
Mukaddime
İbret çoğu zaman yüksek sesli nutuklarda değil, sararmış bir gazete sayfasının suskun çığlığında gizlidir. Milâdî takvime göre 55 yıl evvel Ürdün’de yayımlanan bir manşet, “Gazze boşaltılıyor” ifadesiyle karanlık bir tarihin kapısını aralamıştır. O günden bugüne dünya siyaseti fırtınalarla sarsıldı, hükümetler devrildi, emperyal yönelimler değişti. Sadece Amerika Birleşik Devletleri 15 başkan değiştirdi. Fakat Gazze aynı yerinde kaldı; harap topraklar üzerinde mazlum bir millet varlığını ve haysiyetini muhafaza etti.
Bugün Gazze, sadece bir belde değil, sabrın, sebatın ve selâmet davasının ete kemiğe bürünmüş ifadesidir. Sırf kağıt üzerindeki sınırların ötesinde, ümmetin kalbine işleyen vakâr ve direniş nişanesidir. Filistin davasının çarpan kalbi, Gazze enkazının altından hâlâ yükselmektedir.
Bu makale, 55 yıl önce atılan manşetin ardındaki gerçeği, Gazze’nin niçin tahammül edilemez görüldüğünü, İsrail’in plânlarını ve mukaddes beldenin mukadder sonunu tarih, siyaset ve dinî kaynaklar ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Gazze, tarih boyunca en eski şehirlerden biri olmuş; ismi Tevrat’tan Yunan kaynaklarına, İslâm eserlerinden günümüz diplomatik metinlerine kadar uzanır. Kıyı şehri olmanın ötesinde, Mısır ile Şam arasında ticaret ve sefer yollarının kavşak noktası olması sebebiyle hep stratejik öneme sahip olmuştur.
• MÖ 332’de Büyük İskender, Gazze’yi üç ay süren kuşatmadan sonra zapt etti.
• Roma ve Bizans dönemlerinde Ortadoğu’nun önemli askerî ve idarî merkezlerinden biri oldu.
• İslâm’ın doğuşuyla Hz. Ömer döneminde fethedildi; sahâbe-i kiramdan Hâşim b. Abdimenâf’ın (Hz. Peygamber’in dedesi) kabriyle de kutsandı.
20. yüzyılda Gazze, felâketin adıyla anıldı:
• 1917’de Osmanlı’dan ayrılarak İngiliz Mandası altına girdi.
• 1948 Nakba’sı sonrası on binlerce Filistinli mülteciye ev sahipliği yaptı.
• 1967 Altı Gün Savaşı’nda İsrail işgaline uğrayarak, tarihin en uzun açık hava ablukasına maruz kaldı.
Gazze’nin hedef alınmasının temelinde sadece coğrafî ya da askerî sebepler değil, manevi, dinî ve tarihî bir direniş ruhu vardır. Bu ruh, her yıkımdan sonra Gazze’yi yeniden ayağa kaldırmıştır.
Gazze, küçücük bir kıyı şeridinden ibaret değildir. Arz-ı Mev’ûd hayalini savunan Siyonist tahayyül için jeopolitik bir engel, askerî bir tehdit ve ideolojik bir çıkmazdır. İsrail’in gözünde Gazze, sadece nüfus ya da yoksulluk merkezi değil; Fetih yerine sebat, teslimiyet yerine kıyamdır. Bu yüzden boşaltılması zorunludur.
1. Gazze, Arz-ı Mev‘ûd Haritasının Dışında Bir Şuur Alanıdır
“Büyük İsrail” projesinin hedeflediği topraklar içinde Gazze, direnişin son kalesidir. Oradaki halk, yerinden edilmeye ölümü tercih eden bir bilinçle direnmektedir.
2. Gazze, İslâmî Direnişin Bayrağını Taşıyan Son Kalelerdendir
Hamas ve benzeri unsurlar, hem Batı yanlısı Arap rejimlerini hem Siyonist ideolojiyi rahatsız etmektedir. Bu nedenle sadece İsrail değil, Mısır, Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkeleri de bu direnişin sönmesini arzulamaktadır.
3. Gazze Boşaltılırsa Sırada Mescid-i Aksâ Vardır
Gazze yok edilirse, Kudüs’ün müdafaası için ayakta kalacak ruh da yok olur. Bu, toprağın değil, ümmetin şuuru ve imanının söndürülmesi demektir.
1967’den beri Gazze; askerî boşaltma görüntüsüne rağmen, fiilen terk edilmedi; sürekli abluka altında ve çeşitli kuşatma biçimleriyle boğulmaya çalışıldı. İsrail politikası, askerî işgal, sivil abluka ve sistematik yıkım olmak üzere üç sacayağına dayanır.
1. 1967 İşgali: Sessiz Kuşatmanın Başlangıcı
Altı Gün Savaşı sonrası İsrail, Gazze’yi işgal etti. Toprak hâkimiyetinin yanı sıra nüfus mühendisliği ve kurum tahribatıyla sivil çözülme planlandı.
