Gündem

Zekeriya Efiloğlu’ndan 4+4+4 Tartışması: “Kesintisiz Eğitimden Vazgeçilmeli”

Zekeriya Efiloğlu’ndan 4+4+4 Tartışması: “Kesintisiz Eğitimden Vazgeçilmeli”

Eğitimci-yazar Zekeriya Efiloğlu, sosyal medyada paylaşılan videosunda 4+4+4 eğitim sistemini, okullardaki disiplin sorunlarını ve öğretmenlerin yaşadığı otorite kaybını gündeme getirdi. Efiloğlu’nun sözleri, Türkiye’de uzun süredir tartışılan zorunlu eğitim meselesini yeniden gündeme taşıdı.

HABER YORUM

Tek Tip İnsan Yetiştirme Israrı: Eğitim Sistemimizi Nereye Sürükledik?

Türkiye’nin eğitim meselesi, yalnızca müfredat değişikliğiyle, sınav sistemiyle veya zorunlu eğitim süresini tartışmakla çözülebilecek bir mesele değildir. Asıl sorun, yıllardır çocuklarımızı aynı kalıba sokmaya çalışmamızdır. Her çocuğun aynı kabiliyete, aynı ilgiye, aynı öğrenme biçimine sahip olduğunu varsaydık. Herkesi aynı yoldan yürütmeye kalkıştık. Sonunda hem eğitim sistemini yıprattık hem de nice çocuğun yeteneğini keşfedemeden heba ettik.

Eğitimci-yazar Zekeriya Efiloğlu’nun 4+4+4 sistemi, okul disiplini ve mesleki eğitim üzerine yaptığı değerlendirmeler, işte bu büyük sorunu yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

28 Şubat’ın Eğitimde Açtığı Yaralar

Türkiye’de tek tip eğitim anlayışının derinleşmesinde 28 Şubat sürecinin ayrı bir yeri vardır. İmam hatip liselerinin ve meslek liselerinin önüne konulan engeller, katsayı uygulaması ve eğitim alanındaki ideolojik müdahaleler, gençlerin ilgi ve kabiliyetlerine göre yönelmesinin önünü kesti. Mesleki eğitimin itibarı zedelendi; akademik eğitim neredeyse herkes için tek geçerli başarı ölçüsü hâline getirildi.

Aradan yıllar geçti, sistemin bazı uygulamaları değişti. Ancak zihniyetin izleri bütünüyle silindi mi? Hayır! Hâlâ üniversiteyi kazanamayan çocuğu başarısız, meslek öğrenmek isteyen genci ikinci sınıf gören bir anlayışla karşılaşabiliyoruz.

Oysa bir toplumun bütün çocuklarını üniversite mezunu yapmaya çalışması, onları mutlaka başarılı kılacağı anlamına gelmez. Bir ülkenin iyi mühendislere ihtiyacı olduğu kadar iyi ustalara, teknisyenlere, çiftçilere, zanaatkârlara ve üreticilere de ihtiyacı vardır. Herkes aynı mesleği yaparsa hayatın çarkları nasıl dönecek?

Çocuğu Tanımadan Geleceğini Belirleyemezsiniz

Eğitim sisteminin temel sorusu şu olmalıdır: Bu çocuk neyi öğrenmeye yatkın, hangi alanda kabiliyetli ve hangi meslekte kendisini geliştirebilir?

Elbette küçük yaşlarda bir çocuğun gelecekteki mesleğini kesin biçimde belirlemek mümkün değildir. Ancak ilkokulun son yıllarından itibaren öğretmen gözlemleri, rehberlik çalışmaları, yaşa uygun yetenek değerlendirmeleri ve uygulamalı etkinliklerle çocukların ilgi alanları keşfedilebilir. Çocuğa farklı alanları tanıma imkânı verilebilir. Akademik öğrenmeye yatkın olanla el becerileri, teknik düşünme veya sanatsal üretim alanında öne çıkan çocuk için farklı eğitim yolları oluşturulabilir.

Bazı Avrupa ülkelerinde de öğrencilerin ilgi ve başarılarına göre farklı eğitim yollarına yönelmesini sağlayan sistemler bulunuyor. Elbette bu uygulamalar her ülkede aynı değil; erken yönlendirmenin çocukları kalıcı biçimde sınıflandırmaması, sonradan alan değiştirme imkânının korunması da büyük önem taşıyor.

Bizim ihtiyacımız olan, çocukları daha ilkokul çağında kesin hükümlere mahkûm etmek değil; onların kabiliyetlerini erkenden fark edip gelişmelerine yardımcı olmaktır. Eğitim, çocuğu bir kalıba hapsetmek değil, içindeki imkânları ortaya çıkarmaktır.

Peygamberimizin Eğitim Anlayışında Kabiliyet ve Sorumluluk

Bu meseleye İslam’ın insan anlayışı açısından baktığımızda da önemli bir ölçüyle karşılaşıyoruz: İnsanların kabiliyetleri, imkânları ve üstlenebilecekleri sorumluluklar aynı değildir. Adalet, herkese aynı işi yaptırmak değil; her insanın hakkını gözetmek ve kabiliyetini hayırlı bir yönde değerlendirmesine yardımcı olmaktır.

Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatında da farklı alanlarda öne çıkan sahabilerin bulunduğunu görüyoruz. Halid bin Velid, askerî yeteneği ve komutanlığıyla tanınırken; Ebû Hüreyre hadis rivayetindeki önemli yeriyle, Enes bin Mâlik ise hem hadis rivayeti hem de Hz. Peygamber’in yanında uzun süre bulunmasının sağladığı bilgi birikimiyle öne çıkmıştır.

Burada dikkat etmemiz gereken nokta şudur: Bu sahabilerin her biri aynı alanda öne çıkmamış, İslam toplumuna farklı yönlerden katkıda bulunmuştur. Hz. Peygamber’in eğitim ve rehberlik anlayışını, insanları tek bir kalıba sokmak yerine onların imkânlarını ve sorumluluklarını gözeten bir örneklik olarak değerlendirebiliriz.

Halid bin Velid’in değerini hadis rivayetlerinin sayısıyla, Ebû Hüreyre’nin değerini de askerî başarılarla ölçmek ne kadar yanlışsa, bugün bir çocuğun değerini yalnızca sınav puanıyla veya üniversiteye girip girmemesiyle ölçmek de o kadar yanlıştır.

Eğitimde Israr Ettiğimiz Yanlıştan Dönmeliyiz

Bugün tartışmamız gereken, yalnızca 4+4+4 sisteminin devam edip etmemesi değildir. Asıl mesele, çocuklarımızı hangi insan anlayışıyla yetiştirdiğimizdir. Onları birbirleriyle yarıştırılan sınav adayları olarak mı göreceğiz, yoksa farklı kabiliyetleri bulunan ve topluma farklı katkılar sunabilecek insanlar olarak mı?

Öğretmenin sınıftaki otoritesini güçlendirmek, okul disiplinini sağlamak ve zorunlu eğitim sistemini yeniden değerlendirmek elbette önemlidir. Ancak bunlar, çocuğun kabiliyetini tanıyan ve ona uygun bir gelecek yolu açan bütüncül bir eğitim anlayışıyla birlikte ele alınmalıdır.

İmam hatip liselerini ve meslek liselerini ideolojik kaygılarla baskılayan, mesleki eğitimi küçümseyen, üniversiteyi tek başarı ölçüsü hâline getiren anlayışın yerine; ilmi, ahlakı, emeği, üretimi ve insanın kabiliyetlerini birlikte önemseyen bir sistem kurulmalıdır.

Çünkü eğitimde başarı, bütün çocukları aynılaştırmak değildir. Başarı, her çocuğun kendi kabiliyetini keşfetmesine, geliştirmesine ve insanlığa faydalı bir birey olarak yetişmesine imkân sağlamaktır.

Yıllardır tek tip insan yetiştirme ısrarıyla kaybettiğimiz zamanı artık telafi etmeliyiz. Çocuğun yeteneğini görmezden gelen bir sistem, yalnızca çocuğa değil, ülkenin geleceğine de zarar verir. Eğitim sistemini yeniden düşünmenin zamanı çoktan gelmiştir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

 

Recent Posts

  • Gündem

BBC ve NPR Araştırması: Esad Rejimi ve ABD Yönetimi

BBC ve NPR Araştırması: Esad Rejimi’nin Kimyasal Silah Yöneticisi Lübnan’da Koruma Altında Uluslararası basında geniş…

2 saat ago
  • Genel

ALİ RIZA DEMİRCAN’IN FAİZSİZ TÜRKİYE ÇAĞRISINA YANIT: TESPİTLER HAKLI, SİYASET HAZIR MI?

ALİ RIZA DEMİRCAN’IN FAİZSİZ TÜRKİYE ÇAĞRISINA YANIT: TESPİTLER HAKLI, SİYASET HAZIR MI? Ali Rıza Demircan’ın…

2 saat ago
  • Genel

Türkiye’nin En Güvenli Şehirleri Açıklandı

Türkiye’nin En Güvenli Şehirleri Açıklandı: Adıyaman Zirvede Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine dayandırılarak hazırlanan güncel…

4 saat ago
  • Gündem

Yemen Çöllerine Asker mi Göndereceğiz?

Yemen Çöllerine Asker mi Göndereceğiz? Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün kimi çevrelerin dile getirdiği başlıktaki…

5 saat ago
  • Genel

GOETHE’NİN MÜSLÜMANLIĞI ÜZERİNE: GOETHE MÜSLÜMAN OLMADI, MASON OLARAK ÖLDÜ (2)

GOETHE’NİN MÜSLÜMANLIĞI ÜZERİNE: GOETHE MÜSLÜMAN OLMADI, MASON OLARAK ÖLDÜ (2) Değerli Okuyucularım, Son yazımda (7…

6 saat ago
  • Genel

EKRANLAR TOPLUMU İFSAT EDERKEN, İKTİDAR NEDEN SESSİZ KALIYOR?

EKRANLAR TOPLUMU İFSAT EDERKEN, İKTİDAR NEDEN SESSİZ KALIYOR? Türkiye’de televizyon kanallarında yayınlanan dizi, gündüz kuşağı…

7 saat ago