islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C

Bir Ölüye Açık Mektup Yazılır mı?

Bir Ölüye Açık Mektup Yazılır mı?
A+
A-

Sayın Rafael Sadi Bey’in Ruhuna İthafen,

Kaleminizle dile getirdiğiniz endişeyi okudum; gönül bağınızın samimiyetini de sezdim. Lâkin bazı sualler var ki cevapsız kaldıkça zihinleri bulanık hale getirir. Geliniz, bu bahsi hem tarihin şahitliğiyle hem de bugünün gerçekliğiyle ele alalım.

Evvela hatırlayınız: Siz, 1492’de İspanya engizisyonunun karanlığından Osmanlı’nın merhamet güneşine sığınan bir cemaatin torunusunuz[^1]. O gün Sultan II. Bayezid, zulme uğrayan ecdadınıza sadece kapısını açmadı; onları himaye etti, iskân ettirdi, ilim ve ticarette serbestlik tanıdı[^2]. Osmanlı, bu asaletle Ermeni’yi, Rum’u, Süryani’yi de bağrına bastı. Biz bugün o anlayışın mirasçılarıyız; kimseye hayat hakkını çok görenlerden olmadık, olmayacağız.

Gelelim meselenin özüne… Siz ve benzerleriniz, “Türkiyeliyim” demeyi, “Türküm” demeye bir engel gibi göstermeye çalışıyorsunuz. Peki, Kürt yahut Çerkez bir vatandaşımızın “Türkiyeliyim” demesi neden sizi rahatsız ediyor? Türklük bir üst kimlik değildir; bizim üst kimliğimiz İslam’dır[^3]. Alt kimliklerimizi korumamıza İslam mâni değilken, siz hangi hakla Türklük adına buna karşı çıkıyorsunuz? Eğer Türklüğü bu kadar çok seviyorsanız, size kim mani olabilir? Fakat Kürtlüğü seven kardeşimize niçin mani olmayı düşünüyorsunuz?

Biliniz ki Türk yahut Kürt olmak bir psikolojidir, bir aidiyet duygusudur; asla bir ideoloji değildir. Türklüğü ideoloji hâline getirmek isteyenler, hem üst kimliğimiz olan İslam’a zarar verir, hem de Türklüğe ihanet etmiş olur. Ben Türk oğlu Türküm, lakin Kürt kardeşimin Kürtlüğünü ifade etmesinden de rahatsız olmam; yeter ki bu memlekete ihanet etmesin. Siz neden ve kim adına bundan rahatsızlık duyuyorsunuz? Size bu hakkı kim verdi?

Üstelik bir hakikati daha soralım: Siz bize ne Türklüğü, ne Müslümanlığı anlatmaya kalkmayın. Evvela siz, Gazze’de masumları katleden, çocukları soykırıma tabi kılan Yahudilerin arasında yer aldığı ileri sürülen Türk vatandaşı Yahudilerin yaptıklarının hangi kutsal kitapta yer aldığını bize izah edin[^4]. Türklüğün bekçiliğini yaparken Gazze’deki masum kanı akıtan Yahudi asıllı Türkler karşısında neden susuyorsunuz?

Biz kendi kimliğimizi kendimiz koruruz. Ne Türklüğü zedeletiriz, ne de Müslümanlığı. Asıl bizi parçalayan, bu değerlerimize yönelik fitnelere karşı susmanızdır. Geliniz, Osmanlı’nın himayesinde bulduğunuz o huzuru hatırlayalım. Çünkü o himaye, Yahudi’ye de, Ermeni’ye de, mazlum olan herkese nefes olmuştu. Bunu sağlayan İslam olduğunu unutmayın. Bugün de bize düşen, aynı asaletle bir arada yaşamaktır; lakin ideolojilerin değil, hakikatin gölgesinde. Öyle değil mi?

Ahmet Ziya İbrahimoğlu

NOT:

Yukarıdaki mektup, aşağıda tam metni verilen Sayın Rafael Sadi Bey’in yazısı üzerine kaleme alınmıştır.

(Rafael Sadi, 13 Temmuz 2023’te Tel Aviv’de vefat etmiştir[^5].)

