Gündem

YARINI OLMAYAN DÜNYANIN SİMÜLASYONU – HİÇ KİMSE ÇOCUK YAPMAZSA NE OLUR?

Yarını Olmayan Dünyanın Simülasyonu
HİÇ KİMSE ÇOCUK YAPMAZSA NE OLUR?

Değerli uzmanlar, kıymetli eğitimciler ve aziz anne babalar…

Size  modern insanın “çocuk büyütmek çok zor, kariyerime engel oluyor, hayatımı yaşamak istiyorum” diyerek çocuk yapmayı ertelediği ya da tamamen reddettiği o bencil konfor alanına sarsıcı bir senaryo ile durumun vahametini  aktarmak istiyorum.

Sizin tüylerinizi ürpertecek, konfor alanlarınızdan çıkarıp varoluşsal bir muhasebeye sevk edecek ve çocuk yetiştirmenin lüks değil bir beka meselesi olduğunu idrak ettirecek sarsıcı, düşündürücü bir senaryo hazırladım.

Çocukların olmadığı senaryoda şöyle bir dünya hayal edelim. Hiç kimse çocuk yapmazsa 5 yıl içinde, 10 yıl içinde, 20 yıl içinde ve 40 yıl içinde neler olur, neler yaşanır? Nüfus olarak, ekonomik olarak, tarım, sanayi ve ticaret olarak, istidam olarak, mesleki işbölümü olarak, eğitim olarak, güvenlik olarak, sosyolojik açıdan neler yaşanır? Ne gibi tahribatlar ortaya çıkar?

Gelin bunun üzerine biraz kafa yoralım.

Gelin, bugünden itibaren tüm dünyada doğumların bıçak gibi kesildiğini varsayalım. Dünyaya tek bir bebeğin dahi gözlerini açmadığı, o ağlama ve gülüş seslerinin tamamen sustuğu küresel bir simülasyon başlatalım.

Akli, mantıki ve sosyolojik delillerle, 5, 10, 20 ve 40 yıl içinde başımıza nelerin geleceğini, insanlığın nasıl bir intihara doğru yürüyeceğini hep birlikte görmeye çalışalım.

Hiç Kimse Çocuk Yapmazsa Dünyada Neler Olur? Neler Yaşanır?

İlk 5 Yıl: Sessizliğin Başlangıcı ve Ekonomik İlk Şok

Süreç başladığında, tahribat ilk olarak ekonomik sistemin kalbinde, tüketim ve hizmet sektöründe hissedilir. İlk 5 yıl içinde dünyada tek bir bebek bezi, tek bir mama, tek bir bebek ve küçük çocuk kıyafeti, ayakkabısı satılmayacaktır. Bu, milyarlarca dolarlık çocuk sanayisinin anında iflas etmesi demektir.

Peki, sadece bu kadar mı? Hayır.

Kreşler, anaokulları, oyuncak fabrikaları ve çocuk hastaneleri birer birer kapılarına kilit vuracaktır. Sektördeki milyonlarca insan bir anda işsiz kalacaktır.

Sosyolojik olarak sokaklarda, parklarda çocuk sesleri kesildikçe toplumda açıklanamaz bir depresyon ve yaşlılık psikolojisi baş gösterecektir. İnsanlık, geleceğe dair umudunu kaybetmenin o soğuk yüzüyle ilk 5 yılda tanışacaktır.

Soruyorum size: Çocuk sesinin olmadığı bir mahallede, bir parkta, hangi lüks araba veya hangi rezidans insanın içindeki o derin yalnızlığı ve gelecek korkusunu giderebilir?

10. Yıl: Okulların Kapanması ve Mesleki İş Bölümünün Çöküşü

Takvimler 10. yılı gösterdiğinde, kriz artık eğitimin ve üretimin omurgasını vurmaya başlar. İlkokullar ve ortaokullar tamamen bomboştur. Sıralar tozlanmış, tebeşirler kurumuş, öğretmenlik mesleği hukuken ve fiilen geçerliliğini yitirmiştir.

Nüfusun yaşlanma hızı geometrik olarak artarken, istihdam piyasası donmaya başlar. Yeni çıraklar, yeni stajyerler, sisteme taze kan sağlayacak genç beyinler yoktur. Ticaret yavaşlar; çünkü çocuklu ailelerin ev, araba veya teknoloji değiştirme motivasyonu ortadan kalkmıştır.

Tarımda ve sanayide en ağır işleri yapacak genç iş gücü bulunamadığı için üretim hatları aksamaya başlar. Fabrikalar otomasyona geçmeye çalışsa da o robotları tasarlayacak ve yönetecek genç zekâların arkasının gelmediğini görmek küresel sermayeyi büyük bir panikle baş başa bırakacaktır.

20. Yıl: Sanayi, Tarım ve Güvenliğin Beka Krizi

20 yıl boyunca tek bir çocuğun doğmadığı bir dünyada, artık en genç insan 20 yaşındadır. Üniversiteler, akademiler, tıp fakülteleri tamamen kapanma noktasına gelmiştir; çünkü sisteme girecek öğrenci kalmamıştır.

Tarım sektöründe toprağı işleyecek, sanayide çarkları döndürecek genç nüfus tükendiği için gıda arzı krize girer. Kendi kendine yetemeyen devletler açlık riskiyle yüzleşir.

