islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

ÖZGÜRLÜK ALLAH’A YÖNELMEKTİR

ÖZGÜRLÜK ALLAH’A YÖNELMEKTİR
A+
A-

Son zamanların en çok dillendirilen, en fazla parlatılan kelimesi: “özgürlük”. Ne var ki bu kelimeyle artık kastedilen şey; kişinin Allah’ın dini de dâhil olmak üzere her türlü otoriteden, değerden, kuraldan ve bağlılıktan kopmasıdır. Hayatı tamamen bireysel arzulara göre, hiçbir sınır ve sorumluluk kabul etmeden yaşamak, günümüz insanı tarafından “özgürlük” olarak takdim edilmektedir.

Oysa bu anlayış, derin bir yanılsamanın ürünüdür. Çünkü modern çağın insanı, medya, reklam, dijital platformlar ve moda sektörü gibi araçlar üzerinden toplumların zihin yapılarını dizayn eden perde gerisindeki akıl ve odakları fark edememektedir. Ne yazık ki insanlar, izledikleri şeyleri gerçekten kendileri seçtiklerini, giydikleri kıyafetleri, dinledikleri müzikleri, yedikleri ve içtikleri ürünleri bizzat özgür iradeleriyle belirlediklerini zannetmektedirler. Oysa bu tercihlerin tümü, önceden belirlenmiş seçenekler arasında yapılmaktadır. Bu durumda, özgürlük yalnızca “dayatılanlar” arasından tercih yapmaktan ibaret bir yanılsamaya dönüşmektedir.

Bugün evlerimizin dekorasyonundan giydiğimiz kıyafetlerin modeline, kullandığımız cihazlardan sosyal medya uygulamalarına kadar neredeyse hiçbir şeyin belirleyicisi biz değiliz. Her biri, küresel sermaye çevrelerinin bizler için önceden hazırladığı, sistemin çarkını döndürmek üzere sunduğu ürünlerdir. Bize düşen yalnızca, bu önceden belirlenmiş paketler arasında seçim yapmak. İster o elbiseyi ister bu elbiseyi seç, ister şu telefonu ister bu bilgisayarı kullan, sonuç değişmiyor: Kendimizi özgür sanıyoruz ama aslında sunulan seçenekler arasında sıkışıp kalmış durumdayız.

Modern insan, bir ömür boyunca kapitalizmin çarkına su taşıdığı hâlde, bunu “özgürlük” zannetmektedir. Bankaların sunduğu kredilere, reklamların dikte ettiği tüketime, dizilerin ve sosyal medyanın belirlediği yaşam modellerine göre hayatını şekillendiren kişi, kendisini gerçekten özgür mü sanıyor? Sahte kahramanların saç kesimini, giyim tarzını, davranış biçimini taklit etmek… İşte bugünkü özgürlük tanımı bu hâle gelmiştir.

Daha da acı olan şu: İnsanlar, ailesindeki babanın rehberliğini, okulda öğretmenin yönlendirmesini, dinde helal ve haram ölçülerini “özgürlüğe müdahale” olarak görürken, kapitalist sistemin reklamlar, diziler ve sosyal medya aracılığıyla yaptığı yönlendirmeleri asla sorgulamamaktadır. Nefsin arzularına ve şeytanın aldatmalarına boyun eğmek, kişiyi özgür yapmaz; bilakis esaretin en koyusudur. Mümin, nefsine değil, Rabbine kul olandır.

Asıl özgürlük nedir, biliyor musunuz? Yalnızca Allah’a kulluk etmek. Çünkü kul, yalnızca Rabbine bağlı kaldığı zaman, insanların, sistemlerin, nefsinin ve şeytanın esaretinden kurtulmuş olur. Rabbine tam anlamıyla bağlanan bir mümin, başka hiçbir varlığa kulluk etmez. İtaat edilecek merci birdir: Allah. O’nun dışında kimse mutlak itaate layık değildir. O’nun dışındakiler itaat hakkını ancak O’nun emirlerinden alır.

Mümin bilir ki, rızkı veren patron değil, Allah’tır. Şifayı veren doktor değil, Allah’tır. İlmi öğreten öğretmen değil, Allah’tır. Onlar yalnızca birer vesiledir. Mümin, vesileleri ilahlaştırmaz, onlara kulluk etmez. Yalnızca Rabbinin huzurunda eğilir.

Müminin dünyası da ahireti de yalnızca Allah’ın belirlediği ölçülerle şekillenir. Ne giyeceğini, ne söyleyeceğini, ne zaman susacağını, kimlerle dost, kimlerle mesafeli olacağını Allah tayin eder. Müminin tek korkusu Allah’tır; O’nun rızasını kaybetmektir. Hiçbir şeye bağımlı değildir.

Gerçek özgürlük, hiçbir şeye bağımlı olmamaktır. Mümin oruç tutarken, sırf Rabbi istediği için yeme-içmeden uzak durur. Hacda, ihram giyerken en temel kişisel eşyalarından bile vazgeçer. Çünkü onun hayatı, reklamların değil, vahyin yönlendirmesiyle şekillenir.

Sonuç olarak müminin özgürlük anlayışı, yalnızca Allah’a kulluk etmek ve yalnızca O’ndan medet ummak şeklinde tezahür eder. İşte namazda her gün defalarca tekrar ettiğimiz Fâtiha sûresindeki o ilahi beyan:

“Yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.” (Fâtiha, 5)

İşte bu ayet, müminin özgürlük manifestosudur. Özgürlük, Rabbine tam teslimiyetle mümkün olur. Diğer her şey ya esarettir ya da esaretin cilalanmış şeklidir.

Rabbimiz bizleri sahte özgürlüklerin esaretinden muhafaza eylesin. Bizi hakiki anlamda özgür olan, yalnızca O’na boyun eğen kullarından eylesin.

Soner Duman

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.