islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
21°C
İstanbul
21°C
Açık
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Az Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
15°C

ALLAH’IN RESÛLÜ’NÜN ÇOK EVLİLİĞİ

ALLAH’IN RESÛLÜ’NÜN ÇOK EVLİLİĞİ
17/12/2025 08:30
A+
A-

ALLAH’IN RESÛLÜ’NÜN ÇOK EVLİLİĞİ

Taaddüd‐i zevcât gibi kültürel bakımdan mü’minler tarafından bile kavranıp rûhlara sindirilemeyen temel İslâmî meselelerden biri de Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed’in çok evliliği olmuştur.

Allah’ın Resûlü Niçin Çok Evlenmiştir?

Bu suâlin açık ve kesin bir tek cevabı vardır:

‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ O, cinsel vasıflı düstûrları dâhil; İslâm Dîni’ni tebliğ, tefsir ve tatbikle yükümlü, evrensel bir peygamber olduğu için çok evlenmiştir.

Çok evliliğinin sebebi evrensel peygamberliğidir. O, çok kadınla evlenmeseydi peygamberlik görevini (tebliğ, tefsir ve tatbik) tam olarak yapmış olamazdı. Her asırda milyonlarca insan tarafından her alanda örnek alınabilecek şekilde hayatı bilinemez, izinden gidilemezdi.

Evet, Allah’ın Resûlü’nün çok evliliğinin bir tek sebebi vardı. O da Kıyâmet Günü’ne kadar devam edecek peygamberliğiydi.

İslâm bilginlerinin bir kısmının ileri sürdüğü ictimaî, iktisâdî ve siyâsî sebepler aslında sebep değildir. Onlar, gerçekleştirilmesi zarûrî olan taaddüd‐i zevcâtın yalnızca soyut cinsel amaçlar gözetilerek değil, ictimaî, iktisadî ve siyasî amaçlar gözetilerek gerçekleştirildiğinin belgeleridir. Yani sebep görülen ve gösterilen vesîleler olmasaydı Allah’ın Resûlü yine de çok kadınlı aile hayatına geçmeye mecburdu.

Çünkü bunu gerekli kılan, peygamberlik göreviydi.

Bu gerçeği iyice kavrayabilmek için üç şey gereklidir:

a‐ Her yaş, renk ve güçdeki insan cinselliği üzerinde gerçekçi olmak,

b‐ Aşağıda açıklanacak soruların cevaplarını bilmek:

“Peygamber kimdir, görevi nedir? Hz. Muhammed’in peygamberler arasındaki özellikleri nelerdir? Teblîğ ettiği dînin muhtevası nasıldır?”

c‐ Yirmi üç senelik peygamberlik dönemi içinde Kur’ânî emirler ve yasakların nasıl bir geliş seyri takib ettiğini, yani teşrî tarihini izlemek.

İnsan cinselliği üzerindeki İslâm gerçekçiliğine yer yer değindiğimiz için, bu incelememizde (b) ve (c) bendlerindeki esaslar çerçevesinde konuya açıklık getirmeye çalışacağız.

Peygamber Kimdir?

Peygamber; Allah’ın, yaratıp yeryüzünde kulluk denemesine tâbi tuttuğu insanlara, emirleri ve yasakları tebliğ etmesi için insanlar içinden seçip vahiy indirerek görevlendirdiği erkek insandır.

Peygamberin Görevi Nedir?

Peygamberin görevi; Allah’ın kendisine vahiy meleği aracılığıyla bildirdiği iman esaslarını, özel ibâdet görevlerini ve insan hayatını ilahî iradeye göre yönlendirecek ilâhi emirleri ve yasakları tebliğ, tefsir ve tatbik etmektir. Böylece insanları Allah’a ibâdete çağırıp, onları Tâğût’tan; Yaratan’ın egemenliğini tanımaz insanlara, şeytanî ilke, kurum ve düzenlere boyun eğmekten sakındırmaktır.

Bir hadise göre sayıları yüz yirmi dört bine ulaşan peygamberlerin, Hz. Muhammed (sav) dışındakilerinin ortak özelliği, belirli bir coğrafî bölgeye, muayyen bir veya birkaç topluma gönderilmiş olmalarıdır.

Peygamberler Arasında Hz. Muhammed (sav)’in Özellikleri Nelerdir?

Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed, peygamberlerin sonuncusudur. Bu sebeple O, belli bir zaman dilimi için, muayyen bir millete değil, bütün insanlığa gönderilmiştir.

Yüce Allah, insanlık için seçip razı olduğu son kanunlarını O’nunla göndermiştir. Bu son kanunları gibi O’nun peygamberliğini de Kıyamet Günü’ne kadar geçerli kılmıştır.

Şanı büyük olan Allah, kanunlarının (emirleri ve yasaklarının) bir bölümünü teşkil eden Kur’ân‐ı Kerîm’i O’na yirmi üç yıllık bir zaman süreci içinde, sûre sûre ve âyet âyet, fakat lafız ve mânâ olarak vahiy yoluyla indirmiştir.

Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed lafız ve mânâ (Kur’ân‐ı Kerîm) ve de yalnız mânâ (Sünnet) olarak kendisine vahyedilen ilâhî kanunları tebliğ, tefsir (sözlü açıklama) ve tatbikle mükellef kılınmıştır.

Hz. Muhammed’e indirilen ilâhî düstûrlar itikadî, ictimaî, iktisadî, hukûkî ve ahlâkî vasıfta olup, insan hayatını bütünüyle kuşatıcı ve yönlendiricidir.

Evet bu ilâhî düstûrlar; yemek yemekten tuvalete girip çıkmaya, evlenmekten boşanmaya, üretimden tüketime, ferdî haklardan toplumsal görevlere, ahlâkî kurallardan cezâî yasalara, savaş nizamından barış düzenine, adâletten merhamete, namazdan zekâta v. s. kadar insanla ilgili her yönü içine alıcıdır.

Allah’ın Resûlü bu ilâhî düstûrları, onları içeren Kur’ân ve Sünnet’le bildiriyordu.

Sünnet: Sözlü, Fiilî ve Takrîrî sünnet, olmak üzere üç kısımdı ve her bir kısmı da vahye dayanıyordu.

‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ Allah’ın Resûlü Kur’ân’ı insanlara aynen sunuyordu. Konuşmaları sözlü sünneti, işleri fiilî sünneti, gördüğü ve duyduğu olaylar karşısındaki tavrı da takrîri sünneti oluşturuyordu.

Allah’ın Resûlü ilâhî düsturları içeren Kur’ân ve Sünnet’i insanlara ulaştırmak görevindeydi. Bunun için de tebliğ, tefsir ve tatbik gerekliydi.

a Tebliğ

Allah’ın Resûlü kendisine lafız ve mâna olarak vahyedilen Kur’ân âyetleri ile indirilen ilâhî yasaları aynen, yalnız mânâ olarak indirilen ilâhî ölçüleri de kendi üslûbu ile bildirmekle yükümlüydü.

b Tefsir

Tebliğ edilen ilâhî düstûrların açıklanması da gerekiyordu. Çünkü Yüce Allah; Namaz, Zekât, Cihâd vs. gibi Kur’ânî emirleri mutlak olarak veriyordu.

Namazın nasıl kılınacağını, zekâtın hangi mallardan ve ne oranda verileceğini, cihâda kimlerin çıkacağını ve kimlere karşı çıkılacağını… hep Allah’ın Resûlü açıklıyordu.

Zinâ, faiz ve rüşvet gibi Kur’ânî yasaklar da böyleydi.

Bir de ilâhî emirleri ve yasakları uygulamada tereddüde düşen sahâbîler, sürekli sualler yöneltiyor, açıklama istiyorlardı.

c Tatbik/Uygulama

Allah’ın Resûlü tebliğ ve tefsir ediyor, bizzat da uyguluyordu. Ne var ki tebliğ ve tefsirin bazan tatbikatla yapılması da zarûrî oluyordu. Yani Allah’ın Resûlü uyguluyor, böylece hem tebliğ hem de tefsir etmiş oluyordu. Uygulama çok önemliydi. İlâhî düstûrları hayata hâkim kılmak için Allah’ın Resûlü’nün bizzat uygulaması gerekiyordu. Yaşanmayan yaşatılamazdı. Kaldı ki Allah, Peygamberi’ne de uygulama emri veriyordu.

Bu sebeble Allah’ın Resûlü, tebliğ ve tefsir yoluyla neyi emrediyor ve yasaklıyorsa, önce bizzat kendisi de uyguluyordu.

‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ O, namaz kılınız buyuruyor, bizzat kendisi fazlasıyla kılıyordu. Cihad ediniz emrini veriyor, kılıcını kuşanıp ön saflarda çarpışıyordu. Barışı öğütlüyor, sulh andlaşmaları imzalıyordu. Adâlete yöneltiyor, adâletin üstünde af ediyordu. Hakka çağırınız mesajını veriyor, gece gündüz öğretimini sürdürüyordu. Kibirden, lüks ve israftan sakındırıyor, tevâzuun ve sadeliğin erişilmez örneklerini veriyordu…

Sözün özü odur ki, neyi emrediyor ve yasaklıyorsa onu bizzat yaşıyordu. Çünkü yaşamak zorundaydı. Peygamberlik görevi bunu gerektiriyordu.

Allah’ın Resûlü Tebliğ, Tefsir ve Tatbikte Yardımcılara Muhtaçtı

Allah’ın Resûlü, fert ve toplum hayatını her yönüyle kuşatan bu ilâhî yasaları; tebliğ, tefsir ve tatbikte pek tabîidir ki yardımcılara muhtaçdı.

İlk mü’minler muhâtaptılar. Yakın çevresini oluşturan sahâbîler yardımcı da oluyorlardı. Ancak bu yeterli değildi. Çünkü onların her birinin kendine özgü işleri vardı. Yatsıdan sonra da çekiliyorlardı.

Allah’ın Resûlü’nün yalnız sözleri değil, bütün işleri, gördüğü ve duyduğu olaylar karşısındaki tavırları da dînî ölçüleri oluşturduğundan, çok yakından ve gece‐gündüz sürekli olarak izlenmesi gerekiyordu. Kaldı ki ilâhî hükümlerin bir kısmı yalnız kadınları ilgilendirdiğinden, kadınca bir alâka gerekliydi. Sonra kadınlar da sualler yöneltiyorlardı. Onların da Hz. Peygamberle irtibat kurmaya ihtiyaçları vardı.

Evet, Allah’ın Resûlü’nün sürekli olarak izlenmesi, her sözünün, işinin ve tavrının belirlenmesi lâzımdı. Kadınlarla arasında irtibat kurulması gerekliydi.

Bu sebeble yardıma ihtiyacı vardı. Bir yardımcı yetmezdi. Yardımcılar lâzımdı. Üstelik yardımcıların farklı zekâda, değişik karakterde, muhtelif yaşda olması zarûriydi. Çünkü her konuya ilgi duyulmalıydı. O’nun her sözüne kulak kabartılmalıydı, her tavrı belirlenmeliydi. Bunun için de yardımcıların gece gündüz O’nunla beraber olmaları şarttı.

Bu Yardımcılar Kimler Olabilirdi?

Sözü edilen yardımcılar devamlı olacağından bu yardımcılar ancak ve ancak O’nun eşleri olacak kadınlar olabilirdi. Hem bu yardımcıların O’nun eşleri olmasını zarûrîleştiren pek mühim bir sebeb vardı. O da İslâmî düstûrların bir bölümünün cinsel vasıflı olmasıydı.

Hz. Muhammed’in Peygamberlik Görevleri Arasında Cinselliğin

Yeri ve Önemi

O’nun tebliğ ettiği ilâhî yasalar içinde cinsellikle ilgili olanları da pek çoktur. Çünkü cinsel hayat insan hayatının önemli bir parçasıdır.

Yüce Allah yarattığı insanı, cinselliği ile de kulluk denemesine tâbi tuttuğu için pek çok yasa koymuştur.

Cinsellikle ilgili olarak Hz. Peygamber’e inen ve O’nun tarafından tebliğ olunan cinsel vasıflı emirler ve yasaklara bakıldığı zaman, bunların oldukça büyük bir yekün tuttuğu görülür.[1]

Başta evlenme ve boşanmaya ilişkin pek çok yasa… Çıplaklıktan‐bakışmaya, flörtten‐zinâya, homoseksüellikten‐seviciliğe, ilâ’dan‐zıhâr’a, âdet hali temasından azile (korunmaya) kadar pek çok ilâhî cinsel yasak…

Cinsel ninelikli değişik Kur’ânî ve ta’zîr cezaları …

Evlendirmeden‐evlilik içi ilişkilere, vücût temizliğinden‐gusüle, cinsel kıskançlıktan‐li’âna, örtünmeden‐kadın erkek beraberliğine kadar pek çok ilâhî emirler ve öğütler…

Bütün bu ilâhî ölçülerin oluşturduğu cinsel nizama geçerlilik ve hayâtiyet kazandıracak baş kurum olarak örneklendirilmesi zarûret üstü zarûret olan çok kadınlı eşlilik…

Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed, yukarıda misallendirilen, aslında bu kitabımızda özetin özeti şeklinde sunulan ilâhî cinsel düsturların tebliğcisi ve açıklayıcısıydı.[2]

Görevi yalnız tebliğ ve tefsir de değildi. Uygulanması gerekenleri bizzat da yapacaktı.

