islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3796
EURO
53,8736
ALTIN
6.132,83
BIST
13.782,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

1799’dan Günümüze Filistin: Sürgün, Direniş ve Umut

1799’dan Günümüze Filistin: Sürgün, Direniş ve Umut
07/10/2025 09:54
A+
A-

1799’dan Günümüze Filistin: Sürgün, Direniş ve Umut

Filistin toprakları, yüzyıllardır acının, kaybın ve direnişin aynı anda yaşandığı bir coğrafya olarak tarihe damgasını vuruyor. İsrail-Filistin çatışması, sadece siyasi bir mesele değil; nesiller boyu süren travma, sürgün ve hayatta kalma mücadelesidir.

Napolyon’dan Herzl’e: Siyonist Hayalin Doğuşu

1799’da Fransız general Napolyon Bonaparte, Osmanlı yönetimindeki Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması fikrini gündeme getirdi. Ardından 1897’de İsviçre’nin Basel kentinde Theodor Herzl öncülüğünde düzenlenen Birinci Siyonizm Kongresi, Filistin topraklarında Yahudi vatanı kurulmasını kararlaştırdı. Bu yıllar, Filistin halkının kaderinin şekillendiği acı dolu bir başlangıcın habercisiydi.

Balfour Deklarasyonu ve Nakba: Felaketin Başlangıcı

1917’de İngiltere’nin Balfour Deklarasyonu, Filistinlilerin kendi topraklarında kendi kaderini tayin etme umudunu kırdı. 1947’de BM Paylaşım Planı, toprakları Yahudi ve Arap devletleri arasında bölerken kalpleri parçaladı. 14 Mayıs 1948’de İsrail’in ilanıyla birlikte Filistinliler “El Nakba” yani Felaket Günü ile yüzleşti; evlerinden, köylerinden sürülen yüz binlerce insan, mülteci hayatına savruldu.

İşgal ve Direniş: 1967’den 2000’e

1967 Altı Gün Savaşı, yarım milyon Filistinliyi yeniden evsiz bıraktı; Gazze, Batı Şeria ve Golan Tepeleri işgal altına girdi. 1973 Yom Kippur Savaşı ise Orta Doğu’daki gerginliği derinleştirdi ve bölgeyi diplomatik çıkmazlara sürükledi.

1993 Oslo Barış Süreci, Filistin özerk yönetiminin kurulmasına olanak sağladı ve bir nebze umut ışığı doğurdu. Ancak 2000’de patlak veren İkinci İntifada, barış sürecinin tıkanması ve Kudüs’teki gerilimle birlikte Filistin halkının acısını yeniden artırdı.

Abluka ve Savaşlar: Gazze’nin Çığlığı

2005’te İsrail’in Gazze’den çekilmesi, ablukanın sona ermediği gerçeğini değiştirmedi. Hamas’ın seçimleri kazanmasıyla birlikte Filistin içi bölünme derinleşti. 2014’te Gazze’ye yapılan büyük saldırıda 2 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, on binlerce kişi yaralandı ve şehir adeta yıkıntıya döndü.

2018’de ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması, Filistin halkının uluslararası arenada yalnızlığını bir kez daha gözler önüne serdi. 2020 Normalleşme Anlaşmaları ise Arap dünyasından beklenen desteğin gelmediğini gösterdi.

2023: Aksa Tufanı ve İnsanlık Dramı

2023’te, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e düzenlediği sınır ötesi saldırı ve İsrail’in misillemeleri sonucunda 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Yüz binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Filistin halkı, acıya rağmen direniyor; yıkıntılar arasında umut ışığını aramaya devam ediyor.

Filistin’in Direnişi ve Umudu

Filistin’in tarihi sadece kayıplardan ibaret değil. Bu topraklarda yaşayan insanlar, her yıkıntıda, her gözyaşında ve her sürgünde insanlık tarihinin sessiz bir direnişini sürdürüyor. Ve bu direnç, Filistin halkının geleceğe olan inancının en güçlü simgesi olmaya devam ediyor.

ANALİZ HABER

Filistin’in tarihi, sadece acıların değil; onurun, sabrın ve sarsılmaz inancın da tarihidir.
Yüzyıllardır işgalcilerin zulmüne, sürgünlerin acısına ve bombaların gölgesine rağmen Filistin halkı dimdik ayakta durdu. Çünkü onlar, toprağın hafızasında yazılı bir hakikatin çocuklarıydı: Filistin, Filistinlilerindir.

Gazze’nin yıkılmış sokaklarında, Ramallah’ın kalabalık caddelerinde, Kudüs’ün taş duvarlarında aynı ses yankılanıyor:
“Biz buradayız. Gitmiyoruz.”
Bu ses, sadece bir halkın değil; insanlığın vicdanının da haykırışıdır. Her kaybedilen can, bir dava bilincine dönüşür; her yıkılan ev, direnişin temeline yeni bir taş olur.

Zulümle yükselmeye çalışan hiçbir güç, ebediyen ayakta kalmamıştır.
Bugün masumların kanıyla beslenen İsrail, yarın kendi kurduğu zulüm duvarlarının altında kalacaktır. Çünkü tarih, adaletin er ya da geç tecelli edeceğini defalarca göstermiştir.

Bir gün Filistin’in ufkunda yeniden ezanlar özgürce yankılanacak, çocuklar korkusuzca oynayacak.
O gün geldiğinde dünya, mazlumun duasının zalimin silahından güçlü olduğunu bir kez daha görecek.

Ve o gün, sadece Filistin’in değil, insanlığın yeniden doğduğu gün olacaktır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.