islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1847
EURO
52,8022
ALTIN
6.674,07
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

Türkiye’nin Orta Doğu’da Yükselen Jeopolitik Etkisi, İsrail’in Stratejik Panik Atakları

Türkiye’nin Orta Doğu’da Yükselen Jeopolitik Etkisi, İsrail’in Stratejik Panik Atakları
05/04/2025 09:00
A+
A-

İsrail medyasında son dönemde Türkiye’ye yönelik artan “tehdit” vurgusu, Türkiye’nin “Suriye’nin yeniden inşası” projesi çerçevesinde bölgede yürüttüğü etkin operasyonel yetkinliği ve yükselen etkisinden kaynaklanmaktadır. Mossad’ın eski Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Oded Ailam’ın Jewish News Syndicate (JNS) haber ajansında yayınlanan bir analizinde Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini ve bölgede barış ve istikrar sağlamak adına dış politik hamlelerini “neo-Osmanlıcı” hezeyanlarıyla değerlendirmesi, aslında İsrail’in bölgedeki hedeflerinin önündeki tek engelin Türkiye olduğunu/Türkiye kaldığını gösteriyor.

Ailam imzalı analizde dikkat çeken bir diğer nokta ise İsrail’in, diasporası üzerinden Türkiye-ABD ilişkilerini yıpratmak adına mevcut ABD yönetimine/Pentagon’a baskı yapılması yönünde bir çağrıda bulunması. İsrail’in bölgedeki hedeflerini gerçekleştirebilmesi için önünde tek engel Türkiye’nin kalması ve Türkiye’nin NATO üyeliğidir. Bu nedenle bir diğer plan ise Türkiye’nin Rusya ve Çin ilişkileri bahane edilerek (S-400 krizi) NATO’dan atılmasının sağlanması ya da kendilerinin de dahil edildiği bir NATO 2.0’ın kurulması (yani mevcut NATO güvenlik mimarisinin tasfiye edilmesi) planı DA medya organları ve düşünce kuruluşları üzerinden yürütülmekte ve servis edilmektedir.

Özetle İsrail, Türkiye’siz bir NATO 2.0 istiyor. İsrail’in NATO içinde Türkiye’siz bir ittifak hayal etmesi, bölgedeki Türk etkisini ne denli ciddiye aldığını ortaya koyuyor aslında. Bunun yanında Türkiye, NATO’nun en güçlü ikinci ordusu konumunda ve sahip olduğu operasyonel kabiliyetleri bakımından, terörle mücadele tecrübesi de göz önünde bulundurulduğunda muharebe sahasında güçlü/etkin bir orduyu NATO kendinden tasfiye etmek ister mi? NATO’nun Türkiye’den vazgeçmesi ya da yeni bir NATO 2.0’ın Türkiye’siz kurulması senaryosu o nedenle reel-politik ile çelişmektedir.

Türk Dış Politikasının Yükselen Etkisi: Küresel Krizlerle Arabulucu/Masada Abi Türkiye

ABD, Rusya-Ukrayna savaşının neden olduğu küresel gıda krizinin olası etkilerini “Tahıl Koridoru” adımıyla, BM tebrikleri ile çözüme kavuşturan Türkiye’nin, Rusya-ABD arasındaki esir-takası operasyonunda güvenilir arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirerek istihbarat diplomasisinde çığır açan Türkiye’nin bölgesel gücünün ve küresel oyun kurucu/bozucu kabiliyetinin farkında. Aynı ABD, Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik konumu çerçevesinde vazgeçilmez bir müttefik olduğunun da farkında. Rusya ile doğrudan temas hattındaki Türkiye’nin jeostratejik önemini görmezden gelebileceğini düşünmek de reel-politika ile çekişiyor.

Bununla yanında NATO’nun Türkiye’siz bir yapıya dönüşmesi (Türkiye’siz bir NATO 2.0 planının hayata geçirilmesi), Avrupa’nın da güvenliğini riske atar. Avrupa’nın savunma sanayiinde yükselen Türk savunma sanayiini karşısına alacağını düşünmekte reel-politik değildir.

Yükselen Türk Savunma Sanayii İsrail’i Tedirgin Ediyor

İsrailli analistler, Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımlarını (TCG Anadolu, milli denizaltı projeleri, insansız hava araçları, MUGEM, MİLGEM, KIZILELMA vb. projelerini) ve Suriye’nin yeniden inşası adına bölgedeki adımlarını sıklıkla “yayılmacı/genişlemeci” bir vizyonla ilişkilendiriyor. Hâlbuki bu adımlar Türkiye’nin dört tarafını saran ateş çemberiyle/güvenlik tehditlerine karşı öncelenen bir milli güvenlik ve beka meselesidir.

