
Herkesin ömründe en az bir kez duyduğu o cümle…
Bir kaybın ardından, kalbin sızlarken, beklemekten yorulmuşken ya da içinden çıkamadığın bir derdin orta yerindeyken kulağına ilişir:
“Zaman her şeyin ilacıdır.”
Tanımı bile kolay yapılamayan, kimine göre akan, kimine göre duran, kimine ise hiç geçmeyen zaman…
Ama yine de bir şeylere iyi geleceğine dair güçlü bir inanç taşıyoruz içinde.
Belki de hiçbir şeyin sonsuz olmadığına duyduğumuz inanç,
belki de insanın unutmaya meyilli bir varlık oluşu besliyor bu düşünceyi.
Ama durup düşünmeli:
İlaç nedir?
Zaman, bize reçeteyle verilmiş bir ilaç gibi mi?
Herkesin aynı dozda aldığı, herkeste aynı etkiyi yaratan bir çözüm mü gerçekten?
Yoksa herkesin ihtiyacı olan zamanın şekli, süresi ve sonucu farklı mı?
Kimine bir ay iyi gelir, kimine birkaç yıl…
Kimi zamanla bir anlam bulur, kimi kavuşur.
Kimisi affetmeyi öğrenir, kimisi sadece boş vermeyi.
Kimi geçmişin yükünü hafifletir, kimi geleceğe umutla bakmayı öğrenir.
Zaman, evet, çoğu zaman ilaçtır.
Ama herkes kendi ilacını kendi bulur.
Zaman bana iyi gelir belki,
Ama hangi anıyla? Hangi yüzleşmesiyle?
Ne kadarı bana iyi gelir, ne kadarı sadece geçip gider?
Çünkü bazen ilaç acıdır.
Bazen kaybetmek, susmak, sabretmek gerekir.
Ve bazen sadece kendine değil, Yaradan’a sığınmak gerekir.
Çünkü her derde derman olan sadece zaman değil,
O zamanı da yaratan Kudret’tir.
Zamanla birlikte akan dualar vardır.
İçinden geçen ama kimseye söyleyemediğin o cümlelerin,
gözyaşına karışıp semaya yükselen sessiz yakarışların…
Belki asıl ilaç odur.
Zaman sadece bir araç, şifa ise O’ndan.
İşte bu yüzden bazen tek yapmamız gereken şey,
acele etmeden, zorlamadan, hayata direnmeden
ve sabrın da bir ibadet olduğunu unutmadan
vakti geldiğinde geçeceğine inanmak.
Çünkü geçiyor.
Çünkü insan geçiyor, zaman geçiyor, acı da…
Ama ardında bıraktığı izle, seni başka birine dönüştürerek geçiyor.
Ve o dönüşüm belki de en büyük şifa oluyor.
Çok değerlisin, sevgiyle kal.
MÜBERRA KARACA
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-