Yukarıdaki Açık Mektup, Emekli Albay Hüseyin Akkaya Beyin aşağıdaki Rafael Beye ait yazıyı bana gönderip görüşümü merak etmesi üzerine kaleme alınmıştır. Kendisi cevabımı okuduktan sonra bana şu notu yazdı:👇

Değerli Hocam,

Hani bir söz vardır ya: “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit,” o misal,.Yine üst kimlik konusunda size katılamıyorum… Biz Hz.Muhammed’ in ümmeti ve Türk milletiyiz., Üst kimliğimiz TÜRK ..Ve biz devleti ve cumkuriyeti bu kimlik üzerine kurduk ..Yani biz Ulus devletiz .. Üniter bir devletiz .. Din devleti değiliz .. Din insanlara ve insanlığa inmiştir…Ve siz daha iyi bilirsiniz ki vicdanî ve sübjektifdir…Dinde zorlama yoktur .. İnanç, Allah ile kulu arasında ki bir bağdır .. Biz din, ırk ,inanç ayırımı yapmıyoruz; Her vatandaş kanun önünde eşittir…Vatandaşlık bağı ile bağlı her yurttaş TÜRK olarak tanımlanır. Etnik kökeni ne olursa olsun. Anayasa ve kanun önünde eşittir .. Ama sen dilde eğitim, yönetimde federasyon istersen bu ÜLKEYE hizmet değil, İHANET ediyorsun… ABD, AB ve İSRAİL’ in ortak proje, dilek ve niyetleri bu değil mi? Büyük İsrai’in kurulmasına hizmet yarışına girdik .. Hayırlı ola…
Dost selâmlarımla ….. Hüseyin Akkaya

Emekli Albayımızın Bu Notuna Cevaben:👇

Muhterem Albayım,

Mesajınızı dikkatle okudum. Meseleye olan hassasiyetinizi, ülkenin birliğine dair samimiyetinizi takdir ediyorum. Ancak müsaadenizle, bazı noktaları farklı bir zaviyeden arz etmek isterim.

1. İslam Bir Vicdan Dini midir, Yoksa Hayat Nizamı mı?

Evvela, İslam dinini yalnızca vicdanî ve sübjektif bir alana indirgemek, onu diğer semavî veya beşerî dinlerle aynı konuma getirmek olur ki bu, İslam’ın temel iddiasıyla çelişir. İslam sadece bir inanç sistemi değil, kapsamlı bir hayat nizamıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz:

“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (el-Mâide, 5/44)

buyurarak hükümranlık alanını dahi ilahî ölçülere bağlamıştır. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz raiyetinizden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm, 1)

Bu, yöneticinin bile ilahî ölçülere göre sorumlu olduğunu ifade eder. Hz. Peygamber (s.a.v.), yalnızca bir din tebliğcisi değil, Medine’de siyasi, hukuki ve sosyal düzen kuran bir devlet başkanıdır. Medine Vesikası, bunun tarihî delilidir; burada farklı din mensuplarıyla bir arada yaşama ilkeleri belirlenmiş, fakat üstün otorite vahye dayalı olarak tesis edilmiştir.

2. Üst Kimlik Meselesi: Tarihî Hakikatler Ne Diyor?

Türk milleti kimliğimiz elbette izzetimizdir. Ancak tarih gösteriyor ki, bizi büyük millet yapan unsur, Türklüğümüzü İslam’ın sancaktarlığıyla bütünleştirmemiz olmuştur. Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Çanakkale’den Kurtuluş Harbi’ne kadar bütün zaferlerimizde İslam imanının motivasyonu belirleyici olmuştur. M. Kamal Paşa dahi Anadolu’yu ayağa kaldırırken hutbelerde, salâlarda, “Din elden gidiyor” hitaplarında bu motivasyonu kullanmıştır.

