
Fransa, ‘laiklik ve özgürlük‘ kisvesi altında yıllardır bireysel inançlara müdahale eden politikalar üretiyor. Son olarak, spor müsabakalarında ‘görünür dini giysi ve sembollerin’ yasaklanmasını öngören bir yasa teklifi Senato’ya sunuldu. Bugün Senato’da oylanacak. Bu teklif özellikle Müslüman kadın sporcuları hedef alarak dini özgürlüklere doğrudan bir müdahale niteliği taşıyor. Avrupa’nın ‘sözde insan hakları ve çoğulculuk’ prensipleriyle çelişen bu adım, aslında sözde özgürlük adı altında bir baskı mekânizması kurmayı amaçlıyor. Çünkü asıl özgürlük, inanç hürriyetine dokunulmamasıdır.
Bu yasa teklifi, dini özgürlüklere müdahalenin yanında sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Spor, bireylerin topluma entegrasyonu için kritik bir alan iken, Müslüman kadınların spor yapma hakkını kısıtlamak, toplumdan izole edilmeleri sonucunu doğurabilir. Eğer yasa Senato’dan geçerse Fransa’da yükselişe geçen İslamofobi dalgası böyle bir yasa ile kurumsallaşmış hâle gelecek. Sonucunda da Müslüman toplulukların dışlanması daha da derinleşecek.
2024 Paris Olimpiyatları’nda LGBT propagandasının ana merkezî olan Fransa, tüm dünyaya cinsiyetsizleştirme (genderlaştırma) projesinin Hollywood’unu izletirken, spor müsabakası adı altında aile birliğini, cinsiyet kimliğini hedef alırken bugün gelinen noktada suç İslami hayat tarzını benimsemiş inanç hürriyetine ket vurulmak istenen Müslüman kadın sporcuların başörtüsünde kaldı. Sözde medeniyetler beşiği Avrupa’da, Fransa’da Senato’da oylanan konu bu.
İnsan haklarının çoğulculuk esasına dayandığı bir Avrupa çizmek isteyenler konu Müslümanlar olunca neden bu özgürlük anlayışını dini sembollere ve Müslüman bireylere genişletmekten kaçınıyor?
Tarih boyunca ‘özgürlük, eşitlik, kardeşlik’ sloganlarını kullanıp söz konusu Müslümanlar olduğunda İslamofobi faaliyetleri ile Müslüman bireyleri dışlayan, ötekileştiren bu Batı zihniyeti, aslında bu değerlerin ne kadar da seçici bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Gerçek anlamda özgür bir toplum, ancak tüm bireylerin inancına ve tercihlerine eşit mesafede durduğu noktada var olabilir. Fransa’nın bu yasa teklifi, ‘laiklik’ maskesi altında yeni bir ayrımcılık politikası olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır. Senato’dan karar geçerse Müslüman kadın sporcular belki spor faaliyetlerini/kariyerlerini bırakmak zorunda kalacaktır ama tarih ‘onurlu dik duruşları’ gerçekleştirenleri yazacaktır.
Ömer Memoğlu
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-