islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1847
EURO
52,8022
ALTIN
6.674,07
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

Türkiye’nin Stratejik Önemi mi, Çıkar ilişkisi mi?

Türkiye’nin Stratejik Önemi mi, Çıkar ilişkisi mi?

Batı’nın iki Yüzlü Övgü Yarışı

Yıllarca Türkiye’yi demokrasi eksikliği, insan hakları ihlalleri ve otoriter eğilimlerle suçlayan Batılı ülkeler, son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’yi övmek için adeta yarışa girdi.

Bu ani dönüşün arkasında, Rusya-Ukrayna savaşı ve ABD’nin Avrupa’ya yönelik değişen tutumu yatıyor. Ancak bu övgüler, geçmiş eleştirilerin gölgesinde iki yüzlü bir politika olarak değerlendiriliyor.

Uzun yıllar boyunca Avrupa Birliği ve ABD, Türkiye’yi eleştirmekten geri durmadı. Demokrasi standartları, basın özgürlüğü ve Kürt meselesi gibi konularda Ankara sık sık hedef tahtasına oturtuldu. Ancak 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı, jeopolitik dengeleri değiştirdi. Türkiye’nin NATO’daki ikinci büyük ordusu, Karadeniz’deki stratejik konumu ve Rusya ile dengeli ilişkileri, Batı için vazgeçilmez hale geldi.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Erdoğan ile görüşmelerinde Türkiye’nin Ukrayna barış sürecindeki rolünü övdü ve Avrupa güvenliğinde Türkiye’nin önemine vurgu yaptı. Alman liderler ve diğer Avrupalı diplomatlar da benzer şekilde, Türkiye’nin savunma kapasitesini ve arabuluculuk çabalarını takdir etti. Özellikle 2025’te Donald Trump’ın ikinci dönemindeki ABD politikaları, Avrupa’yı kendi savunmasında Türkiye’ye daha fazla ihtiyaç duymaya itti. Trump’ın Erdoğan’ı “güçlü lider” olarak nitelendirmesi ve Suriye ile Gazze’deki gelişmelerde Türkiye’nin rolünü öne çıkarması, bu övgü dalgasını tetikledi.

Analistler, bu değişimin temel nedenini şu şekilde açıklıyor: Rusya’nın Ukrayna’daki ilerleyişi ve ABD’nin Avrupa’dan kısmi çekilme sinyalleri, kıtayı savunmasız bıraktı. Türkiye ise hem NATO’nun güneydoğu kanadını güçlendiriyor hem de enerji koridorları ile Karadeniz güvenliğinde kilit rol oynuyor. PKK’nın silah bırakma çağrısı ve Suriye’deki gelişmelerde Türkiye’nin etkisi, Erdoğan’ın uluslararası prestijini artırdı.

Ancak bu övgüler, samimiyet tartışmasını da beraberinde getiriyor. Yıllarca “otoriter” diye suçlanan Erdoğan, şimdi birden “güçlü ve vazgeçilmez lider” olarak anılıyor. Bu durum, Batı’nın çıkar odaklı pragmatizmini gözler önüne seriyor. Türkiye’nin stratejik değeri arttıkça eleştiriler azalıyor, azaldıkça övgüler çoğalıyor. Peki, bu iki yüzlülük mü yoksa gerçekçi bir politika değişikliği mi?

Türkiye, bu süreçte bağımsız duruşunu koruyor. Hem Batı ile işbirliğini sürdürüyor hem de Rusya ile dengeli ilişkilerini muhafaza ediyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Batı’nın övgüleri geçici olabilir. Gerçek bir ortaklık için, karşılıklı saygı ve tutarlılık şart.

Sonuç olarak, Türkiye’nin jeopolitik önemi tartışılmaz bir gerçeğe dönüştü. Batılı ülkeler bunu geç de olsa anladı. Ama bu anlayış, geçmiş eleştirilerin yarattığı güvensizliği silmeye yetmiyor. Türkiye, güçlü pozisyonunu çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam edecek. Batı ise, kendi güvenliği için Ankara’ya daha fazla ihtiyaç duyacak gibi görünüyor.

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.