islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C

RABBİMİZİN BÜTÜN BUYRUKLARI VERİCİ OLMAMIZ İÇİNDİR II

RABBİMİZİN BÜTÜN BUYRUKLARI VERİCİ OLMAMIZ İÇİNDİR II
A+
A-

Biz örneklerimizi her birimizin yapabileceklerinden verdik ama merhameti bol olan Rabbimizin bize verdiği emirlere, bizler için koyduğu yasaklara baktığımızda, bütün bu ilahi buyrukların bizi verici haline getirdiğini görebiliyoruz.

Rabbimizin toplumsal hayatımıza yönelik bazı ilahi emirlerine bakalım.

a.)Ey müminler topluca barış yönelin / uzlaştırarak sulha adaletle aracı ” (Bakara 208; Hucrat 9)

Bu emirler kişileri hayırlara yönlendirip verici kılmaz mı?

b.)Namazlarınızı cemaatle kılın ve de toplumun acizlerine, işsizlerine, dullarına, yetimlerine mallarınızdaki zekât haklarından veriniz…” (Bakara 110…)

Cemaat namazlarına gidilmesi, cemaat namazlarında zenginlerle fakirlerin, âlimlerle cahillerin, ihtiyarla gençlerin  bir araya gelmesi onlar için yardımlaşma zeminini oluşturmaz mı?

c.) “… Bir topluluğa olan kininiz sakın ha sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun. Sizi Rabbinizin rızasına götürecek olan odur…” (Maide 8)

Adalet ne büyük bir vericiliktir.

Böylesi vericilikler olmasa toplum hayatı kıvamını bulabilir, mi, yaşanmaya değer olabilir mi?

Bizler için zararlı olanları yasaklayan Rabbimizin yasaklayıcı buyruklarına da bakalım.

Faizden kaçınmak, içkide-kumardan-zinadan eşcinsellikten  uzak durmak, rüşvete bulaşmamak, yalandan sakınmak, gıybet yapmamak, iftirada bulunmamak, haset etmemek, israfa düşmemek, gösteriş budalalığı içine girmemek.

Bu ve benzeri haramlardan korunmak kişileri verimli ve verici kılmaz mı?

Şimdi bu tür haramların yaygın olduğu bir toplumda istikrar, huzur ve refah olur mu? Hukuki ve sosyal adalete dayalı yaşam oluşur mu?

NİYETİMİZ OLUR DA YAPAMASAK VERİCİ OLAMIYORSAK

Hayatımızın ilkesi; “ben ne alabilirim değil ben ne verebilirim,” olmalıdır.

Tasavvuru pek mümkün değilse de, bir an için Peygamberimizin örneklendirdiği  işleri  yapamadığımızı düşünelim. Arzu ettiğimiz halde yapamadığımızı var sayalım. Bakınız aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz ne buyuruyor:

  • Bir insan bir iyiliği / bir güzelliği yapmak ister de onu çeşitli sebepler sonucu yapamasa, Allah û Zülcelâl ona işi yapmış gibi ecir/sevap ihsan eder.

Bu hadisten insanlar niyetleriyle pek  büyük ameller yaparak çok büyük sevaplar kazanabileceğimi öğrenebiliyoruz. Bir misal vermek isteriz

Hemen hemen her akşam dinlediğimiz haberlerde İsrail’in Gazze’ye yaptığı zulüm benzeri nice nice zalimlerin, nice nice mazlumlara zulmettiklerini izliyoruz.  İzlediğimiz zulümlere karşı ruhumuzda bir nefret oluşturabilir, keşke ben de   bu zulümlere karşı mücadele edebilseydim diyebilirsek, samimiyetimiz ölçüsünde  bilfiil cihad eden  mücahitlerin aldığı sevaba bile ulaştırabiliriz. Önemli olan kafamızı ve kalbimizi verici olmak için güzelliklere açabilmektir.