2. 2005 Çekilme Aldatmacası ve Yeni Kuşatma
İsrail 2005’te askerî çekilme ilan ettiyse de, hava sahası, karasuları ve sınırlar kontrol altında kaldı. 2007’de Hamas’ın seçimi sonrası tam abluka başlatıldı.
3. 2008’den Günümüze Dönemsel Taarruzlar
İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonları; sivil hedefleri, altyapıyı, hastaneleri ve okulları hedef alarak halkı yıldırma stratejisi olarak uygulanmaktadır.
Gazze, coğrafya değil, inançtır; sabır ve şehâdetin ete kemiğe bürünmüş halidir.
1. Gazze, İnanç ve Şehâdettir
Gazzeliler için hayat; onurluca var olmak, hakka bağlı kalmaktır. Hz. Ali’nin “Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek evlâdır” sözü, Gazze’yi en güzel anlatır.
2. Gazze, Ümmetin Vicdanıdır
Gazze, ümmetin kalbindeki müşterek bir direniştir. Orası yıkıldığında yalnız Filistin değil, ümmet de ruhen sarsılır.
3. Gazze, Sabrın Taşa Kazındığı Yerdir
Molozlar, çocukların gözleri, paylaşılmış ekmekler sabrın ve imanın haritasıdır. Bu sabır, düşman için en büyük tehdittir.
1. Kur’ân Zalimlere Ebediyet Tanımaz
Kur’ân’ın bildirimiyle zalimler sonunda yok olur. Gazze’deki direniş de ilâhî vaadin tezahürüdür.
2. Tarih Direnişin Mükâfatını Yazmıştır
Hiçbir kuşatma sonsuza dek sürmemiştir; direniş sabırla devam eder.
3. Siyaset Zulmü Sonsuza Dek Taşıyamaz
Siyaset, direniş ruhu ile buluşmadıkça meşruiyet kazanmaz. Gazze’nin kurtuluşu, ümmetin şuuru ve duasıyla gerçekleşecektir.
Gazze sadece tarihî ve insanî değerleriyle değil, aynı zamanda sahip olduğu doğal kaynaklarıyla da büyük bir kıymete sahiptir. Bereketli toprakları, kıyı şeridindeki zengin balıkçılık alanları ve özellikle Gazze’nin denizaltı doğalgaz rezervleri, bölgenin ekonomik varlığını ve bağımsızlık potansiyelini artırmaktadır. Bu zenginlikler, Gazze’nin sadece bir siyasi veya askerî cephe olmaktan çıkıp, ekonomik özgürlüğün ve sürdürülebilirliğin de merkezi haline gelmesine katkıda bulunur.
İsrail ve işgalci güçler, Gazze’nin bu doğal kaynaklarını kontrol altında tutarak, hem direnişi zayıflatmaya hem de bölgenin ekonomik bağımsızlığını engellemeye çalışmaktadır. Bu nedenle Gazze’nin doğal zenginlikleri, aynı zamanda özgürlük ve varoluş mücadelesinin de önemli bir cephesidir.
Gazze, 15 başkan eskitti ve daha nicelerini eskitmeye muktedirdir. Çünkü orada yalnızca toprak değil; iman, vakâr, sabır ve şehâdet yaşar. Gazze boşaltılamaz; çünkü orada direnişin kendisi mukaddestir. Vahyin gölgesi düşmüş bir belde haritadan silinse de kalplerden asla silinmez.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Dipnotlar:
1. İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, c.7, s.238-245.
2. Mahmoud Yazbak, Gaza: Historical Roots of Resistance, Journal of Palestine Studies, 2009.
3. Avi Shlaim, The Iron Wall: Israel and the Arab World, 2000.
4. Ilene Prusher, “Why Gaza Matters,” Christian Science Monitor, July 2006.
5. İsmail Raci el-Faruhî, İslam’ın Dirilişi ve Filistin Meselesi, terc. M. Bahaddin, İnsan Yay., İstanbul.
6. Benny Morris, Righteous Victims: A History of the Zionist-Arab Conflict, 1881–2001, Vintage, 2001.
7. Sara Roy, Failing Peace: Gaza and the Palestinian-Israeli Conflict, Pluto Press, 2007.
8. UN OCHA, Gaza: 16 Years of Blockade, United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs, 2023.
9. Amnesty International, Israel’s Apartheid Against Palestinians, 2022.
10. Rashid Khalidi, The Hundred Years’ War on Palestine, Picador, 2020.
11. Sayyid Qutb, Fî Zılâli’l-Kur’ân, Tevbe Suresi tefsiri, 9:120-122.
12. Mustafa Sibaî, İslam’da Sabır ve Direniş Ahlâkı, Beyrut, 1975.
13. Nureddin Zengi Enstitüsü, Gazze Raporu: Direnişin Kültürel Dinamikleri, Şam, 2022.
14. Fahreddin er-Râzî, Tefsîrü’l-Kebîr, Şuarâ 26/227 tefsiri.
15. Halil İnalcık, Osmanlı’nın Kuruluşu, TTK Yay., 2010.
16. Aliya İzzetbegoviç, Doğu ve Batı Arasında İslâm, İnsan Yay., 2013.
17. Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler.