islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3901
EURO
54,0030
ALTIN
6.128,23
BIST
13.687,86
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

CUMHURBAŞKANIMIZ DA ATATÜRK TAKİPÇİSİ İSE YANDIK Kİ YANDIK

CUMHURBAŞKANIMIZ DA ATATÜRK TAKİPÇİSİ İSE YANDIK Kİ YANDIK
03/02/2025 10:35
A+
A-

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, X hesabından, “Milli ordu göz bebeğimizdir!” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Teğmenlere, “silahlı kuvvetlerden ayırma cezası” verilmesini değerlendiren Uçum, “Başkomutan Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensupları hiç tartışmasız kurucu liderimiz Atatürk’ün takipçisidir. Bu konu tartışmaya açılamaz. Dolayısıyla somut konu asla Mustafa Kemal’in askeri olmakla ilgili değildir, tamamen disiplinsizliğe bağlı askeri disiplin hukukudur” dedi.

ATATÜRÇÜŞÜĞÜN FAYDALISI DA MI VAR?

Türkiye’de rakıların sahtesi olduğu gibi Atatürkçülüğün de sahtesi var.

Tamam da, rakının hakikisi de zararlı. Bunun gibi 2025 Türkiye’si penceresinden bakıldığında İslam ve demokrasi karşıtı olan Atatürkçülük de böyle yani zararlı. Açalım:

Hakikisi ve  sahtesi ile bütün Atatürkçüler yürürlükteki yasalara göre  bir iki gazeteci ile beş teğmenin takibata uğramaları ve ceza almalarını içlerine sindiremiyorlar. CHP muhalefeti de mangalda kül bırakmaksızın geleceğe ilişkin tehditler savuruyor.

Peki, 7 Mart 1925 ile 7 Mart 1927 arasında  muhalif görülen yürekli  217 vatan evladının  İstiklal Mahkemeleri  aracığı ile katledilmesini  biz nasıl sineye çekeceğiz. Kişisel haklar ve özgürlüklere sevdalı insanlar olarak dilimizi ve  kalemimizi olsun kullanmayacak mıyız?

Hemen duyar gibi oluyoruz; laiklik de laiklik.  Akıl ve bilim dışı olup deizm kaynaklı bir hurafe olduğu için demokrasi ve evrensel  hukuk ilkeleri arasında yer verildiği Anayasa’da bile tanımı yapılamamış laiklik daha ne zamana kadar istibdat kamçısı olarak kullanılacak?

MEHMET UÇUM’A DÖNERSEK

Başa dönelim Mehmet Uçum’a göre “Başkomutan Cumhurbaşkanı Erdoğan da … tartışmasız kurucu lider Atatürk’ün takipçisi’ imiş. Ne menem bir takipçiliktir bu, bilemeyiz, bilmek de istemeyiz. Ama haklar ve özgürlükler çizgisinde  İslam ve Türk dünyası öncülüğü ve önderliğine talip olması gereken Ülkemiz için faydalı bir takipçilik olamayacağı açıktır.

Dileriz Mehmet UÇUM’un sözleri,  benim onayımı almadan benim adıma konuşan ve laiklikten yana olduğumu söyleyen avukatımın sözleri gibidir.

Oda ne demek, derseniz. “Bir Kuşluk Vaktinde GÜZEL KUL OLMA MÜCADELEM” isimli hatıratımızdan nakledelim:

AVUKATIM LAİKLİKTEN YANA OLDUĞUMU SÖYLEDİ

İslâm’a Göre Cinsel Hayat isimli eserimizden ötürü İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandığım davanın ilk duruşmasından önceki gece bir rüya gördüm:

-Dolmabahçe camiinde namaz kılıyordum. Birden arkamda atlı mücahitler belirdi ve tekbir sesleri ile atlarını denize sürdüler.

Rüyam maneviyatımı kuvvetlendirdi. Ne var ki evden çıkarken büyük kızım ve eşim moral olarak çökmüş gibiydiler. Çünkü rüyaları doğru çıkan kızım, üzüldüğü bir rüya görmüştü. Ama maneviyatımı kırmamak için bana anlatmadılar.

Duruşmaya çıktık. Şiir gibi cevaplar verdim.

Duruşmayı yöneten Deniz Hakim Albay beklediği cevapları alamadığı için olacak bana aniden laikliği kabul ediyor musun diye – haddini aşan-  bir soru sormaz mı?

Bir an tereddüt ettim ama çabuk toparlanarak “Ülkemizin içinde bulunduğu hukuk düzeninin bilincindeyim,“ cevabını verdim.

Ben cümlemi bitirir bitirmez, emekli askeri savcı olan avukatım devreye girerek “Müvekkilim ben laiklikten yanayım” demek istedi, demez mi? Hakim bana bakınca “söyledikleri gibidir” dedim.*

Duruşma sonrasında avukatıma sert çıkınca kendini şöylece savundu:

Size söylemedim, doğrusu ceza alabileceğiniz kanaatindeyim. Ama ben istediğimiz sonucu Temyiz’den alırım. Bunun için benim dava dosyasında dayanaklarımın olması gerek. Bunun için müdahale ettim.

Duruşmaya giderken bana anlatamadığı rüyasında, kızım benim sarhoşlar gibi yalpaladığımı görünce baba bu ne hal demiş, ben de kızım bana içki içirdiler, demişim. Kızımın rüyası böylece çıkmış oldu.

ÖZGÜR İRADEMLE TAVİZ VERMEDİM

Rabbime hamdederim. Özgür irademle inançlarımızdan, yaşam kurallarımızdan hiç taviz vermedim. Menfaat için ise taviz vermeye hiç mi hiç yaklaşmadım. Rabbim her şeyi ayrıntılarıyla bilir. Katında küçük düşenlerden kılmasın

*Sizin inançlarınız ve yaşam ilkeleriniz sizin olsun. Benim dinim bana yeter.” anlamındaki Kâfirûn sûresinin son ayetinden ilham alınarak ‘herkes istediği gibi inanabilir ve yaşayabilir’ mânasına gereğinde ‘ben laiklikten yanayım’ gibi sözler söylenebilirse de, zaruret olmaksızın ve değinilen şekilde yorumlamaksızın söylenecek bu ve benzeri sözler, ilmî kanaatimize göre modern elfaz-ı küfürden olur.”

Ne dersiniz Mehmet Uçum da benim avukatım gibi kendi mantığı ile Cumhurbaşkanımız adına konuşmuş olmasın.

ARD

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.