Uygulaması da çok yönlü olmak durumundaydı. Çünkü, bu ölçüleri Kıyamet’e kadar gelecek bütün insanlara cinsel hayat nizamı olması için tatbik edecekti. Daha açık bir şekilde ifade edersek şöyle diyebiliriz:

O, onbeş yaşındaki henüz bülûğa ermiş bir gencin peygamberi olduğu gibi, pîr‐i fâninin de peygamberiydi. O, sıcak iklim insanının da soğuk iklim insanının da peygamberiydi. O, bir kadınla tatmin bulabilecek orta bir cinsel güce sâhip olan insanın da, ancak birden fazla kadınla tatmin olabilecek ileri derecede cinselliğe sâhip insanın da peygamberiydi. O, sade bir insanın peygamberi olduğu gibi, etrafında pek çok kadın bulunan kralların ve imparatorların da peygamberiydi. Üstelik o yalnız erkeklerin değil kadınların da peygamberiydi. Evet, Allah’ın Resûlü, insanlığın her bir sınıfının anlayacağı şekilde İslâm’ın cinsel düstûrlarını tebliğ etmek ve örnek olacak şekilde uygulamak durumundaydı.

Değişik güçlere sâhip olanlarından farklı renklere ve muhtelif karaktere sâhip olanlarına kadar bütün insanlara örnek olacak uygulamanın elbette çok yönlü ve zengin olması gerekiyordu.

Üstelik cinsel bilgiler kadınlara da aktarılacaktı. Onların sualleri de cevablandırılacaktı.

Bütün bunlar, Medine İslâm Devleti kurulup geliştirilirken, yığınla siyasî ve askerî problemlerle boğuşulurken yapılacaktı.

Bunlar, eşlerden oluşacak kadın yardımcılar olmaksızın nasıl yapılabilirdi? Evet, Allah’ın Resûlü fert ve toplum hayatını kuşatan çok yönlü ilahî düstûrlar yanısıra, cinsel vasıflı ilâhî ölçüleri de tebliğ, tefsir ve tatbik mevkiindeydi. Üstelik cinsel vasıflı ilâhî düstûrlar daha bir özellik arzediyordu. Zira bunların kadınlarla ilgili olanlarına mutlaka kadınların aracılık yapması gerekiyordu. Kaldı ki cinsel düstûrların tabîi bir mahremiyeti de vardı.

Uygulama ise mutlaka yardımcıları, hem de eşlerden oluşacak yardımcıları gerekli kılıyordu. Çünkü kadın yardımcılar eşlerden oluşmasa, taaddüd‐i zevcât örneklendirilemezdi. İleri bir cinsel gücün nasıl kullanılacağı, cinsel hayatta nelere ihtimam gösterileceği duyurulamazdı. Değişik karakterde kadınların nasıl idâre edileceği götserilemezdi. Gençken yaşlı, yaşlı iken genç kadınla evlenme misallendirilemezdi. Kadınların özel halleri ve bu hallerindeki helâl ve haram durumlarına açıklık getirilemezdi.

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER SİTESİ “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

[1] Ünlü fizyolog Kenneth Walker “Ne yazık ki insanlığın büyük ruhsal önderleri Îsa ve Buddha, cinsiyetten pek söz etmemişlerdir. Söylediklerinin açıklanması da pek güçdür”diyerek üzüntülerini dile getirmektedir. Oysa insanlık adına üzülmeye gerek yoktur. Çünkü Allah’ın Son ve Evrensel Peygamberi Hz. Muhammed, cinsiyetle ilgili söylenilmesi gerekli olan her şeyi açıkça söylemiş, böylece insanlığın yolunu aydınlatmıştır. Alıntı için de bak. Kenneth Walker, Fizyoloji Açısından Cinsiyet Varlık Yayınları 1973 sh. 91.

[2] Allah’ın Resûlü’nün evrensel peygamberliği, cinsellik dahil her şeyi açıklayıcı vasıftadır. Bak. İ’lâmül‐Müvekiin İ. Kayyım el‐Cevziyye 4/375.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.