
Fecr Suresi’nin tarihî kavimler üzerinden önümüze koyduğu o sarsıcı ibret aynasında, ilâhî mizanı çiğneyen medeniyetlerin aniden değil, sistemik bir çürüme silsilesiyle helake sürüklendiğini görmüştük. Surenin 11. ve 12. âyet-i kerimeleri, helak zincirinin pimi çekilmiş o iki tehlikeli halkasını yan yana koyar: Tuğyan ve Fesat. Kur’ân-ı Kerim, antik Ad, Semud ve Firavun prototiplerini anlatırken, onları alelade birer ahlâkî kusurla değil, bu iki ölümcül virüsle itham eder. Peki, tarihin ve sosyolojinin şaşmaz kanunu (Sünnetullah) açısından bu iki kavram arasında nasıl bir münasebet vardır? Açıkça ifade etmek gerekir ki; tuğyan ile fesat arasında kaçınılmaz, matematiksel bir sebep-netice münasebeti mevcuttur. Biri (tuğyan) kökteki zehirli fikir ve ahlâkî kırılma, diğeri (fesat) ise o zehrin sahada, toplumda ve tabiatta ürettiği somut enkaza dönüşmüş neticedir. Geleneksel ve modern felsefî/sosyolojik tahlille bu iki kavramın münasebetini ve modern dünyadaki dehşetli karşılıklarını şu şekilde formüle edebiliriz:
Tuğyan ve Fesat Arasındaki Münasebet (Sebep ve Netice):
Özetle münasebet şudur: Tuğyan bir zihniyet ve ahlâk kırılmasıdır (sebep); fesat ise bu kırılmanın sahada, toplumda ve tabiatta ürettiği somut enkazdır (netice). Haddini aşan, mutlaka kendini, toplumu ve düzeni bozar.
Modern Dünyada Bu İki Kavramın Karşılığı:
Fecr Suresi’nin işaret ettiği bu iki kavram, bugün modern küresel sistemin tam olarak otopsi raporu gibidir.
Velhasılıkelam; modern dünya, tarihte hiç olmadığı kadar büyük bir tuğyan (güç deliliği) içindedir ve bu yüzden yeryüzünde fesat (sosyal yozlaşma, kültürel çürüme) zirve noktasına ulaşmıştır. İşte tam da bu yüzden, Fecr Suresi’nin o sarsıcı yasası gereği, sebep-netice münasebeti tamamlanmış ve o ilâhî “azap kamçısının” (sistemik krizler, toplumsal cinnetler, ekonomik çöküşler) küresel tiranların sırtında şaklama vakti pimi çekilmiş bir bomba gibi yaklaşmıştır. Bugün insanlık hem batının küresel hegemonik azgınlığı hem de İslâm dünyasının kendi içindeki ahlâkî ve hukukî sapmaları yüzünden topyekûn bir helak sağanağının eşiğindedir. İlâhî “azap kamçısının” sırtımızda şaklamasını istemiyorsak, başkalarının azgınlığını konuşma kolaycılığını bırakıp, hem yerel hem küresel ölçekte mizanı, yani Hak ölçülerini yeniden ikame etmek zorundayız.
MÜSLÜMAN KIBRIS İslâm coğrafyasına yaptığım seyahatlerin birçoğu “duyanın gelip katıldığı” şekilde gerçekleşiyor. Tarihi belirledikten sonra…
Tükenmişlik Sendromu: Ruhumuz Yorulduğunda Nereye Sığınırız? İnsan her şeye yetişmeye çalışırken kendisini kaybedebilir. Oysa bedenin…
BÜROKRATİK TAHAKKÜMÜN GÖLGESİNDE LAİKLİK: ÖZGÜRLÜK DEĞİL, DEVLET VESAYETİ Türkiye’nin modernleşme serüveni ve devletin laikleşme süreci…
İSRAİL’DE SEÇİME DOĞRU! İsrail seçimlerine 15 gün gibi kısa bir süre kaldı. ABD’deki ara seçimler…
Bir Meyvenin İçindeki Gizem: Meyve Kurdu Bir elmayı ikiye böldüğünüzü düşünün… Dışı pırıl pırıl, kabuğu…
GOETHE’NİN İSLÂM VE PEYGAMBERİMİZE BAKIŞINDAKİ KABUL EDİLEMEZ ÇELİŞKİLER VE MÜSLÜMANLIK YANILGISI (3) Değerli Okuyucularım, Dünya…