
Bir zamanlar tek devlet olan Yemen, bugün farklı silahlı güçlerin, bölgesel aktörlerin ve uluslararası çıkarların mücadele alanına dönüştü. Peki Yemen’i bu noktaya getiren yalnızca iç savaş mı? Yoksa petrol, doğal gaz ve dünya ticaretinin kilit noktalarından biri olan Babülmendep Boğazı da bu hesaplaşmanın merkezinde mi?
Yemen denilince çoğumuzun aklına iki taraf geliyor: Husiler ve onlara karşı savaşan Yemen yönetimi. Oysa ülkenin tablosu çok daha karmaşık. Husiler başkent Sana dahil kuzeybatının önemli bölümünü kontrol ederken uluslararası alanda tanınan yönetim, güney ve doğudaki bölgelerde varlığını sürdürmeye çalışıyor. Güney Geçiş Konseyi gibi ayrılıkçı hareketler ve farklı yerel silahlı gruplar da bu tabloya ekleniyor. Üstelik bu güçlerin kendi aralarında da çıkar çatışmaları yaşanıyor.
Yemen, 1990 yılında Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesiyle tek devlet olmuştu. Ancak geçmişten gelen kuzey-güney anlaşmazlıkları, yönetim krizleri ve başarısız siyasi geçiş süreci, ülkeyi yeniden parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
2014’te Husilerin Sana‘yı ele geçirmesiyle derinleşen çatışma, 2015’te Suudi Arabistan öncülüğündeki askerî müdahaleyle bölgesel bir savaşa dönüştü. İran‘ın Husilere desteği artarken Birleşik Arap Emirlikleri de güneydeki bazı güçleri destekledi. Böylece Yemen’deki mücadele, yalnızca Yemenlilerin kendi aralarındaki bir iktidar kavgası olmaktan çıktı.
Peki bütün bu güçler neden Yemen’de bu kadar etkili?
Yemen’in petrol ve doğal gaz kaynakları bulunuyor. Ülkenin petrol rezervlerinin yaklaşık 3 milyar varil olduğu tahmin ediliyor. Ancak savaş, güvenlik sorunları ve ihracat kesintileri bu kaynakların ekonomiye katkısını ciddi biçimde sınırladı.
Dahası Yemen, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı’nın kıyısında bulunuyor. Bu geçit, dünya deniz ticareti ve enerji taşımacılığı açısından stratejik öneme sahip. Dolayısıyla Yemen’de kimin hangi bölgeyi kontrol ettiği, yalnızca yerel siyaseti değil, uluslararası ticareti ve bölgesel güvenliği de etkiliyor.
Elbette Yemen’deki savaşın tek sebebini petrol olarak açıklamak doğru olmaz. Fakat enerji kaynakları, limanlar ve stratejik deniz yolları, dış güçlerin hesaplarında önemli bir yer tutuyor.
Yıllardır süren savaşın en ağır bedelini Yemen halkı ödüyor. Ekonomik çöküş, açlık, yerinden edilme ve temel hizmetlerin yetersizliği milyonlarca insanın hayatını etkiliyor.
Müslümanların yaşadığı bir ülkenin farklı güçler arasında nüfuz mücadelesine dönüşmesi, üzerinde düşünülmesi gereken acı bir tablo ortaya koyuyor. Ancak bu tablonun sorumluluğunu tek bir aktöre yüklemek yerine, Yemen‘in iç siyasi sorunlarını ve dış müdahaleleri birlikte değerlendirmek gerekiyor.
Yemen bugün yalnızca Husiler ile hükûmet arasındaki bir savaşın değil; iktidar, bölgesel nüfuz, enerji kaynakları ve stratejik ticaret yolları üzerindeki mücadelenin de sahasıdır. Asıl kaybeden ise kendi ülkesinde huzur ve güvenlik içinde yaşamak isteyen Yemen halkıdır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Korzyści i zagrożenia wynikające z integracji kasyn z platformami streamingowymi W ostatnich latach obserwujemy dynamiczny…
El Halil’de 2 İsrail Askeri Öldürüldü: Filistinliler İşgal Baskısı Altında İsrail ordusu, işgal altındaki El…
KENDİMİZİ KURTARMAK Nisâ Suresi’nin 93. ayetinde şöyle geçmektedir: وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَٓاؤُ۬هُ جَهَنَّمُ خَالِدًا…
BİR DOSTLA MI, BİR DEVİRLE Mİ VEDALAŞTIM? Her insanın arkadaşları vardır, bir de dostları… Arkadaş…
Kanada Başbakanı Mark Carney: “Türkiye kendi savunma ihtiyaçlarının yaklaşık %80’ini yerli olarak üretiyor. Kanada’da durum…
DÜNYA YAHUDİ KONGRESİ BAŞKANI LAUDER’DEN NETANYAHU’YA AĞIR ELEŞTİRİLER: "DEMOKRATLARI KAYBETTİNİZ, CUMHURİYETÇİLERİ DE KAYBEDİYORSUNUZ" İsrail’de yaklaşan…