
![]()
İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki Etna Yanardağı’nın Voragine zirve kraterinde 6 Ağustos’ta başlayan yoğun volkanik hareketlilik devam ediyor.
![]()
Yanardağın üst kesimlerinde püskürmeler ve yoğun kül bulutları görülürken, farklı rakımlardaki çatlaklardan magma çıkışı da sürüyor. Oluşan lav akıntılarının ise sınırlı bölgelerde kaldığı bildirildi.
Güney-güneydoğu yönüne ilerleyen yoğun kül bulutu nedeniyle havacılıkta kırmızı alarm sürdürülüyor. Külün görüş mesafesini ve uçuş güvenliğini olumsuz etkilemesi üzerine Katanya Uluslararası Havalimanı’na gelen uçuşlar geçici olarak durduruldu, güneybatı hava sahasının bir bölümü de kapatıldı.

İnsanoğlu, Allah’ın kendisine verdiği aklı kullanarak kâinatı anlamaya çalışıyor; uzaya araç gönderiyor, atomun yapısını çözüyor, dağların altındaki magmayı inceliyor. Fakat aynı insan, vahyin haber verdiği Cehennemi inkâr edebiliyor.
Asıl çelişki burada değil mi?
Başımızı kaldırıp Güneş’e bakıyoruz. Bize milyonlarca kilometre uzakta duran o dev ateş kütlesinin sıcaklığını hayal bile edemiyoruz. Yeryüzünün altında bulunan magma ise ateşin hemen yanı başımızda olduğunu gösteriyor.
Bugün Etna Yanardağı’nın püskürmesi de bize bunu yeniden hatırlatıyor.
Peki, Güneş’i gören, yeryüzünün altındaki ateşi bilen insan; vahyin haber verdiği Cehennemi neden imkânsız görür?
Elbette Güneş Cehennem değildir, Etna da Cehennem değildir. Cehennem, ölümden sonra başlayacak ahiret hayatının gerçeğidir. Fakat Allah, dünyada gördüğümüz ateşlerle bize düşünme ve ibret alma imkânı vermektedir.
Kur’an ne güzel söylüyor:
“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 54/49)
Bir düşünün…
Eğer yeryüzündeki bütün dağlar Etna gibi sürekli lav püskürtseydi, bu dünyada canlı hayatı mümkün olur muydu?
Demek ki ortada bir ölçü, denge ve ilahi planlama var.
Öyleyse mesele sadece görmek değil; gördüğünden hakikate ulaşabilmektir.
Güneş’i görüp ateşi kabul eden akıl, vahyin haber verdiği Cehennemi neden inkâr etsin?
Akıl burada da kullanılmayacaksa nerede kullanılacak?
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz insanı defalarca akletmeye, düşünmeye ve ibret almaya çağırıyor. Öyleyse insan, Etna’nın yerin derinliklerinden çıkardığı ateşi, yeryüzündeki magmayı ve bugün hayatımızın kaynağı olan Güneş’in akıllara durgunluk veren sıcaklığını görüp de neden düşünmez?
Dünyadaki ateşi görerek varlığını kabul eden insan, vahyin haber verdiği ahiret ateşini neden akletmez?
İşte mesele tam da burada düğümleniyor: Göz görmek için, akıl anlamak için, vahiy ise hakikate ulaşmak için verilmiştir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”