En korkutucu tahribat ise güvenlik alanında yaşanır. Orduları tahkim edecek, karakollarda nöbet tutacak, sınırları koruyacak, sokakta asayişi sağlayacak genç polis ve asker stoğu erimiştir. Yaşlı ve savunmasız bir nüfus, organize suç örgütlerinin ve çetelerin açık hedefi haline gelir.

Soruyorum size: Sınırlarını koruyacak 20 yaşında fidan gibi delikanlıları kalmayan bir devletin, kasasındaki milyarlarca dolarlık altın madeninin veya nükleer silahlarının bir yarına hükmetmeye gücü yetebilir mi?

40. Yıl: Sosyal Güvenliğin Çöküşü ve Toplumsal Kıyamet

40 yılın sonunda, insanlık tarihinin en büyük toplumsal depremiyle sarsılır. Dünyadaki en genç insan artık 40 yaşındadır ve nüfusun ezici bir çoğunluğu 70 yaşın üzerindeki bakıma muhtaç yaşlılardan oluşmaktadır. Emeklilik ve sosyal güvenlik sistemleri tamamen çökmüştür; çünkü on milyonlarca yaşlının maaşını ödeyecek, onlara sağlık hizmeti sunacak, prim yatıran tek bir genç çalışan dahi yoktur.

Hastaneler yaşlı hastalarla dolup taşarken, onlara bakacak hemşire, ameliyat yapacak genç doktor bulunamaz hale gelir. Şehirler devasa birer huzurevine dönmüştür.

Ev içi rollerde adalet ve sorumluluk bilinci tamamen kaybolmuş, insanlık kendi altını dahi temizleyemeyecek bir çaresizliğin içine düşmüştür. Nesli kurutulan bir toplumun sonu, kendi elleriyle hazırladığı mutlak bir yok oluştur.

Sonuç ve Göz Yaşartan Farkındalık

Değerli anne babalar ve uzmanlar, işte bu somut ve mantıki deliller bize gösteriyor ki; çocuk yetiştirmek sadece bireysel bir heves ya da evdeki bir neşe kaynağı değildir.

Çocuk; üretimi ayakta tutan sanayidir, tarladaki ekmektir, sınırdaki nöbettir, devletin ve milletin ebedi bekasıdır. Bizler bize verilen o değerli çocuk emanetine sırtımızı döndüğümüzde, aslında ilk başta bizi Yaratana isyan etmiş oluruz.

Sonra da yarınımıza, vatanımıza ve insanlığımıza ihanet etmiş oluyoruz.

İyi eğitim verilip terbiye edilmeyen çocukların topluma bela olacağını konuşuyorduk; ancak hiç çocuk yapmamanın belası, devleti maddi ve manevi olarak doğrudan tasfiye etmekte, kaynakları ve enerjiyi tamamen tüketmektedir.

Aile içinde terbiye verilmeyen çocuk topluma bela olur; ama hiç olmayan çocuk, toplumun kökünün kurumasına yol açar.

Çocuk yoksa nesil yoktur.

Nesil yoksa, vatan da yoktur; gelecek de yoktur.

Gelin, modern dünyanın o bencil “çocuksuz hayat” ideolojilerine karşı fıtratın, adaletin ve merhametin sesi olalım.

Neslin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için çocukların varlığı büyük bir nimettir. Önemli olan bu emaneti, bu nimeti iyi bir şekilde değerlendirmek, onları en güzel şekilde terbiye ederek, ilim ve becerilerle donatarak yarınlara güçlü bir şekilde hazırlamaktır.

Vedat Kat
Psikolojik Danışman & Uzman Sosyolog

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Genel

Meteoroloji gün ve saat verdi: Şiddetli fırtına geliyor

Meteoroloji şiddetli fırtına hakkında son gelişmeler. Meteoroloji, yaklaşan şiddetli fırtına için gün ve saat verdi.…

2 saat ago
  • Genel

Oval Ofis’te kritik hesaplaşma: Trump ve Zelenski savaşın çıkış yolunu arıyor

Oval Ofis’te kritik hesaplaşma: Trump ve Zelenski hakkında son gelişmeler. Oval Ofis’te Trump ve Zelenski…

3 saat ago
  • Dünya

İran: Umman’a Hürmüz’ün bir kısmının tamamen, diğerinin kısmen kontrolümüzde kalmasını önerdik

İran Umman Hürmüz kontrol hakkında son gelişmeler. İran, Umman’a Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının tamamen, diğerinin…

3 saat ago
  • Dünya

Belçikada ırkçı ve İslam karşıtı ifadeler kullanan kişiye müdahale eden esnaf uğradığı saldırı sonucu öldü

Belçikada ırkçı ve İslam karşıtı ifadeler kullanan kişiye müdahale eden esnaf hakkında son gelişmeler. Belçikada…

3 saat ago
  • Genel

Sanal medya içerik üreticisi Fatma Soydaş, tutuklandı

Sanal medya içerik üreticisi Fatma Soydaş, tutuklandı. Detaylar haberimizde. CNN Türk'ten edindiğimiz bilgilere göre, tutuklama…

3 saat ago
  • Dünya

İsviçrede birçok bölge için kırmızı seviye sıcaklık uyarısı verildi

İsviçrede birçok bölge için kırmızı seviye sıcaklık uyarısı verildi. Bu durum, ülke genelinde ciddi sağlık…

4 saat ago