
CHP ve ODATV benzeri kuruluşlar hukuk devletini sindiremezler, demokrasiyi özümseyemezler, milletimizin inançları ve tarihi ile de barışamazlar. Bunların öncü kadroları, 7 Mart 1925 ile 7 Mart 1927 arasında muhalif görülen yürekli 217 vatan evladını İstiklal Mahkemeleri aracığı ile katletmişlerdir.
Bizi de kendileri gibi yalaka göremediği için TAĞUT olarak niteleyen Söner Yalçın benzeri tipler 2025 Türkiye’mizde ihraç edilen teğmenleri TAĞUT’ça savunabilmektedirler.
Bu hatırlatmadan sonra 1 Şubat 2025 tarihli haberimize gelelim. Sonra da bit alıntımızı sunarız.
İHRAÇ EDİLEN TEĞMENLERLE İLGİLİ BAHÇELİ’DEN ZEHİR ZEMBEREK ÇIKIŞ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TSK’dan ihraç edilen 5 teğmenle ilgili açıklama yaptı. Bahçeli, “Korsan ve paralel yeminlerle aklına estiği gibi bağırıp çağıranlara gereği yapılmış, maşeri vicdan bu karardan memnuniyet duymuştur. Atatürkçülüğü geçim kapısına çeviren soytarılara aldanacak ve kanacak hiç kimse de kalmamıştır.” dedi.
Bahçeli açıklamasında şunları söyledi: “30 Ağustos 2024 Cuma günü Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nin resmi safhası tamamlandıktan sonra bir grup teğmenin geçerliliği olmayan bir yemini müştereken seslendirmek suretiyle askeri ve siyasi gündeme yerleştikleri bilinen bir husustur.
“Hepimiz Mustafa Kemal’in Askeriyiz” demenin suç olarak takdim ve teşhir edilmesi diye bir şey olmadığı halde, bunun hilafına hareket edip Aziz Atatürk’ü istismara yeltenenlerin dürüstlük ve samimiyet testinden geçemedikleri her anlamda belgeli, hukuken ve tarihen de belli ve bilinmektedir. Milli Savunma Bakanlığı’nın yapmış olduğu açıklama mucibince, 5 teğmene ve 3 disiplin amirine TSK Disiplin Kanunu gereğince “silahlı kuvvetlerden ayırma” cezası verilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiyerarşik zincirini kıran, teamüllerini bozan, iç disiplin ve denge yapısını sakatlayarak buhrana sürükleyen hiçbir fiil, fesat, fitne, olay, oluşum, durum, beyan ve gruplaşmaya bihakkın müsaade edilmemelidir ve bugüne kadar da edilmemiştir.
TSK Disiplin Kanunu’nun amir hükümlerinin tatbikiyle ayırma cezasının muhataplarına uygulanması doğru ve isabetli bir karardır. Herkes bu karara saygı duymalı; karışık, karanlık ve kaotik Türkiye şartlarını ikmal ve inşa etmek için pusuda bekleyen demokrat maskeli darbe severler aklını başına almalıdır. Teğmenler üzerinden organize saldırı ve provokasyon ortamı hazırlamanın peşine takılan sahte ve riyakar Atatürkçülerin oyununa gelecek, figüranı olacak, iğrenç senaryolarına bel bağlayacak bir vatan ve millet sevdalısı kahramanımız yoktur, asla da olmayacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nde kutuplaşma ve cuntalaşma ikliminin oluşmasına sinsi sinsi hizmet edenler esasen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün karşıtı, dünyada hayranlık uyandıran askeri kudretimizin zaafa uğramasını arzulayan ajan provokatörlerdir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı zalimlerin sırtını sıvazladığı zillet ve rezil provokatörlere karşı azami ölçüde dikkat ve uyanıklık içindedir. Korsan ve paralel yeminlerle aklına estiği gibi bağırıp çağıranlara gereği yapılmış, maşeri vicdan bu karardan memnuniyet duymuştur. Siyasi ve ideolojik taassubun pençesinde ilke ve irade kaybı yaşayan ve Atatürkçülüğü geçim kapısına çeviren soytarılara aldanacak ve kanacak kalmamıştır.”
Bu haberi hazırlarken sosyal medyada önümüze başlıktaki sorunun cevabı olacak önemli bir hatıra düştü. Okuyalım:
“28 Şubat’ta olan bir olayı anlatacağım. Bunu bir Hasan Gül bir de ben bilirim.
İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Tansu Çiller, Süleyman Demirel ve Erbakan Hoca bir toplantıya girdi.
28 Şubat postmodern darbesi öncesi Milli Güvenlik Genel Sekreterliği’nde son toplantıydı.
Saat 10’da toplantı başladı. Saat, 13.00’a kadar sürdü. Öğle ezanı okundu.
Çiller’e yanındakiler kuşburnunu hazırlıyor. Demirel’e yanındakiler ilacını hazırladı. Onlar tedbirli gelmişti. Bizde ne çanta ne de başka bir şey var.
Hasan Gül bana “İbrahim, Hoca kesin abdest almaya çıkacak” dedi.
Havlu, terlik hiçbir şey yok. Mola verdiler. Hoca, kan ter içinde kalmış.
Erbakan Hoca, Hasan abiye “Hasan bana bir abdest aldırın” dedi. Koca Başbakanı aldık, asker tuvaletine götürdük.
Ben, rahmetlinin ceketini aldım. Havlu kağıtlarını hazırladım. Merhumun biraz kilosu vardı. Askeriyenin lavaboları yüksekti. Bacağını zor kaldırıyordu.
Hasan müdür, Erbakan Hocanın koluna girdi, tam sağ ayağından abdest alırken, içeriye Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı girdi. İsmail Hakkı Karadayı, alaycı bir tavırla ve uygun olmayan bir görüntü ile “Hoca, abdest mi alıyorsun?” dedi.
Erbakan Hoca da ayağını indirdi ve “Evet, abdest alıyorum” dedi.
Başbakan Erbakan’ın karşısında pisuara gülerek aşağılayıcı bir şekilde küçük abdestini yaptı. Çok çirkin bir görüntü yaşandı.
Ülkenin genelkurmay başkanının Başbakana yaptığı saygısızlığı asla unutmadım.
Erbakan Hoca abdestini yeni baştan almaya başladı.
Abdest tazeledi, Hoca ayakkabısının arkasına bastı. “Nerede namaz kılacağız” dedi.
Bu ülkenin Başbakan’a askeriyede namaz kılacak yer arıyoruz. Bu duruma bakar mısınız?
Bir Astsubay Erbakan Hocanın namaz talebini duyunca “Aman Çevik Bir görmesin” dedi. Astsubay, “Benim odamda seccade var. Orada gizlice kılabilirsiniz” dedi.
Erbakan Hocayı namaz kılarken kimse görmesin diye adeta her şeyi yaptık.
Erbakan Hoca, öğle ile ikindiyi cem etti.”
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-