Bunun yanında İsrail’in Büyük İsrail Projesi (BİP) çerçevesinde Gazze’de sürdürdüğü soykırım karşısında Ankara’nın tutumunu “Neo-Osmanlı hayali” ile açıklamaya çalışmak ise gerçeklerden kaçmanın/İsrail’in ellerindeki kanı yıkamasının/hedef saptırmanın bir başka yoludur. Türkiye’nin Suriye’de istikrar sağlamak adına askeri konuşlanma gerçekleştirdiği ancak İsrail’in ise ordusuyla girdiği her toprakta soykırım yaptığı dünyanın gözü önündedir. Bilgiyle, algıyla, yanılgıyla değiştirilebilecek bir 5. kol faaliyeti meselesi değildir. Hakikat ortadadır.

Özellikle Türkiye’nin denizlerdeki misak-ı milli’si Mavi Vatan hak ve menfaatleri çerçevesinde Türkiye’ye karşı mesnetsiz iddia/tezlerle cepheleşen Yunanistan ve GKRY ile savunma sanayii ve enerji aramaları alanlarında da iş birliği geliştirilmesi üzerine planlamalar yapan İsrail yönetimi, hâlihazırda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuka dayalı haklarını savunmasını/haklılığını görmezden gelerek hiçbir hakkı-hukuku olmayan, Doğu Akdeniz’e kıyısı bile olmayan Yunanistan ile, Batı müstemlekesi GKRY ile yaptığı yasadışı enerji anlaşmalarıyla/aramalarıyla Türkiye’nin karşısında yer almaya devam ediyor/ve edecek.

 “Suriye’nin Yeniden İnşası” İsrail’in Oyunlarını Bozuyor

İsrail’in bir diğer endişesi, Türkiye’nin Suriye’deki varlığının bölgesel denklemde yarattığı etki/caydırıcılık. Ankara’nın “Terörsüz Türkiye” ve “Suriye’nin yeniden inşası” hedefleri, İsrail’in Kuzey Suriye’de PKK/YPG üzerinden kurmaya çalıştığı kontrol mekanizmasını sekteye uğrattı/uğratıyor.

Türkiye’nin bölgede istikrarı sağlama çabaları, İsrail’in Büyük İsrail Projesi (BİP) emelleri ile çelişiyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Nagel Komitesi Raporu’nda Türkiye’nin “İran’dan daha büyük bir tehdit” olduğuna karar veren İsrail yönetiminin bu kararı bu psikolojinin bir yansımasıdır.

İsrail, Ankara’nın bölgedeki oyun bozucu/oyun kurucu rolünden oldukça rahatsız/bu rolün farkına. İsrail’in diaspora lobileri üzerinden Türkiye’ye baskı kurma çabaları, Türkiye-ABD ilişkilerini yıpratma stratejileri, NATO 2.0 hayali ve Türkiye’nin bölgedeki yükselen etkisini kırma planları Türkiye’nin çok boyutlu dış politikası karşısında etkisiz kalacaktır.

Türkiye savunma sanayiinde kendi kendine yetebilen bir ülke ve deniz kuvvetlerine kazandırdığı TCG Anadolu ve MUGEM gibi projeler ile dünya denizlerinde güç aktarım kabiliyetine erişerek küresel oyun kurucu/oyun bozucu caydırıcı bir aktör hâline geldi/geliyor. Onun için de İsrail’in eski Mossad direktörleri Türkiye’yi tehdit olarak değerlendirdikleri aynı analizlerinde İsrail’in de bir an evvel deniz kuvvetlerini güçlendirme/modernizasyon yapılması yönünde çağrılarda da bulunuyorlar. Çünkü biliyorlar ki karşılarında artık eski Türkiye yok.

Ömer Memoğlu

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

Yorumlar
  1. Ayrıntı dedi ki:

    Gençliğimiz de ( 80 ki yıllar ) çok gizli ve ürkütücü silahlarımız olduğu,mağaralarda trenler dolusu altınlarımız olduğu,günü gelince bütün dünyaya nizam vereceğiz vb masalları dinleyerek büyüdük..Hatta mahallemizin yarım akıllısı,çürük raporu ile askerlik bile yapmamış Cemâl abi bile “ bu çok gizli şeyleri “ biliyordu.aynı son yıllarda herkesin cebindeki dolar’ın üzerindeki “ çok gizli illümünati işaretini “ herkesin bildiği gibi.gene de bu tür geyikler sefilliğimizi unuturup,kendimizi güçlü hissettiriyordu.2010 lardan itibaren de yıllar “ 2023 “ masalıyla geçti…şunu anlamış bulunuyorum.hangi devirde yaşadığımızın önemi yok.her zaman masal anlatanlar ve birde onları dinleyenler var