Uğur Mumcu, Özal, Kahveci ve Bitlis: Türkiye’yi Sarsan Suikastların Perde Arkası
Türkiye’nin yakın tarihinde, dört isim vardır ki, onların kaybı hala zihinlerde derin bir iz bırakmaktadır: Uğur Mumcu, Turgut Özal, Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis. Bu dört isim, farklı alanlarda mücadele eden ancak aynı hedef için, vatanın selameti ve milletin geleceği için çalışan insanlardı. Ne yazık ki, bu yolda canlarıyla bedel ödediler. Bugünden geriye doğru baktığımızda, bu suikastların ardında yatan nedenler ve bağlantılar daha net görünmektedir.
Uğur Mumcu: Gerçeğin Peşinde Bir Kalem
Turgut Özal: Barışı ve Birliği Savunan Lider
Turgut Özal, sadece ekonomik reformlarıyla değil, Türkiye’nin iç ve dış politikalarını değiştirme vizyonuyla da biliniyordu. PKK meselesine askeri bir çözüm yerine siyasi bir yaklaşım getirmek istiyordu. Barış için çalışıyor, Kürt sorununun çözümünde samimi adımlar atmaya hazırlanıyordu. Ancak bu, hem içerideki derin devlet yapılarının hem de dış güçlerin planlarını bozacak bir hamleydi. İsrail’in ve diğer küresel güçlerin bölgedeki bir Kürt devleti planlarına karşı çıkması, onu hedef tahtasına koydu.
Özal, Mumcu’nun PKK ile ilgili bulgularını öğrenir öğrenmez bu bilgileri Eşref Bitlis ve Adnan Kahveci ile paylaştı. Ancak kısa bir süre sonra, her üç isim de şüpheli suikastların kurbanı oldu.
Eşref Bitlis: Kirli Planlara Karşı Duran Komutan
Eşref Bitlis, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde vatansever bir duruş sergileyen ve PKK terörüne karşı etkili mücadele yürüten bir generaldi. Ancak onun asıl hedefte olmasının nedeni, İsrail’in planlarına karşı çıkmasıydı. İsrail’in Türkiye’nin güneyinde bir Kürt devleti kurulmasına yönelik politikalarına karşı sert bir duruş sergiliyor, ABD’nin ve diğer dış güçlerin oyunlarına karşı milli bir çizgi savunuyordu.
Bitlis, PKK’ya karşı düzenlenen operasyonlarda, örgütün barınaklarından çıkan TSK’ya ait mühimmatların izini sürüyordu. Bu silahlar, derin devletin içindeki hain yapıların varlığını ispatlıyordu. Bitlis Paşa, bu ihanetin sorumlularını açığa çıkarmaya çok yaklaşmıştı. Ancak, 17 Şubat 1993’te, uçağı şüpheli bir şekilde düşürülerek susturuldu.
Adnan Kahveci: Yenilikçi ve Cesur Bakan
Adnan Kahveci, Özal hükümetinin en parlak isimlerinden biriydi. Yolsuzluklara karşı mücadelesi ve Türkiye’nin milli meselelerindeki hassasiyetiyle tanınıyordu. Kürt meselesinde Özal’ın barışçıl çözüm planını destekliyor, terörün kaynağına inmek istiyordu. Ancak, suikasta kurban gitmesi, bu cesur duruşunun bedeliydi. 1993’te şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Derin Yapılar ve İsrail’in Gölgesi
Bugün, bu dört ismin katledilmesinin ardındaki nedenlere baktığımızda, pek çok bağlantı gözler önüne seriliyor. PKK’nın, yalnızca bir terör örgütü değil, aynı zamanda İsrail’in “Büyük Ortadoğu Projesi”nin taşeronluğunu yapan bir yapı olduğu artık sır değil. PKK’nın kamplarında bulunan TSK’ya ait mühimmatlar ve İsrail’in lojistik desteği, bu ihanet ağını açıkça gösteriyor.
Daha da önemlisi, Türkiye’nin o dönemdeki askeriyesinde İsrail yanlısı isimlerin varlığı, devletin içindeki kirli yapıların kimlere hizmet ettiğini ispatlıyor. Mumcu, Özal, Bitlis ve Kahveci gibi vatansever isimler, bu ihanetin farkına vardıkları için hedef alındılar.
MİRATYOUTUBE
MİRATHABER.COM