
Siyasette en hızlı renk değiştirenler, ne garip ki zamanında en yüksek perdeden sadakat yemini edenlerin arasından çıkıyor.
Yaklaşık yirmi yıldır iktidar partisinin çeperinde dolanan; yerelden genel merkeze kadar çeşitli kademelerde öyle ya da böyle arzıendam etmiş bazı karekterler vardır. Bu tiplerin karekterleri şöyle tanınır: Makamdayken güç sahiplerinin etrafında fır dönerler, üst düzey yetkililerin kadrajına girmek için yarışırlar ve ellerindeki statüyü korumak adına her kapıyı zorlarlar.
Buraya kadar olan durum, siyasete dair sıradan bir hikâye sayılabilir. Asıl felaket ise bu karekterlerin; gözlerinin önünde cereyan eden adaletsizliklere, yanlışlara, iltimasa, rüşvete, haksız kazanca ve liyakatsizliklere şahit oldukları an itibariyle takındıkları tutumdur.
Liyakatsiz isimlerin o makamları nasıl işgal ettiğini gördüler ama ses çıkarmadılar. İltimasa, rüşvete ve haksız çıkar ilişkilerine bizzat şahit oldular; kimisi bu çarka karıştı, kimisi de başını öte tarafa çevirdi. Koltukları sallanmasın, uhdelerindeki yetkiler uçup gitmesin diye “dilsiz şeytan” olmayı tercih ettiler. Sessizlikleriyle, yaşanan tüm olumsuzlukların en büyük suç ortağı hâline geldiler. Nasıl olsa yaptıkları hataları, gayrimeşru işlerini veya gördükleri halde sessiz kaldıkları yanlışları; geniş kitleler nezdinde hüsnükabul görmüş başarılı bir liderin ülkeye kazandırdığı devasa hizmet ve eserler sayesinde perdelemede mahirdiler.
Şimdi bakıyoruz; rüzgâr biraz yön değiştirip muhalefet hareketlenince, bu tip karekterleri iktidar değişimi korkusu sardı. Zamanında tek kelime etmeyen o diller bir anda çözüldü! Güya “parti içi özeleştiri” yapıyor, muhalefete hak verir pozisyona geçerek muhalif söylemleri sahiplenmeye çalışıyorlar.
Peki, bu ani zihinsel dönüşüm samimi mi?
– Tabii ki değil.
Dün kitlelerin gözü önündeki yanlışlara ve liyakatsizliklere susanların, bugün aniden “ilkeli eleştirmen” rolüne soyunması kelimenin tam anlamıyla sırıtıyor. Dün de dertleri bir davaya omuz vermek ya da memleket meseleleriyle dertlenmek değildi, bugün de değil. Dün kişisel menfaatleri susmalarını gerektiriyordu, sustular. Bugün ise yine aynı kişisel menfaatleri ve gelecek kaygıları, onlara muhalefet ağzıyla konuşmayı dikte ediyor.
Dün güç neredeyse oraya eğilenlerin, bugün gelecekteki olası güce şimdiden selam durması kimseyi yanıltmasın. Siyasal pragmatizmin bu kadar çıplak sergilendiği bir dönemde bu takiyye; ne davaya hizmet eder ne de samimi bir özeleştiri sayılır. Olsa olsa, batacak zannettikleri gemiyi terk etmeye çalışanların sergilediği o eski ve tanıdık tiyatrodan ibarettir.
Benim ise bu yirmi yıllık iktidar döneminde liderin davaya olan adanmışlığına dair inancım tamdır. O; küresel vahşet medeniyetinin içimizdeki müntesiplerine, davamızın önüne koydukları bir engeli aşmak için binbir zorlukla mücadele etmek zorunda kaldığına şahit olduğum için samimiyetinden şüphe duymadığım bir liderdir. İnandığı hedefe ulaşmak adına “surda açılan mukaddes gediği” büyüterek mücadelesini sürdürmüştür. Yerelden genele kadar ciddi boyutlarda çoğunlukta olan etrafında ki kamu kaynaklarından gayrimeşru yollardan kana kana beslenen karekterlere rağmen, çağımızın Talut’u olmayı başarmıştır. Süleyman saltanatının müjdecisi olan Davut iktidarına giden bu yol; etrafındaki bir avuç adanmış ve ilahî sınavı kazanmış yol arkadaşlarıyla, Allah’ın inayetiyle mutlaka aşılacak ve yeryüzü insanlığı bu hakikate şahitlik edecektir. İnşallah.
ABD’nin Mekke Anlaşması’na Karşı Sessiz Direnişi ve Bölgesel Dengeler ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Mısır’ın…
Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev: Türkiye Dünyanın En Önemli Ülkelerinden Biri Haline Geldi Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri…
Bakü Yönetiminden Skandal Hamle: Kardeşlik Maskesi Düştü, Aliyev Yönetimi Yine Mantık Sınırlarını Zorluyor! Birleşmiş Milletler…
MODERN CAHİLİYENİN GÖRÜNMEZ PUTLARI: “LA İLAHE” DERKEN NEYİ REDDEDİYORUZ? Kelime-i Tevhid, sadece iki cümlenin bir…
SANDIĞIN GÖLGESİNDE VESAYET: İSRAİL’DE ARAP SİYASETİNE AĞIR BASKI TEL AVİV — İsrail’de gerçekleştirilen seçimlerin ardından…
View Comments
Ne mutlu bize ki, sizin inandığınız insanlara ve DİN'e inanmıyruz !