
İsrail’in, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik askeri desteği yeni bir boyuta taşındı. Sosyal medyada 13 Aralık akşamı yayılan bir video, Limasol limanından gece yarısı yola çıkan tır filosunun üzerindeki brandalarla gizlenmiş kamyonlara monte edilmiş füze rampalarını ortaya koydu. İlk parti teslimatın geçen Aralık ayında gizlice gerçekleştirildiği, son gelen sevkiyatın ise ikinci parti olduğu iddia ediliyor.
Rum Savunma Bakanı Vasilis Palmas, hava savunma sistemi edinmenin normal ve meşru bir uygulama olduğunu savunuyor. Palmas, “Gizli ve sessiz yapıyoruz çünkü Ada’da 40 bin Türk askeri var” diyerek, savunma tedbirlerinin Ada’nın güvenliğini korumaya yönelik olduğunu belirtti. Rum yönetimi kaynakları, sistemin İsrail ile GKRY arasında dört yıl önce imzalanan bir anlaşma çerçevesinde temin edildiğini öne sürdü.
İsrail Hava ve Uzay Sanayi (IAI) üretimi Barak MX sistemi, mobil füze rampalarına ve çok katmanlı cephaneye sahip bir hava savunma mimarisi sunuyor. Her batarya 8 füze ateşleyebiliyor; 30, 50 ve 150 kilometre menzile sahip füzelerle farklı tehdit katmanlarına yanıt verebiliyor. Ancak sistemin en dikkat çekici bileşeni 3 boyutlu, 460 kilometre menzilli radarı: uzmanlara göre bu radar, Antalya’dan Hatay’a, hatta Konya’ya kadar Türkiye’nin güneyini izleme kapasitesi sunuyor. Bu da sistemin sadece GKRY savunması değil, aynı zamanda bölgesel istihbarat ve caydırıcılık amacıyla kullanılabileceği endişesini doğuruyor.
Analistler, İsrail’in Barak MX yerleştirmesinin iki amaç taşıdığını belirtiyor: birincisi, GKRY’nin hava savunma kabiliyetini güçlendirerek bölgedeki askeri dengesini değiştirmek; ikincisi ise, olası bir gerginlik durumunda Türkiye’den gelen uçak ve insansız hava araçlarını Kıbrıs üzerinden kontrol altına alabilmek. Bu durum, Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor ve Türkiye ile GKRY arasındaki askeri-çeşitli dengeyi sarsabilir.
Teslimatın ardından Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios’un söylemleri dikkat çekti. Başpiskopos, Paskalya mesajından sonra katıldığı ayinlerde Yunanistan’ı da kapsayan bir çağrı ile “Helenlerin koordineli şekilde Türkleri Kıbrıs’tan kovma” çağrıları yapmaya başladı. Bu tür dini ve etnik temelli söylemler, bölgedeki gerginliği yalnızca askeri değil toplumsal ve psikolojik boyutlara da taşıyor.
Rum basınından gelen iddialara göre, GKRY liderliğinin İsrail’le yakın ilişkileri, İsrail’i eleştiren toplumsal ifadelerin bastırılması yönünde adımlara yol açtı. Haravgi gazetesinin haberinde, Rum lider Nikos Hristodulidis’in diplomatik bürosundan İsrail karşıtı duvar yazılarının silinmesi yönünde bir genelge yayımlandığı öne sürüldü. Ana muhalefet Akel, bu durumu “hükümetin İsrail’e teslim olması” şeklinde eleştirerek, dış etki ve demokratik denetim kaygılarını gündeme taşıdı.
GKRY’ye askeri danışmanlık yapan İsrailli uzman Shay Gal’ın, Türkiye’ye karşı askeri operasyon çağrısı içeren yazıları kamuoyunda geniş yankı buldu. Gal, NATO’nun 5. maddesi bağlamında Kuzey Kıbrıs’ın “müttefik koruması” dışında kalacağını iddia ederek, askeri bir çözüm önerisinde bulundu. Bu tür önerilerin hemen ardından Barak MX’in ikinci sevkiyatının gerçekleştiğinin iddia edilmesi, hem provokatif bir hava yarattı hem de bölgesel gerilimin tırmanma riskini artırdı.
İsrail’in GKRY’ye yönelik bu adımı, Doğu Akdeniz’de güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesine katkı yapabilir. Ancak sistemin radar ve izleme kapasitesi göz önüne alındığında, askeri nitelikli bu teslimat yalnızca GKRY’nin savunma kapasitesini güçlendirmekle kalmayıp, Türkiye’ye yönelik algısal ve stratejik baskıyı da artırabilir. Diplomatik kanalların gerilimi düşürme kapasitesi test edilirken, bölgedeki aktörlerin provokatif söylem ve hamlelerden kaçınmaları, çatışma riskini azaltmak açısından hayati görünmektedir.
Barak MX sevkiyatlarının ortaya çıkması, Türkiye–GKRY–İsrail ekseninde yeni bir dönemeç işaret ediyor. Hem askeri kapasitelerin paylaşımı hem de söylem düzeyindeki tırmanış, bölgesel istikrar için kaygı verici. Bu gelişmeler, yalnızca askeri dengeyi değil, diplomatik ilişkileri ve bölgedeki kamuoyunu da etkileyerek daha geniş çaplı sonuçlar doğurabilir.
HABER YORUM
Etrafımız hain dolu….
Ve aynı zamanda da düşman….
Güneyimizde bizi terör örgütleriyle uğraştıran siyonist yapı, batıda da çeşitli ülkelere verdikleri açık ve gizli desteklerle bizi rahatsız etmeye ve güya gözdağı vermeye devam ediyorlar…
Bunlardan biri de Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi…
Bütün bunlar da bize Rabbimizin bir emrini hatırlatıyor:
“Ey iman edenler! Yukarıda sözü edilen batıl ideolojilerin mimarlarını, yani Yahudileri ve Hristiyanları samimî ve güvenilecek bir dost, sözü dinlenecek bir yönetici, himayesine sığınılacak bir koruyucu, işbirliği yapılacak bir müttefik, kısaca veli edinmeyin! Unutmayın ki, onlar ancak birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden her kim onları dost edinecek olursa, o da onlardandır. Çünkü Allah, kâfirlerle böyle sıkı fıkı ilişkiler içinde olan zalimleri doğru yola iletmez.” (Maide 51)
İSLAMİ HABER “MİRAT”