adeta maraton koşuyor. Hem de arkasına bakmadan, nereye vardığını düşünmeden…
Eşini öteliyor, çoluk çocuğunu itiyor, komşusunu görmezden geliyor. Aynı evde yaşıyor ama birbirine yabancılaşıyor. Aynı sofraya oturuyor ama gönüller bir türlü buluşmuyor ve ısınamıyor. Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor, yalnızlaştıkça da kendisinden uzaklaşıyor.
Toplumlarda da durum farklı değil maalesef…
Rusya Ukrayna’yı itiyor, Ukrayna Rusya’yı… İsrail, Filistinlileri yurtlarından ederken tüm insanlığı bir kenara itiyor. Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı tartışmalarında karşımıza çıkan yasaklar, inançları yüzünden insanların nasıl dışlanabildiğini bir kez daha gösteriyor..
Öteki berikini, beriki ötekini…
Herkes bir başkasını hayatından çıkarmanın, kendisine benzemeyeni uzaklaştırmanın peşinde.
Düşününce ne büyük bir saçmalık değil mi?
Farklılıklarımızı zenginliğimiz olarak görmek yerine ayrışıyoruz, ayrıştırıyoruz…
Günümüz insanı için merhameti zayıflık, hoşgörüyü taviz, kardeşliği ise unutulmuş bir kelime hâline getiriyoruz.
Sonuç mu?
Kocaman bir hiçlik…
İnsan, başkalarını hayatından çıkardıkça kendisine daha fazla yer açtığını sanıyor. Oysa yanından her uzaklaştırdığı insan, her kopardığı bağla kendi dünyasını daraltıyor da farkına bile varamıyor.
Bir gün dönüp etrafına baktığında aradığı kalabalıkları, kaybettiği dostlukları, ihmal ettiği ailesini bulamayacak.
İşin en garip tarafı ise insanın o hiçliğin içinde kendini arıyor olması…
Peki, insan kendisini nerede bulacak? Yalnızca kendi çıkarını düşündüğü, başkasının acısına gözünü kapadığı, hakikati işine geldiği gibi yorumladığı bir dünyada mı?
Oysa insan, kendisini yalnızca kendisinde arayarak bulamaz. Bazen bir yetimin gözyaşında, bazen komşusunun derdinde, bazen de haksızlığa uğrayan bir insanın yanında bulur kendisini. Çünkü insanı insan yapan, sadece nefes alması değil; merhamet etmesi, adaleti gözetmesi ve başkasının varlığına saygı duymasıdır.
Kur’an’ın hatırlattığı hakikat de budur: İnsan, Rabbini unuttuğunda kendisine de yabancılaşabilir. (Haşr, 59/19)
Öyleyse durup düşünmenin vakti gelmedi mi?
İnsanoğlu, hiçliğe doğru koşarken aslında neyden kaçıyor? Ve en önemlisi, kendisini kaybettiği bu yolda yeniden bulmak için nereye dönmesi gerekiyor?
Belki de aradığımız cevap, uzaklarda değil; unuttuğumuz vicdanda, terk ettiğimiz merhamette ve yeniden kurmamız gereken gönül bağlarındadır.
Sofralarınız bereketli, gönülleriniz zengin olsun!
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE BİTMEYEN BUHRAN: “KAHT-I RİCAL” VE LİYAKAT SANCISI Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldan itibaren askeri,…
BU KADAR MI ACIMASIZSIN EY İNSANOĞLU? VİDEO YORUM Bir çocuk düşünün… Elindeki un çuvalı neredeyse…
MODERN DÜNYANIN GİZLİ MİMARİSİ: HAPİSHANENİN DOĞUŞU VE BEDENİN EVRİMİ İnsanlık tarihi, suç ve ceza kavramları…
BATILILAŞMA SAVUNUCULARININ ÇELİŞKİLERİ (1) Batılılaşma düşüncesi, modern dünyada bilim, özgürlük, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, laiklik,…
İhsan Zeydan’dan Ezber Bozan Soru: “PKK’yı Kim Kurdu? Lider Kadrosuna Bakıyorsun, Çoğu Türk!” Yüksekova’nın köklü…
Erzurum’da Toprak Donmadan Kışlık Mezarlar Hazırlanıyor Kış aylarında sıcaklığın sıfırın altında 35 dereceye kadar düştüğü…