VERMEK ASILDIR ALMAK GEÇİCİ HALDİR

Verici olmak üzerine yoğunlaştık, bir de alma üzerinde duralım.

Vermek  asıl ve sürekli olandır. Almak ârızi ve geçidir

Ana  ilke almamaktır. Babandan da, oğlundan da istememektir. Kardeşine de yük olmamaktır. İşini kendin yapacak, ihtiyacını kendin kendin karşılayacaksın.

Aziz Peygamberimizin bazen Medine pazarını giderlerdi. Bir mal olsa,  sahabiler taşımak isterlerdi. Aziz Peygamberimiz taşıtmazlar, “Kişi yapabildiği işi yapmalı,  insanlara yük olmamalıdır,” buyururlardı.

Peygamberimizin “İnsanlara yük olmayınız.” şeklindeki emrini  hayatımızın ilkesi edinebilseydik  sevgi ve yardım çevremiz daha da geliştirebilirdik . Üstelik  âhiret hayatımız için de yatırım yapmış olurduk. Nasıl mı? Görelim:

Peygamberimizin bir gün sahabilerine “ Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğine söz verebilir ki  ki ben de ona cennete gireceğinin garantisini vereyim,” buyurur. Hz. Sevban, “ ben söz veriyorum Ya Resûlellah,” der.

Rivayet olunur ki Sevban,  devesinin üzerindeyken kamçısı yere düşse -Peygamberimize verdiği bu sözden ötürü- hiç kimseden istemez, devesinden iner kendisi alırmış..

Elbette ki almanın istisnaları da vardır. Örneğin: İstenmeden verilen alınır.  

İSTENMEDEN VERİLEN ALINIR

Allah şanını artırsın  Peygamberimiz efendimiz Hz. Ömer’e bir yardımda bulunur. Hz. Ömer de, “Ya Rasulallah benden daha fakirleri var, onlara verseniz,” deyince Peygamberimiz Hz. Ömer’e şöyle der:

  • Ya Ömer böyle davranma. İstenmeden verildiğinde al. İhtiyacın varsa kullan, ihtiyacın yoksa ihtiyacı olan birine ver.

MALİ YARDIM GÖREVLERİ ALMAYI DA MEŞRULAŞTIRIR

Allah u Zülcelal biz müminlere mali görevler yüklemiştir. Bunların başında zekât   ve varisi olabileceğimiz akrabadan aciz olanlara nafaka vermek gelir.

Rabbimiz verici olmayı görev kıldığına göre biz verdiğimizde alıcı olanlar da elbet olacaktır. Bu durum meşrudur/helâldir. Ama Kur’an ana  ilkeyi almamak olarak  belirliyor.

Bakara suresinde “İhtiyaçları olduğu halde isteyemedikleri için cahillerin zengin zannedeceği fakirlerden”  söz edilmesi, almamanın  temel öğreti olduğuna işaret etmektedir. (Bakara 273)

Almamak ilkedir  de… biz de çevremizdeki halini arzedemeyen fakirleri zengin görecek gafillerden olmamalıyız.

Ülkemiz gibi faize dayalı ekonomi ile sömürülen toplumlarda yan geliri olmayan ve rüşvet de almayan çocuklu  ve kiracı her memur ve işçi İslam’a göre fakirdir. Ona zekat da verilebilir ve diğer sosyal yardımlar da yapılabilir.

Hayat şartları belli. Nasıl geçinilebileceği belli. Hele hele bir-iki çocuklu ailenin ne büyük problemlerle karşı karşıya kalacağı, idrakli insanların kavrayabileceği bir durumdur.

İnsanlar almamayı ilke edinmeli ama biz de fert olarak, toplum olarak ve de devlet olarak araştırıcı olmayı, verici ve ulaştırıcı olmayı bilmeliyiz.

Devam edecek

MİRATHABER.COM  -YOUTUBE- 

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.