
GAZZE’deki açlık felaketini sona erdirmek için Akdeniz’e açılan ve aralarında 50’den fazla ülkeden aktivistin bulunduğu Küresel Sumud Filosu’na İsrail ordusunun uluslararası sularda düzenlediği korsanlıkvari müdahale ve aktivistleri gözaltına alması, Avrupa sokaklarında dev bir protesto dalgası yarattı.

İspanya’dan İtalya’ya, Belçika’dan Yunanistan’a kadar yüz binlerce Avrupalı, İsrail’in Gazze’deki soykırım politikalarına karşı isyan bayrağını çekti. İsrail, Gazze’deki katliamları ve insani yardım engellemeleri nedeniyle küresel arenada günden güne yalnızlaşırken, bu durumun dünya genelindeki İsrail vatandaşlarını da “hedef” haline getirdiği endişesi artıyor.

Gazze’ye gıda ve ilaç taşıyan sivil gemilerin oluşturduğu Küresel Sumud Filosu, Gazze’deki ablukayı kırma ve bölge halkına nefes aldırma hedefiyle yola çıkmıştı. Ancak, uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail deniz komandoları, uluslararası sularda seyreden filoya müdahale ederek insani yardım gönüllülerini gözaltına aldı. Aralarında Türkiye ve İsveçli aktivist Greta Thunberg‘in de bulunduğu çok sayıda gönüllünün zorla alıkonulması, Batı’nın çifte standart uygulamalarına karşı duyulan öfkeyi ateşledi.
Filo temsilcileri, sadece gıda ve eczane malzemesi taşıyan gemilere “savaş gemisi muamelesi yapıldığını” belirterek, İsrail’in bu eyleminin uluslararası sistemin iflas ettiğini gösterdiğini vurguladı.

İsrail’in bu son yasa dışı eylemi, zaten Gazze’deki soykırım boyutuna ulaşan saldırılara tepkili olan Avrupa kamuoyunu patlama noktasına getirdi. Başta İspanya, İtalya, Belçika, Almanya ve İngiltere olmak üzere, Avrupa’nın dört bir yanındaki şehirlerde on binlerce kişi sokaklara döküldü.

Belçika Dışişleri Bakanı, saldırıyı kınarken, bu tür saldırıların Gazze’ye uygulanan “kabul edilemez insani ablukayı” kırmaya yetmeyeceğini, diplomatik yollarla ve yaptırımlarla ilerleme sağlanması gerektiğini belirtti.

Gazze’de uygulanan açlığı savaş silahı olarak kullanma, hastaneleri bombalama ve insani yardımları engelleme gibi eylemler, İsrail’in uluslararası alandaki dokunulmazlığını ilk kez bu denli sorgulanır hale getirdi. Bu durum, İsrail’in sadece hükümet düzeyinde değil, halk nezdinde de hızla izole olmasına yol açıyor.
Analistler, hükümetin aşırı sağcı politikalarının ve Gazze’deki soykırım iddialarının, İsrail halkının yurt dışındaki yaşamını giderek daha tehlikeli bir hale getirdiği tezini ileri sürüyor. Bir zamanlar Batı’da ayrıcalıklı ve korunan bir statüye sahip olan İsrailli kimliği, artık üniversite kampüslerinden uluslararası havalimanlarına kadar her yerde protesto ve tepkiyle karşılaşıyor.

Sivil toplumun güçlü eylemleri ve hükümetlere yönelik baskılar arttıkça, uluslararası hukuku ihlal eden bir devletin vatandaşı olmak, küresel vicdanın hedefi haline gelmek anlamına geliyor.
Avrupa’da artık “vicdanı uyanan” siyasetçiler ve aktif hale gelen sivil toplum, İsrail’e karşı somut adımlar atılmasını, AB-İsrail anlaşmalarının askıya alınmasını ve yaptırımlar uygulanmasını talep ediyor. Küresel Sumud Filosu’na yapılan saldırı, Gazze’deki soykırımın tetiklediği bu küresel kopuşun son ve en çarpıcı örneği olarak tarihe geçti.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube