
Kur’an ve sünnet çizgisinden taviz vermeyen İmam Birgivî, bidat ve hurafelere karşı verdiği mücadele, yöneticilere yaptığı cesur uyarılar ve geride bıraktığı 60’tan fazla eserle İslam düşünce tarihinin en önemli mücedditlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Osmanlı ilim geleneğinin en seçkin isimlerinden biri olan İmam Birgivî, yalnızca yaşadığı dönemin değil, bütün İslam tarihinin önemli âlimleri arasında yer alıyor. Asıl adı Muhammed bin Pîr Ali olan Birgivî, 1523 yılında Balıkesir’de dünyaya geldi. İlk eğitimini babasından aldıktan sonra dönemin önemli ilim merkezlerinde eğitim gördü ve tefsir, hadis, fıkıh, kelam ile Arap dili alanlarında derinleşti.
Bir süre devlet görevlerinde bulunan Birgivî, bürokraside karşılaştığı haksızlıklar ve dünyevileşme karşısında görevini bırakarak kendisini tamamen ilme ve talebe yetiştirmeye adadı. İzmir’in Birgi ilçesine yerleşmesi nedeniyle tarih boyunca “Birgivî” adıyla tanındı.
İmam Birgivî’nin en belirgin özelliği, İslam’a sonradan sokulan bidat ve hurafelere karşı tavizsiz bir mücadele yürütmesiydi. Ona göre Müslümanların zayıflamasının temel sebeplerinden biri, Kur’an ve sahih sünnetten uzaklaşılmasıydı.
Vaazlarında ve eserlerinde sürekli olarak Müslümanları Kur’an’a ve Peygamber Efendimizin sünnetine yönelmeye çağırdı. Dinin, örf ve geleneklerle değil, Allah’ın kitabı ve Resûlullah’ın sünneti doğrultusunda yaşanması gerektiğini vurguladı.
İbadet adı altında ortaya çıkan yanlış uygulamalara, hurafelere ve İslam’ın özüne aykırı inançlara karşı açık bir mücadele verdi. Bu yönüyle yaşadığı dönemde önemli bir ıslahat hareketinin öncülerinden biri oldu.
İmam Birgivî yalnızca halkı değil, devlet yöneticilerini de uyarmaktan çekinmedi. Rüşvetin yaygınlaşmasını, kamu malının israf edilmesini ve ehliyetsiz kişilerin görevlendirilmesini sert ifadelerle eleştirdi.
Hakikati söylemenin her Müslümanın görevi olduğuna inanan Birgivî, makam ve mevki kaygısı taşımadan doğruları dile getirdi. Bu tavrı sebebiyle zaman zaman çeşitli çevrelerin tepkisini çekse de mücadelesinden vazgeçmedi.
İmam Birgivî hakkında en çok yanlış anlaşılan konulardan biri tasavvufa bakışıdır. O, tasavvufun özüne değil, Kur’an ve sünnet ölçülerini aşan uygulamalara karşı çıktı.
Türbe ve kabirler etrafında geliştirilen aşırı inanışları, din adına uydurulan uygulamaları ve insanları Allah’tan başkasına yönelten anlayışları eleştirdi. İbadetin yalnızca Allah için yapılması gerektiğini her fırsatta dile getirdi.
İmam Birgivî’nin en meşhur eseri Tarîkat-ı Muhammediyye, İslam ahlakı ve ibadet hayatını Kur’an ve sünnet ekseninde ele alan önemli eserlerden biri oldu.
Eserde bidatlerden kaçınma, ihlas, takva, kul hakkı, helal-haram hassasiyeti, güzel ahlak ve ibadetlerin doğru şekilde yerine getirilmesi ayrıntılı biçimde anlatıldı.
Bu eser, Osmanlı medreselerinde yüzyıllar boyunca temel ders kitaplarından biri olarak okutuldu ve günümüzde de önemini koruyor.
İmam Birgivî, yaklaşık elli yıllık ömrüne rağmen 60’tan fazla eser kaleme aldı. Tarîkat-ı Muhammediyye, Vasiyetnâme, Avâmil, İzhâr, İnkâzü’l-Hâlikîn, Cilâu’l-Kulûb ve Şerhu’l-Ehâdîsi’l-Erbaîn bunlardan yalnızca bazılarıdır.
Eserlerinin önemli bir bölümü bugün de medreselerde, ilahiyat fakültelerinde ve ilmî çalışmalarda kaynak olarak kullanılmaya devam ediyor.
1573 yılında genç sayılabilecek bir yaşta vefat eden İmam Birgivî, ardında sadece eserler değil, aynı zamanda güçlü bir fikir mirası bıraktı.
Kur’an ve sünnete bağlılık çağrısı, bidat ve hurafelerle mücadelesi, adalet ve dürüstlük konusundaki tavizsiz duruşu günümüzde de İslam dünyasında önemini koruyor. İmam Birgivî, ilmiyle amel eden, hakikati söylemekten çekinmeyen ve Müslümanların sahih din anlayışına dönmesi için ömrünü vakfeden büyük bir âlim ve mütefekkir olarak saygıyla anılıyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Suriye’de mühimmat depolarında peş peşe patlamalar: Sabotaj mı, ihmal mi? Suriye’de silah ve mühimmat depolarında…
Türkiye’den mini ve mikro İHA’lara karşı “Drone Kalkanı” Türk savunma sanayisi, savaş alanlarında giderek büyüyen…
BOYKOT ET, GAZZE’Yİ UNUTMA! Gazze için ne yapabiliriz? İnsanlık adına ne yapmamız gerekiyorsa, gücümüz yettiğince…
TÜRKİYE KARDEŞLİK İÇİN DEVREDE MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın Afganistan ve Pakistan temaslarının nedeni belli oldu…
MEKKE VE MEDİNE ÜMMETİN ORTAK DEĞERLERİDİR Mekke ve Medine… Bunlar sadece iki şehir değildir. Mekke,…
BANKALAR NASIL SÖMÜRÜYORLAR BİLİYOR MUSUNUZ? Bankaların bir sömürü yöntemi de kağıt üzerinde yoktan para üretmeleri…
View Comments
Toplum,şirk döneminden kalma örf ve adetlerden oluşan hurafeleri savunanlara değilde,birgivi gibi kur’an ve sünneti savunanları örnek alsaydı bugün en azından Anadolu’da Müslümanlar baka sorunu yaşamazdı………..hala örf en katı haliyle devam ediyor.çok basit bir örnek;dedem öleli 20 yıl oldu.babaannem ise yeni vefat etti.babam ve amcam annemiz sağ iken mal paylaşılmaz diye babaannem ölünceye kadar halalarıma miras paylarını vermediler.köyde herkes böyle yapıyor.bu arada halamın birisi payını alamadan öldü çocukları aldı.