Resûlullah (s.a.v.)’in şu hadisi bu bağın önemini vurgular:

“Ben size iki şey bıraktım; onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Resûlü’nün Sünneti.” (Muvatta, Kader, 3)

Bu, kimlik ve birlik için ana mihverin din olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

3. Din ve Devlet İlişkisi: Batı’nın Paradigması mı, İslam’ın Adalet Anlayışı mı?

Batı’da yaşanan Ortaçağ kilise diktası sebebiyle doğan laiklik anlayışı, bizim medeniyetimize ait değildir. Bizde din, devletin değil; devlet, dinin koruyucusudur. Osmanlı’da Şeyhülislâmın fetvası olmadan hiçbir padişah cihada çıkmamıştır; kanunlar Şer‘î esaslarla çelişmezdi. Gayrimüslimler bile millet sistemi ile din özgürlüğüne kavuşmuş, kendi hukuklarına göre yaşamıştır. Bu, zorlama değil; adalet, hakkaniyet ve kamu düzeninin ilahî ölçülerle güvenceye alınmasıdır. Nitekim Kur’ân:

“Allah’ın indirdiği ile hükmet; sakın onların hevâlarına uyma.” (el-Mâide, 5/49)

buyurarak hukuki düzenin kaynağını net biçimde ortaya koymuştur.

4. Türkiye Düşmanı Türkler: Çelişkinin Kaynağı

Burada şu soruyu sormak zaruridir: Hiçbir şuurlu Müslüman, Müslüman düşmanı olamaz; fakat şuurlu bir Müslüman olmayan Türk, Türkiye düşmanı olabiliyor. Bu çelişkiyi nasıl izah edeceğiz? Eğer üst kimlik yalnızca “Türklük” ise, neden Türklük iddiasındaki bazıları ülke düşmanlığı yapabiliyor? İşte bu durum, milletin bağlayıcı harcı olarak İslam’ı görmeyen anlayışın eksikliğini açıkça göstermektedir.

5. Batı’nın Oyunu: Dini Vicdana İndirgemek

Küresel güçlerin oyunları konusundaki hassasiyetinizi paylaşıyorum. Ancak şu da bir hakikat ki, Batı’nın ve İsrail’in en büyük arzusu, Müslüman kimliğin yalnızca ibadet ve vicdana indirgenmesi, kamusal hayattan uzaklaştırılmasıdır. Çünkü biliyorlar ki, İslam kamusal alanı düzenlediği sürece bu coğrafya bağımsız kalır. Biz, kendi elimizle dini hayattan çekersek, onların hedeflediği “seküler, kimliksiz toplum” modeline adım atmış oluruz.

Sonuç: İslam ve Türklük Ayrılamaz

Velhasıl, Türklüğümüzü İslam’la besleyip güçlendirmek, devletimizi İslam’ın adalet ilkeleriyle tahkim etmek zorundayız. Tarih şahittir ki bizi asırlardır ayakta tutan, bu iki değerin terkibidir. Bunları birbirinden ayırdığımızda hem ruhumuzu kaybederiz hem de Batı’nın planlarına istemeden hizmet etmiş oluruz.

Bilmukabele selam ve hürmetlerimle…

Ahmet Ziya İbrahimoğlu

Dipnotlar ve Kaynaklar:

[^1]: Yahudilerin 1492’de Osmanlı topraklarına kabulü hakkında bkz. Stanford J. Shaw, The Jews of the Ottoman Empire and the Turkish Republic, 1991.

[^2]: Sultan II. Bayezid’in Yahudiler için söylediği rivayet edilen söz: “İspanya Kralı Ferdinand’ı akılsız ilan ederim; çünkü kendi ülkesinin zenginliğini bana getirdi.”

[^3]: İslam’da üst kimlik anlayışı için bkz. Kur’ân-ı Kerîm, Hucurât 13: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık; birbirinizle tanışasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”

[^4]: İsrail’in Gazze’deki saldırıları hakkında BM raporlarına göre sivil kayıplar ağırdır. Ayrıca, İsrail ordusunda savaşan en az 4.000 Türk vatandaşı Yahudi olduğu iddiaları çeşitli basın organlarında yer almıştır. Bazı kaynaklar bu sayıyı 40.000’e kadar çıkarmaktadır. Bu konuda bkz.: [Independent Türkçe, 2024], [Yedioth Ahronoth haberleri], [BM İnsan Hakları Konseyi 2024 Gazze Raporu].

[^5]: Gazeteci ve yazar Rafael Sadi, 13 Temmuz 2023’te Tel Aviv’de uykusunda vefat etmiştir. Cenazesi aynı gün Holon Mezarlığı’na defnedilmiş, bu olay İsrail Büyükelçiliği’nce ve Türk-basın kaynaklarınca duyurulmuştur

NOT:
Yukarıdaki mektup, aşağıda tam metni verilen Sayın Rafael Sadi Bey’in yazısı üzerine kaleme alınmıştır.

Rafael Sadi’nin Yazısı:👇

TÜRKÜM, TÜRKİYELİYİM ARASINDAKİ FARK ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILIR… BİR YAHUDİ, TÜRK OLABİLİR Mİ?

Rafael Sadi.

Türk ve Türkiyeli kavramlarının ortalıkta dolaşması kesinlikle gizli bir bölücülük.

İlginç ve güzel bir mozaik olan Türkiye’nin yapısını kökünden sarsmaya dengeleri alt üst etmeye sebebiyet verebilecek bir durumla karşı karşıyayız gibi geliyor bana.

Ben ecdadı 1492 yılında İspanya’daki engizisyondan kaçıp Osmanlı Türkiyesince kucak açılmış ve kabul edilmiş, Yahudi dinine mensup bir Türk vatandaşıyım.

1955 yılında doğup 1961 yılında ilkokul 1.sınıfına girdiğim günden itibaren “Türküm, doğruyum, çalışkanım” tümceleri ile beynime benim Türk olduğum kazındı.

Bayrağım ve Milli Marşımın ne olduğu öğretildi ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kurucusu Atatürk’ün söylediği “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü okul duvarında, kitabında ve her türlü malzemenin üzerinde öğrenerek bilinçlendirilerek büyüdüm.

Şimdilerde birileri kalkacak ve bana “yok kardeşim sen Oğuz ve Kayı boylarından, Orta Asya’dan gelmediğin için Türk değil Türkiyelisin” diyecek ve ben de “ha peki haklısınız diyeceğim”.

Hadi canım sen de…

Ne olacak benim 50 yıllık eğitimim, öğrenimim.

Ne olacak 32 yaşına gelmiş oğluma, 29 yaşına gelmiş kızıma verdiğim Türk eğitimi kimliği, şimdi kalkıp kendilerine “kusura bakmayın çocuklar ,biz Türk değilmişiz, sadece Türkiyeliymişiz” mi diyeceğim?

Bunun adına milleti bölmek, halkı parçalamak denmez mi?

Kimse bana üstkimlik, alt kimlik hikayeleri anlatmasın.

Her birimiz bu ülkede ne olduğumuzu biliyoruz.

Dinlerimiz, ırksal veya yöresel farklılıklarımız olabilir ve bu hiç bir zaman bizleri rahatsız etmedi.

Şimdi ne oldu da birden bire azınlık sayılacakmışım? Benim atalarım kendilerine özel haklar verebilecek azınlık statüsünü Lozan anlaşmasında bile kabul etmemişler. “Biz Türk vatandaşıyız” deyip azınlık haklarını red etmişlerdir.

Lütfen dikkat edelim. Birileri Türkiye ile oynamak istiyor.

Yarın öbür gün bakacaklar ve “eee bakın sizin tamamınız Türk değilmiş. 70 milyon Türk’ten şu kadarı Kürt, şu kadarı Alevi, şu kadarı Süryani, şu kadar Keldani, bu kadarı Laz, öbürleri Yahudi, bilmem ne kadar Ermeni, kala kala 1 milyon Türk kaldı. Bu kadar Türk için de bu kadar 777 bin kilometre kare arazi fazla.

Gelin şunu efendi efendi paylaşın” diyecekler. Ne olacak o zaman?

Gözümüzü 4 değil 24 açsak yetmez, bu iş yanık kokuyor. Sizi bilmem, bana Türk değil de Türkiyeli denmesi beni rahatsız eder.

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.